·
Okunma
·
Beğeni
·
288
Gösterim
Adı:
Estetik
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944492348
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
De Ki Yayıncılık
Bedrettin Cömert'in bu kitabının başlangıcı, estetiğe yaklaşımın üç ayrı biçimine ayrılmıştır: Metafizik, fenomenolojik ve sorunsalcı estetik. Ardından sanat anlayışının, eleştirinin ne olduğunu açıklayan yazar, konuya genel bir bakışı mümkün kıldıktan sonra, estetik tartışmaların kökenini oluşturan antik öncüller hakkında bilgi verir. Şairi devlet'ine sokmak istemeyen Platon'un idealar dünyasıyla yaşanan dünya arasına koyduğu ayrımdan ürettiği asıl ve kopya sorunundan söz ederken; Aristoteles'in mimesis kuramını anlatırken estetik tartışmanın köken sorunlarıyla, daha geç zamanlardaki tartışmalar arasında bir bağ kurar ve aralara yerleştirdiği sorularla da tarihsel bilgileri bugünün estetik sorunlarıyla etkileşim içinde algılamamızın yolunu açar. Kitap, Plotinos'un Yeni–Platoncu estetik anlayışıyla sona erecektir. Yıllar önce yazılmış olmasına ve bu alandaki kaynakların sayısındaki artışa rağmen, yine de –hacim olarak– küçük bu çalışma, okurlar için yararlı bir giriş olma niteliğini sürdürmektedir.Tanıtım Yazısı'ndan
88 syf.
·2 günde
Kitabın başlangıcında estetiğe yaklaşım üç farklı biçime ayrılmıştır: Metafizik, fenomenolojik ve sorunsalcı estetik. Daha sonrasında sanat anlayışının, eleştirinin tanımlarını yapan yazar, konuya ilişkin genel bir bakışı anlattıktan sonra, estetik tartışmaların kökenini oluşturan antik çağdaki filozoflar hakkında bilgi verir. Kitabın hacimsel boyutunun az olmasına rağmen iyi bir kaynak olacağını düşünüyorum.
88 syf.
Kitap sanat ve ekolleri üzerinde, estetik gerçeklik nedir? sorularına yer veriyor. Bu kitap naif üslubu ile 19. yüzyıl estetik anlayışının öldüğüne dair söylemlerinden tutunda, Tragedya/Sanat/Şiir/ ve daha birçok konuların, temel konu başlıkları altında, kısa alıntılar ile okuyucuya sunulmuş.

Girizgah, Platon' da *idea* iyi ve güzel nedir? veya Aristoteles 'in estetiğinin temeli (Mimesis) kuramından bahsedilmektedir.

Bazı kaynaklarda da söz edildiği üzere; Akademia' da (Neoplatonizm) akımının babası sayılan (Plotinus) kadar mistik biri daha yoktur.
>>''Onun esintisi ve ilham verdiği güzellik ve doğayı taklit etme anlayışını, bir o kadar orta-cağ sanat estetiğinin akımlarına da esin kaynağı olmuştur.'' <<

