"İki gözüm, bağışlayın ama, sizin hiçbir şeyden anladığınız yok. Eğer tüm bu ilin sınırları içinde ilgiye değer, hatta seçkin bir şey varsa, o da bizim vişne bahçemizdir."
Der, çiftliğin sahibi Lubov Andreyevna Ranevskaya... Çünkü onun, ailesinin ve hatta hizmetlilerinin bile geçmişteki varlıklarının, ihtişamlı hayatlarının, anılarının da sembolüdür Vişne Bahçesi...
Anton Çehov, 19.yüzyıl Rus aristokrasisinin çöküşünü; artık çalışarak, üreterek, ticaret yaparak varlığını sürdürmek zorunda kalan değişen toplum düzenine ilişkin hikayesini abartılı karakterlerinin trajikomik diyaloglarıyla da olsa hüzünlü bulduğum dört perdelik bir oyun yazarak kaleme almış.
Eskiden ihtişamlı bir hayat yaşayan aile yeni düzeni görmezden gelip, redderek eylemsizliğin sonucunda kaynaksız kalıp, biriken borçları karşılığında vişne bahçelerinin açık arttırmada kaybedecekleri gerçeğiyle bile yüzleşmeyerek çıkmaza girerler.
Ancak evlerine orkestra çağırıp balo düzenlemekten, etrafa gösteriş için son paralarını dağıtmaktan geri kalmazlar.
Çehov, Trofimov karakteriyle;
"Yaşamınızda hiç değilse bir kez olsun gerçeğin doğrudan doğruya gözlerinin içine bakın." diye bir serzenişte bulunur.
Andreyevna'nın verdiği cevap ise anılarına olan aidiyetine bağlılığının ve davranışlarındaki tutarsızlığın izahı gibidir:
"...fakat söyleyin bana cancağızım, gençliğinizden ötürü değil mi bu; bu sorunların hiçbirinin size acı vermeyişinden ötürü değil mi? Cesaretle bakıyorsunuz ileriye doğru; fakat bunun nedeni orada korkunç bir şey görmeyişiniz, böyle bir şey beklemeyişiniz değil mi? Hayatın genç gözlerinize henüz kapalı oluşu değil mi? Bizden daha dürüst, daha cesur, daha ciddi bir kişiliğiniz var... Fakat biraz derinliğine düşünün, azıcık yüce gönüllü olun da bağışlayın beni. Burada doğdum ben; babam,