Mart
Şenay Eroğlu Aksoy'un ilk kitabı, Evlerin Yüreği.Seksen iki sayfaya tam on sekiz öykü sığdırmış Şenay Eroğlu Aksoy.Öncelikle Çığlık öyküsünü okuduğumda çok şaşırdığımı, içimi kanattığını söylemeliyim.Abis yine şaşırtıcı bir öyküydü.Sonraki öykülerde dilin çok kapalı olduğunu, anlamak için ciddi bir emek harcanması gerektiğini düşündüm.
Son üç öykü; Ağzıkaralar, Oyun ve Kuyruk öyküleri, Oğuz Atay, Tezer Özlü ve Onat Kutlar'ın öykülerinden yola çıkılarak yazılmış, yazma eylemi üzerine kurgulanmış öyküler.Bu öykülerle selamlamış ustaları Şenay Eroğlu Aksoy.
Evlerin Yüreği kitabı daha çok dil üzerine yoğunlaşılmış, kırılgan bir dilin kullanıldığı bir kitap.Sırada Gece Çığırtkanları var şimdi.️
Kisa anlaşılması güç hikayelerden oluşan kitabı okuduğunuzda neler demek istiyor diye düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Hikayelerin devamlılığı yok bir birinden bağımsız.
Kitap-lık dergisinde rastladığım öyküsünden sonra ve bir instagram dostunun tavsiyesiyle okuduğum kitap; beklentimin üzerinde çıkmasıyla sevindirdi açıkçası. Hayata özellikle ülkemizdeki kadınların yaşadığı öğretilmiş rutinlere karşı, vurguladığı betimlemeler ve baktığı perspektifle yerli yazarlar arasında uzun zamandır görmediğim edebi lezzetlere ulaştırdı doğrusu.
Ancak seçilen konuların çoğu klişe olsa da asıl belirgin fark, yazarın (#tezerözlü benzeri!) üslubundaydı diyebilirim. Geniş zamanlı, mekan ve zaman tasvirlerine bulanan ama pek çok kalın romanlarda bile anlatılamayacak olay ile durum kurguları bu eserde 2-3 sayfada oldukça net verilebilmiş pekala. Kadınları betimlerken; sürekli 'bacaklarını açanlar' ve 'akan hayatlar' sözcüklerini kullanması da bu üsluba dahil olsa gerek.
18 öyküden; mesleğinden dolayı kadınların kabullenmediği bir celladı anlatan ABİS, mahallenin umarsız yosmasının öldürülüşünü içeren SİS, toplumun ev kızlarına biçtiği rolü dile getiren KUŞ ÖLÜSÜ, kitaba da adını veren ve sadece bir sayfada realist düzlemde sıradan bir evi niteleyen EVLERİN YÜREĞİ ile Oğuz Atay, Tezer Özlü ve Onat Kutlar'ın birer öyküleri üzerine yazılan son 3 öyküyü beğendim.
Sonuçta; bu kısa hikayeler, nitelikli edebiyat adına oldukça doyurucu: OKUYUN. Ara vererek diğer eseri #geceçığırtkanları 'na geçeceğim.
Bu aralar öyküye ağırlık vermem nedeniyle öykü kitapları daha gözüme çarpar oldu. Denk gelen bu kitapta alışık olduğum öykülerin biraz dışında bir üslup var. Bazı öyküler zor anlaşılıyor, olayın ortasından başlamış da okuyucu sanki olayı biliyormuş gibi devam ediyor lakin. Ağzıkaralarla ilgili hikayesi kitaptaki en sevdiğim hikaye, Oğuz Atay sağolsun. Kitaplarla kalın...
Öykücülerimizi çok seviyorum ve yine tanıştığıma çok çok memnun olduğum bir yazarın öykülerini okuduğum için çok mutluyum.
Yazarın kurduğu dünya çok başka, o dünya yaşanmak istenen bir dünya değil de içine mecburen düşülen, yaşanmak zorunda bırakılan bir dünya... Özgün anlatımını, anlatımdaki dinginlikle birlikte kol kola yürüyen o sert çığlığı derinden duydum, hissettim. Bakış açısını, öğrenilmiş yaşantıya karşı tavır ve eleştirisini çok sevdim. Bu tarz öyküleri okumayı seven ve edebi bir lezzet arayan okur arkadaşlarıma ısrarla tavsiye ederim.
..
..
"Zaman, kir ve küf olarak sürdürüyordu saltanatını parkelerin arasında. Bizse, her şeye inat, çocukluğu, dostluğu selamlıyorduk, kahkahalarımızla."
1968 yılında Kayseri'de doğdu. 2007 yılından bu yana öyküleri ve çeşitli edebiyat yazıları kitap-lık, Notos, Özgür Edebiyat, Sözcükler ve BirGün Gazetesi Kitap Eki'nde yayımlandı. "Evlerin Yüreği" adını verdiği öykü dosyası 2012 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. 2013 Haziran ayında Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan "Yeraltına Mektuplar" adlı kitapta Onat Kutlar'a yazdığı mektupla, 2013 Ağustos ayında Aylak Adam Yayınları tarafından basılan "Bağzı Şeylere Öyküler" adlı kitapta "Uzun ve Yoksul" adlı öyküsüyle, 2014 yılında Alakarga Yayınları tarafından basılan "Karla Karışık" adlı kitaptaysa "Pencere" adlı öyküsüyle, 2015 yılında Notos Yayınları tarafından yayımlanan Geri Dön Hayat adlı seçkide "Mavi" adlı öyküsüyle yer aldı.