Ayrıca kitabın arka sayfasındaki, de-ki yayın evine ait olan kitap önerileri var. Kısa ve özü bakımından okunması gereken bir kitap.
En zor yaratılar, hayal gücünü gerçek dünyanın olgularından, yaşamın somut sürecinden uzak tutmamakla ortaya ko­nur. Hayali birtakım yaratılarla, bireysel ve kimi keyfi buluşlarla eser ortaya koymak kolay ve geçersizdir.
İnsanın ödevi Tanrı'ya yükselmek ve esrime (vecit) yoluyla Tanrı'ya katılmaktır. Esriyerek Tanrı'ya katılabilmek için, ruhun tutkulardan annması, dört temel erdemin (doğruluk, ihtiyat, ılımlılık, iç dayanıklılık) uygulanması ve güzelin seyri gerekmektedir. (Centoneo, s. 102, 103)
Bedrettin Cömert, ondan erken çalınmış bir hayattan geriye pek çok çalışma bıraktı. 1959 yılında yazmaya başlayan ve öldürüldüğü tarihe kadar yazmayı sürdüren yazarın çalışmalarının sadece listesine bir göz atmak bile üretkenliği hakkında yeterince bilgi vericidir.
[sf.19]
Walter Benjamin'in Moritz Heimann'dan aktardığı bir söz vardır, otuz beşinde ölen bir adam, hayatının her anında otuz beşinde ölen bir adam olarak hatırlanacaktır." Bedrettin Cömert otuz sekiz yaşındaydı, aylardan Temmuz'du ve sözü yarım kaldı.
Platon ve Aristoteles'ten sonra, uzun bir süre, estetik alanında yeni ve özgün sorunların ele alındığını görmüyoruz. Hatta, antik geleneğin Platon ve Aristoteles ile ulaştığı düzey bile korunamıyor. Daha çok kimi özel sorunlar üzerinde duruluyor. Örneğin: "Sanatın insan yaşamındakı amacı nedir?" sorusuna cevaplar aranıyor. Ne var ki, bu amaç, tümden pratik bir açıdan, ya hazcı (hedonist) ya da eğitici öğretici anlamda ele alınıyor. Epikuros'cular hoşlanma, zevklenme ögesini vurgularken, Stoacılar egitici öğretici öğeye ağırlık veriyorlar (Spirito, s. 74)
Demek ki en iyi yanımız, akla uyan yanımız oldugu halde, taşkın bir yanımız da vardır ki, her türlü benzetmelere elverişlidir.

Homeros veya bir tragedya şairi, bir kahramanın acı duymasını, ahlarla vahlarla konuşmasını, gögsünü yumruklayarak derdini haykırmasını tıpa tıp benzetiyor. Hepimiz hoşlanınz bundan. Kanımız kaynar dinlerken ve bize en coşkun heyecanları yaşatan şaire hayran oluruz. Ama kendi başımıza bir felaket gelince, bunun tam tersini yapanrız, bağrımıza taş basar, susarız. Erkek adama böyle yaraşır, deriz. Şiirde beğendiğimiz ağlaşmaları, kadınlara bırakız. Fakat, benzemek istemediğimiz, hatta benzemekten utanacağımız bir adamuı alkışlamaya, iğreneceğimiz bir şeyden hoşlanmaya hakkımız var mıdır? Akıl, gözyaşlarını, feryatları, inlemeleri tutmamızı buyurmaz mı? Oysa şairler, bu taşkın yanımızı doyurmak isterler, dolayısıyla olumsuz yanımız harekete geçirirler. İşte tiyatrolarda coşturdukları yanımız, bu akıldışı, taşkın yanımızdır.

Aynı şeyi komedya için de söyleyebiliriz. Bir tiyatroda yahut eş dost arasında bir soytarlık gördüğümüzde, bunu kendimiz yapmaktan utanırız, Ama kimi zaman, tiksinecek yerde beğeniriz bu soytarılıkları. Komedya, bu yolla, aklımızla dizginlediğimiz gülünç yanımızı ortaya koyar, onu destekler ve farkında olmadan bizi gülünç hale sokar.
Kısaca, Aristoteles'e göre mimesis (taklit). gerçekliği, yüzeyde göründüğü gibi, tek boyutlu olarak ifade etmek degildir, mimesis'i gerçekleştiren kişi, yani şair, dış gerçeklikle birlikte insanların ruhsal dünyasını da yansıtır. Aristoteles bu gerçeği, en az beklediğimiz bir yerde dile getiriyor: "Doğadaki halleriyle tiksinmeden bakamayacağımız şeylerden, sanatsal kopyalarında gördügümüz zaman, hele mümkün olduğunca gerçekçi bir biçimde tasvir edilmişlerse, hoşlanırız."
Hegel yanlılarnın sandığı gibi sanat ölmemiş, sanatın kısıtlayıcı biçimi ölmüştır. Sanat, gerçek yaşantısına asıl şimdi başlamaktadır. Son yılların özelligini oluşturan çeşit çeşit akım ve sanat anlayışları, bir gerileme degil, tersine, bağımsızlığını yeni bulan bir enerjinin kendini gerçekleştirmesidir.

