·
Okunma
·
Beğeni
·
178
Gösterim
Adı:
Erkek Nedir Bilmezdim
Baskı tarihi:
Ocak 2004
Sayfa sayısı:
154
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752931688
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Moi qui n’ai pas connu les hommes Fransızca
Çeviri:
Lale Bulak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap Yayınları
Kırk kadın... Bir mahzende kapatılmış, birbirlerine sarılmalarına bile izin verilmeyen kırk mahkûm. Üstelik içlerinden biri "gerçek hayat"a dair hiçbir şey bilmiyor. Geçmişinde ne bir aşk var ne bir erkek ne de bir anı... Ama o "düşünce"yi üretiyor, zamana yeni bir anlam veriyor. Ve direniyor... Bu kadın, romanımızın anlatıcısıdır. Bir gün diğer kadınlarla birlikte mahzenden onun çevikliği sayesinde çıktıklarında da karşılaştıkları bomboş dünyaya karşı direnişini sürdüren kadındır.
Jacqueline Harpman, tıp ve psikoloji eğitimi almış, yazarlık serüveni uzun aralıklarla gelişmiş, duyarlı ve soru sormaya yatkın bir yazar. "Erkek Nedir Bilmezdim", aslında başlığının ötesinde bir anlam taşıyor. Bakire olan ve hep bakire kalacak bir kadının hikâyesi bu, ama bakirelik durumu yalnızca fiziksel değil, yaşamsal da. Karşılaştığı dünya da bildiğimiz dünya değil. Boş kalmış, sadece cesetlere rastlanabilen bir çöl. Kusursuz bir anlatımın egemen olduğu roman hiç’liğe seslenen bir şarkı olarak nitelendirilebilir. Psikolojinin karanlık tünellerinde dolaştığı, felsefî sorularla dolu olduğu halde akıcılığından hiçbir şey kaybetmeme gibi bir özelliği de var üstelik. "Erkek Nedir Bilmezdim" gerilim dozu iyi ayarlanmış bir bilimkurgu olarak da kabul edilebilir, fantastik edebiyatın iyi bir örneği olarak da... Nasıl okursanız okuyun, duygularınızı harekete geçirmesine engel olamayacaksınız. Kafanıza sorular üşüşecek hayata dair..
154 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bildiğiniz gibi bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftası, ben de bu haftanın önemi üzerine kadın konulu ve kadın yazarlar tarafından yazılmış kitapları okumaya özen gösterdim. Okuyabildiğim pek söylenemez; malum sınav haftam, sunumum ve okulum içinde yuvarlanırken kitap bitirecek kadar okuyamadım.
Bu kitabı da-Erkek Nedir Bilmezdim’i- kütüphaneden rafta ilgimi çektiği için aldım, okunmamış, keşfedilmemiş, yorumlanmamış kitapları bulmakta zorlanmıyorum. Rast geldiğim bir yorumda kitabın distopya olduğundan bahsedilmişti-nedense aklıma #25404711 geldi- ona katılıyorum; Kitap yaşamayı istemeyeceğiniz bir dünyada yaşayan bir kıza ait-25 yaşından küçük olduğuna göre kadın demem doğru olmaz- onun yaşamını okuyoruz. Pek keyif aldığımızı söyleyemem, adı üstünde distopya. Fakat sebebini anlayamadığımız bir dünya var karşımızda, ufaklık da anlayamadığı için beyninizde soru işaretleri oluşuyor bolca. Yeni şeyler keşfediyor ama bu onu memnun etse de bize ifade edilmemiş bir memnuniyet var. Bence konu ayrıntılanıp birkaç 154 sayfada ifade edilebilirdi..
Çoğu zaman aynaya bakarsınız ve kendinize ‘ben’inize bir şeyler fısıldarsınız; ben çoğunlukla kendi gördüğüm güzelliğimi dile getiririm. Ufaklıktan da bize kendini anlatmasını beklemiştim ya da ilk kez yediği şeyleri bize ifade etmesini..sonradan fark ettim ki, ifade edebilecek kadar bilmiyordu. Bizden biri olsa da değildi o. Kendi dünyasında yaşamıştı ve onun dünyasında kurallar da anılar da ona aitti. Kendi dünyamdan onunkini eleştiremezdim, sadece empati kurup onu anlamaya çalışabilirdim. Öyle yaptım, öyle yapıyorum size de öyle yapmanızı tavsiye ederim.
...insanlar ile hayvanlar arasındaki tek fark büyük aptestini yaparken saklanmaksa insanlığın durumu pek de parlak değilmiş, diye düşünürdüm.
Ağızlarından dökülen sözcüklerin bolluğuna, anlatacak hiçbir şey olmadığının saklamak için, değişik sözcüklerle aynı şeyi tekrar tekrar anlatmalarına hep hayret ettim. Oysa insanoğlunun insanlığını yitirmemek için konuşması gerektiğini o zamanlar bilmiyordum, bunu yeni anladım.
Saymaya devam etmiyor değilim, Otuz günde bir bir ay daha geçti diyorum. Oysa bunlar sözden ibaret zamanı elimle tutamıyorum. Belki de yalnız olunca zaman kavramı yok oluyor...Gece ve gündüzün oluşumu, art arda birbirini izlemesi fizik kurallarına dayanıyor. Oysa zaman insana bağlı.
Onların gözünde ne adımız var ne de kimliğimiz. Birbirimizden farksızmışız gibi davranıyorlar. Oysa ben, benim! Bir sürünün kırkta biri değilim! Büyükbaş hayvanlardan biri de değilim!
Daha önceleri hayat birbirinden farksız, yeksanek hareketlerin tekrarından ibaretti. Büyüdüğümü, yılların geçmekte olduğunu fark etmek bir yandan aklımı karıştırsa da, yine de zamanı durağan, hareketsiz bir kavram olarak algılıyordum. Anılarımı doğuran öfkem oldu.
Tek zenginliğim, sabır. Başka harcayacak bir şeyim yok.
Jacqueline Harpman
Sayfa 42 - harcayacak neyimiz var, paramız dışında

