Dolunay Katilleri; 1921 senesinde Anna Brown'ın cinayeti ile kayıt altına alınmaya başlayan Osage Halkı cinayetlerini ve bu süreçte yeniden yapılandırılan Federal Soruşturma Bürosu'nun vakayı sonuçlandırma sürecini tarihi kayıtlar paralelinde yansıtıyor. Gazeteci yazar David Grann'ın gerçek tarihi olayları; akıcı bir üslupla yansıtması, karakterlerin çocukluklarına ve aile hayatına yolculuk içeren geçmişe dönüşlerle renklendirdiği anlatımı, ırkçılığa, para kazanma hırsına, Amerika'nın asimilasyon politikalarına yönelik göndermeleri ile çok beğenerek, öfkelenerek ve merakla okuduğum bir kitap oldu.
Osageler'in inanışları, kanun koruyucu birimlerin gelişimi, özel dedektif bürolarının kuruluşu, sonradan FBİ ismini alacak olan Soruşturma Bürosu'nu yozlaşmışlığından kurtarmayı amaç edinmiş J. Edgar Hoover ve emrinde çalışan eski Teksas Korucusu Tom White'ın güçlü kişilikleri özellikle dikkatimi çeken yönlerinden.
1870 'te Osage Halkı, Kansas topraklarından Oklamaha'nın çorak bir arazisine göç etmek zorunda bırakılır. Yerleştikleri arazinin petrol rezervleri üzerinde olduğu ortaya çıkınca, tüm dikkatler üzerlerine çekilir. Petrol şirketleri ile yaptıkları anlaşmalar ile büyük bir zenginliğe kavuşan Amerikan Yerlileri bu kez de ABD Hükümeti'nin ırkçı politikaları ile yüzyüze gelir.
Osageler'e atanan finansal vasiler, harcama alışkanlıklarını kontrol etmek için gönderilen hükümet müfettişleri ile kendi mal varlıkları üzerinde kontrolleri ellerinden alınır. Mayıs 1921'de Molly Burkhart'ın kız kardeşi Anna Brown'ın bir dere yatağında ortaya çıkan cesedi ile başlayan Osage cinayetleri zengin Osage yerlilerinin hedef alındığını gösterir. Özel dedektifler tutulur ama araştırmalar sonuçsuz kalır. Osage Halkı'na yardım eden bir kaç kişi de faili meçhul cinayetlere kurban