Bu nedenle sanatı tanımlamak boştur. çünkü sanat, özelliği uyarnca tanım reddeder, çünkü hiç bir zaman uzun süre belirli bir formüle bağlı kalamaz. Sanat yalnız yapılır. O, ancak yapıldıktan sonra bir şeydir. "Sanat nedir?" sorusu, Galilei öncesi bir sorudur. Bu soruya cevap vermeyi düşlemek, sanatçılar ve eleştirmenler karşısında kural-koyucu bir tavır takınmak olur ki, bu da sanatın yaşantısına saygısızlık demektir.

Günümüz estetikcilerinden Dino Formaggio da, Arte (Sanat) adlı eserini, 1973 yılında, şu sözlerle açmaktadır: "İnsanların sanat adını verdikleri her şey sanattır" (Formaggio, a 9). Anlaşılacağı gibi, bu da bir tanım değildir.
İçinde çok değişik eğilimleri toplayan sorunsalcı akımın temsilcisi Ugo Spirito'ya göre, felsefi estetiklerin bütün kesinlikleri son bulmuştur artık. Sanatın sezgi mi, duyum mu, yaratı mi, taklit mi, teknik mi, ne oldugunu söylemek olanaksızdır.
"Düşünce ve sanat hiç bir zaman sıçrayarak ilerlemez. Her çağ, bir önceki çağın sonucu olmaktan başka, bir sonraki çağın da tohumudur. Ancak bu yolla şimdi'yi geçmiş'e bağlama olanaklıdır. Evrensellik ancak bu koşulla kabul edilebilir. Bir sevgi, bir kin, bir özgürlük, bir adalet duygusu tarihsel bir taban ve kesintisiz bir oluş içinde olabilir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Estetik
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944492348
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
De Ki Yayıncılık
Bedrettin Cömert'in bu kitabının başlangıcı, estetiğe yaklaşımın üç ayrı biçimine ayrılmıştır: Metafizik, fenomenolojik ve sorunsalcı estetik. Ardından sanat anlayışının, eleştirinin ne olduğunu açıklayan yazar, konuya genel bir bakışı mümkün kıldıktan sonra, estetik tartışmaların kökenini oluşturan antik öncüller hakkında bilgi verir. Şairi devlet'ine sokmak istemeyen Platon'un idealar dünyasıyla yaşanan dünya arasına koyduğu ayrımdan ürettiği asıl ve kopya sorunundan söz ederken; Aristoteles'in mimesis kuramını anlatırken estetik tartışmanın köken sorunlarıyla, daha geç zamanlardaki tartışmalar arasında bir bağ kurar ve aralara yerleştirdiği sorularla da tarihsel bilgileri bugünün estetik sorunlarıyla etkileşim içinde algılamamızın yolunu açar. Kitap, Plotinos'un Yeni–Platoncu estetik anlayışıyla sona erecektir. Yıllar önce yazılmış olmasına ve bu alandaki kaynakların sayısındaki artışa rağmen, yine de –hacim olarak– küçük bu çalışma, okurlar için yararlı bir giriş olma niteliğini sürdürmektedir.Tanıtım Yazısı'ndan

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • nida erdoğan
  • Meltem ERIBO
  • Ufuk
  • tereddütsüz
  • osman
  • Nehir Turan
  • b.
  • Umut Ök
  • Magoa de Nemesis
  • Mistefa Nezan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (4)
9
%33.3 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0