Eşref (Kuşçubaşı'nın Alternatif Biyografisi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
61
Gösterim
Adı:
Eşref
Alt başlık:
Kuşçubaşı'nın Alternatif Biyografisi
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057635709
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap Yayınları
EŞREF: Kuşçubaşı’nın Alternatif Biyografisi, gayrinizami harp tarihimizin en meşhur ismini en insani özellikleriyle ortaya koyan sıradışı bir kitap…Adı tarihe Teşkilat-ı Mahsusa’nın kurucusu ve ilk başkanı olarak geçen Eşref Kuşçubaşı gerçekte kimdi? Ömrünü gayrinizami harp ve istihbarat faaliyetleriyle geçiren bir kahraman mı? Yoksa Milli Mücadele sırasında Yunan saflarına geçerek yıllar boyunca Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı savaşan bir vatan haini mi?Gayrinizami harp ve istihbarat tarihi uzmanı Polat Safi, bu sorulara Eşref Kuşçubaşı’nın çoğu gün yüzüne yeni çıkmış olan şahsi evrakına dayanarak hazırladığı alternatif biyografiyle yanıt veriyor: EŞREF, yakın tarihimizin, hakkında çok şey yazılıp çizilmesine karşın aslında hâlâ bir muamma olan bu tartışmalı figürüne dair ezberleri bozuyor ve ona önce bir insan, sonra tarihi bir kişilik olarak yeniden ayna tutuyor.Bu kitap aynı zamanda yakın tarihimizi ilgilendiren birçok karanlık noktayı da aydınlatıyor: Eşref, Arabistan Devrimci Komitesi adında bir örgüt kurdu mu? Çok yakın olduğunu iddia ettiği Mustafa Kemal Atatürk, Enver Paşa ve Çerkes Ethem’le nasıl bir ilişkisi vardı? Garbi Trakya Hükümeti ve Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanlığını yaptı mı? Mehmet Akif Ersoy, “Çanakkale Destanı”nı onunla birlikte gittiği Necid görevi sırasında mı yazdı? Eşref, Yakup Cemil hadisesinde nasıl bir rol oynadı? Milli Mücadele aleyhindeki ayaklanmalarda payı oldu mu? Neden Yunan tarafına geçti? Atatürk’e suikast girişimindeki rolü neydi? ve daha nicesi…
400 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitapta ezberleri bozan bir şekilde Eşref Kuşçubaşının biyografisinin gerçekleri kaynaklarıyla anlatılmıştır. Kitaptan anladığım kadarıyla bürokrasi, siyasi ve istihbarat çevrelerinde efsanevi olarak bahsedilen Kuşçubaşının aslında kişilik bozukluğu sebebiyle kendisini atfediği ve yaşanan olayları kalemin gücünü kullanarak tarihte kendisine farklı bir rol biçmiştir. Farklı kaynaklarla çapraz okuma yaparak değerlendirme yapılabilir.
Saygılar,
Eşref, gerçekte ne Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucusu ne de örgütün Arabistan, Sina ve Kuzey Afrika Müdürü idi.
Bu ezber bozucu bilgi, beni konuyla daha yakından ilgilenmeye sevk etti. İlerleyen yıllarda gayrinizami harp ve istihbarat tarihimize ve Eşref'in bu tarih içerisindeki yerine dair yaptığım araştırmalar, bana bu tarihi şahsiyetle ilgili yanlış bildiklerimizin onun Teşkilat-ı Mahsusa ile olan ilişkisinden ibaret olmadığını gösterdi: Eşref'in, merkezinde Teşkilat-ı Mahsusa'nın yer aldığı hayat hikayesinin önceki ve sonraki evreleri de tarihsel gerçekliklerle örtüşmüyordu.