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erkek Nedir Bilmezdim
Baskı tarihi:
Ocak 2004
Sayfa sayısı:
154
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752931688
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Moi qui n’ai pas connu les hommes Fransızca
Çeviri:
Lale Bulak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap Yayınları
Kırk kadın... Bir mahzende kapatılmış, birbirlerine sarılmalarına bile izin verilmeyen kırk mahkûm. Üstelik içlerinden biri "gerçek hayat"a dair hiçbir şey bilmiyor. Geçmişinde ne bir aşk var ne bir erkek ne de bir anı... Ama o "düşünce"yi üretiyor, zamana yeni bir anlam veriyor. Ve direniyor... Bu kadın, romanımızın anlatıcısıdır. Bir gün diğer kadınlarla birlikte mahzenden onun çevikliği sayesinde çıktıklarında da karşılaştıkları bomboş dünyaya karşı direnişini sürdüren kadındır.
Jacqueline Harpman, tıp ve psikoloji eğitimi almış, yazarlık serüveni uzun aralıklarla gelişmiş, duyarlı ve soru sormaya yatkın bir yazar. "Erkek Nedir Bilmezdim", aslında başlığının ötesinde bir anlam taşıyor. Bakire olan ve hep bakire kalacak bir kadının hikâyesi bu, ama bakirelik durumu yalnızca fiziksel değil, yaşamsal da. Karşılaştığı dünya da bildiğimiz dünya değil. Boş kalmış, sadece cesetlere rastlanabilen bir çöl. Kusursuz bir anlatımın egemen olduğu roman hiç’liğe seslenen bir şarkı olarak nitelendirilebilir. Psikolojinin karanlık tünellerinde dolaştığı, felsefî sorularla dolu olduğu halde akıcılığından hiçbir şey kaybetmeme gibi bir özelliği de var üstelik. "Erkek Nedir Bilmezdim" gerilim dozu iyi ayarlanmış bir bilimkurgu olarak da kabul edilebilir, fantastik edebiyatın iyi bir örneği olarak da... Nasıl okursanız okuyun, duygularınızı harekete geçirmesine engel olamayacaksınız. Kafanıza sorular üşüşecek hayata dair..

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • ms.toprak
  • Oyasioya

Kitap istatistikleri