“Anne’nin iki anlam taşıdığı Sicilyalıların: yaşlı ve kutsal. Annenin giysilerinin en uygun rengi siyahtır ya da olsa olsa gri ya da kahverengi. Giysilerinin biçimi yoktur; terzilerden başlayarak hiç kimse, bir annenin bir kadın bedeni olduğunu düşünmesin diye. Yılları önemsiz bir gizemdir onların, öylesine ki, onların biricik yaşları yaşlılıktır. Böylesine biçimi olmayan bir yaşlılığın kendisi için değil, çocukları için ağlayan gözleri vardır; kendileri için değil, çocukları için yakaran kutsal dudakları vardır.”
“Hiçbir şey bilmeksizin dünyaya gelen insanoğlu, işte böyle gene hiçbir şey bilmeksizin sonuna varıyor yolun. Ne başlangıcını biliyor insanoğlu, ne de sonunu.”
Her şeyi unutan biri olmaktan utandığı açıktı. Düşünceler, bir ağacın üstündeki çiy damlaları gibi kopuyordu aklından: Bir an asılı kalıyorlar, belli belirsiz parlıyorlar, sonra da düşüyorlardı.