Polat Safi
Sayfa 18 - Giriş
Eşref, tıpkı ailesine ve eğitim hayatına dair bilgi verirken yaptığı gibi, Sürgün yıllarını anlatırken de grandiyöz bir tavır takınıyor. Henüz askeri okulu dahi bitirmeden ailesi ile sürgün edilen ve sürgünde sürekli firar etme fırsatı kollayan biri olmasına karşın Hicaz Valisi Ahmet Ratıp Paşa'nın kendisini muhatap aldığını söylemesi ve Paşa'nın ağzından kendisiyle ilgili son derece iltifat-amiz ifadeler aktarması bunun apaçık bir göstergesidir. Benzer şekilde, bu ilk sürgün yıllarını sadece üst düzey insanlarla birlikte geçirdiğine dikkat çekmesi, Eşref'in özel biri olduğuna ve ancak denkleriyle muhatap olabileceğine dair bir inanç taşıdığına delalet eder. Buna karşın Hicaz'da geçirdiği mahrumiyet günleri ve bunun beraberinde getirdiği sıkıntılarla ilgili dişe dokunur bilgiler vermeyişi Eşref'in, onu kaybeden tarafta gösterdiğine inandığı, gururunu okşamayan detaylardan bahsetmeyi tercih etmemesiyle açıklanabilir.
Polat Safi
Sayfa 76 - Mahrumiyet Yılları, Sürgün Yılları
Eşref ve Selim Sami'nin Hicaz'da yürüttüğü mücadelenin Mustafa Kemal tarafından takdir edildiğini anlatmaya matuf bu hikayenin gerçeği yansıttığını sanmıyorum, çünkü Mustafa Kemal'le Selim Sami aynı tarihlerde Şam'da bulunmadıkları gibi, Selim Sami'nin Vatan ve Hürriyet Cemiyeti ile ilişkilendirilmesi de mümkün değil. Bu iddialarımı şöyle gerekçelendirebilirim: Eşref ve Selim Sami'nin babası Mustafa Bey'in 1904 yılının Nisan veya Mayıs ayında sürgünden İstanbul'a döndüğünü biliyoruz. Ayrıca Eşref, kardeşi Selim Sami'nin İstanbul'a geçtikten sonra -ki bu bilgiyi arşiv evrakı da doğruluyor- babasıyla birlikte Zaptiye Nezareti'nin "Meriyyü'l-hatır" koğuşunda on bir ay hapis yattıklarını aktarıyor. Dahası, sürgünden firar ederek İstanbul'a gelen ve babasıyla birlikte on bir ay hapis yatan Selim Sami 2 Temmuz 1905'te Aydın'a gönderiliyor. Bu durumda, Selim Sami İstanbul'a en geç 1904 yılı Ağustos ayında gelmiş olabilir. Ancak Mustafa Kemal'in özlük dosyasındaki kayıtta 5. Ordu'ya 1905 yılı Ocak ayında tayin edildiği belirtilir. Yani Mustafa Kemal, Eşref ve Selim Sami de Mustafa Kemal'le görüşmüş olamaz. Benzer şekilde, Mustafa Kemal onları Vatan ve Hürriyet Cemiyeti ile ilişkilendirmek istemiş de olamaz, çünkü Vatan ve Hürriyet Cemiyeti 1906 yılı Ekim ayında, Selim Sami'nin bölgeyi terk edişinden yaklaşık iki-iki buçuk yıl, Eşref'in bölgeyi terk edişinden ise yaklaşık on altı ay sonra kurulur.
Polat Safi
Sayfa 81 - Mustafa Kemal (Atatürk) ile İlk Temas, Kanun Kaçağı
En sonda söylemem gerekeni en başta söylersem, Eşref'in Teşkilat-ı Mahsusa'nın ilk reisi olduğu bilgisi doğru değildir. Bu iddianın kaynağı birçok başka örnekte gördüğümüz üzere bizzat kendisidir ve doğrudan onun bilgi temin ettiği yazar ve araştırmacılar ile bu kişilerin yazdıklarını eleştirel bir süzgeçten geçirmeden kullananlar dışında kimse bu bilgiyi doğrulamaz.
Oysa birincil kaynakların tamamı Süleyman Askeri'nin Teşkilat-ı Mahsusa'nın ilk reisi olduğu konusunda mutabıktır.
Polat Safi
Sayfa 132 - Eşref, Teşkilat-ı Mahsusa Başkanı mıydı?
