BİR GEYŞANIN ANILARI-ARTHUR GOLDEN,560 sayfa
“Mücadelemiz ve zaferlerimiz ne olursa olsun,onlar için ne denli acılar çekersek çekelim,hepsi kısa bir süre sonra kağıdın üstündeki mürekkebe damlayan su gibi akıp gidecek.”
“Bir geyşanın hayatının nasıl olacağını düşünüyordun?Hayatlarımızın mutluluk verici olması için geyşa olmuyoruz.Başka çaremiz olmadığı için geyşa oluyoruz.”
Birbirinden değişik ipek kimonoları, alımlı beyaz makyajları, ilginç aksesuarları ve aldıkları eğitim ile Japon kültürünün önde gelen unsurları arasında yeralan geyşaların hayatının anlatıldığı,çok akıcı,anlaşılır bir dille yazılan kitap ve karakteri Sayuri’nin öyküsü bir kurgu olduğu halde 1930-40 yıllarında geyşaların günlük yaşamı tarihi gerçeklerle okuyucuya sunulmaktadır.
Japonya'da 17. yüzyıldan bu yana eğlence hayatında erkek müşterilere şarkı, dans, sohbet ve oyunlar ile eşlik eden ve geyşa adı verilen bu kadınların bugün yaklaşık yarısı Kyoto'da yaşıyor ve çalışıyormuş.Tokyo, Kanazawa, Niigata ve Hachioji'de birkaç geyşa bölgesi de varlığını hâlen sürdürmekteymiş ve sayısı 1000 civarında geyşa varmış.
Çoğunlukla dans ve müzik konusunda eğitilen geyşaların eğitiminde yemekler, sunum ve özellikle çay servisi eğitimi çok önemli bir yer tutmaktadır.Geyşalar saçları ve makyajları yapmada uzun zaman harcamaktadırlar ve bu saçların 3-4 gün dayanması beklenir. Tahtadan ve boyunlarını koydukları bir oyuğun olduğu saçların boşlukta kaldığı bir yastık kullanmaktadırlar.
Çok küçük yaşta evlerinden alınarak veya aileri tarafından yoksulluk nedeniyle satılarak geyşa evlerine getirilip anne dedikleri bir kadının himayesinde yoğun bir eğitim ve ev işleri ,yeri geldiğinde şiddetli dayak yiyerek geçirdikleri bir çıraklık döneminden sonra hazır olanlar tecrübeli ve deneyimli bir abla geyşa tarafından