Eşref'in bahsettiği taarruz, Mustafa Kemal tarafından 16-17 Ocak 1912 tarihlerinde yürütülen Kasr-ı Harun taarruzudur. Mustafa Kemal'in İtalyan tabyalarına yaptığı bu baskın istenen sonucu vermemiştir: Mustafa Kemal, 25 Ocak 1912 tarihinde kaleme aldığı muharebe raporunda emrindeki kuvvetlere 22 şehit ve 27 yaralıya mal olan çatışmada İtalyanların çok az kayıp verdiğini belirtir. Aynı raporda, başarısızlığın sebepleri arasında zaviye ve kabile şeyhlerinin taarruza itirazlarını, Hase kabilesinin taarruza katılmaktan kaçınmasını, baskının gece planlanmış olmasına karşın gündüze bırakılmasını ve Arap mücahitlerinin düşmanın gücünü görmeden saldırıya geçmemesini zikreder. Rapora göre taarruzun başarısızlıkla sonuçlanmasını bir diğer sebebi, taarruza destek vermek üzere gönderilen Eşref Bey kolunun sadece küçük bir bölümünün, üstelik düşmana oldukça uzak bir mevkiden birkaç el ateş etmekle yetinmesidir. Yani Mustafa Kemal bizzat kaleme aldığı bu raporda, Eşref'in bırakın kendisini kurtarmayı, taarruzun başarısızlıkla sonuçlanmasında büyük pay sahibi olduğunu ifade eder.
Polat Safi
Sayfa 110 - Kasr-ı Harun Taarruzu, Çölde Bir Serap:Kahraman Eşref
Eşref'in "aziz kardeşler" olarak bahsettiği şahıslardan biri Ziya Şakir, diğeri ise Cemal Kutay'dır.
Polat Safi
Sayfa 32 - Eşref ve Cemal Kutay, Eşref'in Yayın Serüveni

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eşref
Alt başlık:
Kuşçubaşı'nın Alternatif Biyografisi
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057635709
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap Yayınları
EŞREF: Kuşçubaşı’nın Alternatif Biyografisi, gayrinizami harp tarihimizin en meşhur ismini en insani özellikleriyle ortaya koyan sıradışı bir kitap…Adı tarihe Teşkilat-ı Mahsusa’nın kurucusu ve ilk başkanı olarak geçen Eşref Kuşçubaşı gerçekte kimdi? Ömrünü gayrinizami harp ve istihbarat faaliyetleriyle geçiren bir kahraman mı? Yoksa Milli Mücadele sırasında Yunan saflarına geçerek yıllar boyunca Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı savaşan bir vatan haini mi?Gayrinizami harp ve istihbarat tarihi uzmanı Polat Safi, bu sorulara Eşref Kuşçubaşı’nın çoğu gün yüzüne yeni çıkmış olan şahsi evrakına dayanarak hazırladığı alternatif biyografiyle yanıt veriyor: EŞREF, yakın tarihimizin, hakkında çok şey yazılıp çizilmesine karşın aslında hâlâ bir muamma olan bu tartışmalı figürüne dair ezberleri bozuyor ve ona önce bir insan, sonra tarihi bir kişilik olarak yeniden ayna tutuyor.Bu kitap aynı zamanda yakın tarihimizi ilgilendiren birçok karanlık noktayı da aydınlatıyor: Eşref, Arabistan Devrimci Komitesi adında bir örgüt kurdu mu? Çok yakın olduğunu iddia ettiği Mustafa Kemal Atatürk, Enver Paşa ve Çerkes Ethem’le nasıl bir ilişkisi vardı? Garbi Trakya Hükümeti ve Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanlığını yaptı mı? Mehmet Akif Ersoy, “Çanakkale Destanı”nı onunla birlikte gittiği Necid görevi sırasında mı yazdı? Eşref, Yakup Cemil hadisesinde nasıl bir rol oynadı? Milli Mücadele aleyhindeki ayaklanmalarda payı oldu mu? Neden Yunan tarafına geçti? Atatürk’e suikast girişimindeki rolü neydi? ve daha nicesi…

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Ömer Tekin
  • Ünal Doğan
  • H
  • Hakan Karamanlı

Kitap istatistikleri