Murat Menteş'in tüm kitapları benim muzip bir gülümsemeye sahip olmamı sağladı. Farklı bakmaya, farklı düşünmeye, okumaya, öğrenmeye ve bunları yaparken eğlenmeye yönlendirdi. Tabi ki çok beğendim.
Iste bu kitap için en güzel başlık .
Ah Murat Mentesss hastayım yahu kalemine, efsanesin efsane . Lütfen anlayıniz a dostlar beni,
bu kitap bir lunapark sanki ☆☆☆
(Kitapta kullanılan seci üslubu (nesir de kafiye) bana da bulaştı sanırım :) )
Kitabi özgün kılan sadece bu üslup değil; bir yazarın karakterinin yazarı bulması ve romanın bu şekilde oluşması. Karakter de biliyor yazarın romanlarindan çıktığını, yazar da biliyor bu benim romanlarımin karakterlerinden biri. Müthiş bisey değil mi yahu :) üstelik siz de kitabı okurken karakterleri görme imkanina da sahipsiniz . Zaten Göksenin Yıldırım'la suan baya ahbap olmuş gibi hissediyorum acayip bi duygu .
Eeee daha fazla uzatmadan keyifli okumalar diliyorum canlar ;)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
M.M.’in okuduğum çokuncu kitabı Fink ve sanırım diğerlerine nazaran daha az sevdim. Bunda acaba karakterlerin hayali değil de gerçek olmasının sebebi var mıdır, onu da bilemedim.
Kitapta Göksenin Yıldırım isimli bir uzakdoğu modelinin hayatından kesitler anlatıyor.
Kitap nesir değil de nazım dili kullanılarak yazılmış havası veriyor. Nitekim devrik ve kafiyeli satırlar yoğunlukta. Olaylar hayli trajikomik, anlatım klasik menteş anlatımı, güldürürken düşündüren cinsten. Bölümler arası kopukluklar var, zira kitap biraz da biyografik olduğundan anılar arası git-geller çokça. Yani bir roman kurgusu beklememek gerekiyor. Sanırım beni cezbetmeyen de bu oldu.
Normalde övüp övüp bitiremediğim menteş kitaplarından sonra biraz değişik bir inceleme oluyordu, ben de şaşkınım. Ama bu kitabın kötü ya da okunmaz olduğu anlamına da gelmesin lütfen. Diğer kitaplarının muazzamlığından sonra böyle oldu efenim, mazur görünüz, keyifli okumalar ;)
Merhabalar, biliyorsunuz #güncelikeşfet okuma maratonumuzun aralık ayı kitabı #fink
“Benim hayatım anlatsam roman olur, diyenlerin romanı!” özetle Fink.
Bu açıdan, kurguyu aratmayan gerçek bir yaşam öyküsünün nabzını ters bir bakış açısıyla ölçüyor Murat Menteş.
“Acaba tüm bunları ben yazacak olsaydım, yazar olarak bu kadarını tasavvur edebilir miydim?”
Cevabı da şöyle veriyor aslında, “Bu romanda anlatılanlar gerçek olmasaydı onları uyduramazdım.”
Oldukça çalkantılı ve bir o kadar da maceralı bir kaosun içinde yaşayan Göksenin Yıldırım, bütün bir yaşamıyla roman karakterine dönüşüyor #fink te. Elbette benim burada ilgimi asıl çeken şeyse Menteş’in edebiyata dair denemeleri.
Başlı başına bir risk esasında Fink.
Bu cümlede yaptığım gibi baştan sona #seci sanatıyla yazılmış.
Kelime oyunlarına mizahi anlatım eşlik ediyor. Parçalı anlatım ile bu kaos içerisine okur da ustaca çekiliyor.
Ve sanırım romana dair en olumlu yorumum şöyle, Murat Menteş “kurmacanın büyüsünü” keyifle yaşayan ve yazmayı bir uğraş haline getiren yazarlardan.
Bu doğrultuda #fink ile asıl amacının “Anlatsam roman olur, diyordunuz. Alın işte anlattım. Hayatınız bir roman, sizse bir roman karakteri. Bakın bakalım hayal ettiğiniz o tat bu muydu?”
Özetle Menteş, “kurgusal olana çelme takıyor gibi görünerek” yine ünlü oyunlarından birini yapıyor ve “gerçekleri anlatır gibi yaparak onları yine kurnazca kurguluyor” aslında. Kumarı yine “oynatan” yani “yazar” kazanıyor.
Bir yazar belki de ilk kez kendi roman karakteriyle “imza günleri” düzenleyip “söyleşilere” katılıyor.
Düşünsenize, Yaşar Kemal ile İnce Memed Tüyap Kitap Fuarı’na geliyor ve imza almaya gidiyorsunuz.
Hadi canım oradan demeyin, anlatsam roman olur.
#güncelikeşfet #kitapdünyambirlikteokuyor
Yer yer güldürdü. Sürükleyiciydi. Fakat bu öyle bir sürüklenmeydi ki sürekli önüme çıkan engellere toslayarak - bir ileri bir geri giden tarihlere ayrı, uyaklı yazılacak diye kısır bırakılan anlatıma, zihinde yarım kalmışlık hissi bırakan cümlelere/paragraflara ayrı, birkaç sayfa öncesinde gerizekalı iması yapılan karaktere birkaç sayfa sonra zeki denmesi gibi yersiz tutarsızlıklara ayrı tosladım- bilişsel sızlama ile hedefe varmaya çalıştım roman boyunca. Hedef de hedef olsa. Antika Titanik'i de beğenmemiştim fakat Murat abi daha kötüsünü (bana göre kötü) yazamaz diye düşünmüştüm ancak sağolsun yazmış. Dehşet Bey filminin de onun kaleminden çıktığını öğrendiğime göre her an kendime bir daha Murat Menteş okumamak için söz verebilirim. Halbuki nasıl hayranıydım yazdıklarının on sekiz yaşımda. Yenişafak'ta haftada iki kere köşe yazısı çıkardı. Sırf onun yazıları için gazeteyi alır, onun köşelerini kesip, kıymetli alıntıların olduğu defterimde ona bir imparatorluk inşa ederdim. Rüyalarımda onunla düşmanlardan kaçardık. "Dublörün Dilemması" ve "Korkma Ben Varım" aşkına, selam olsun "Garanti Karantina"ya. Murat Abinin kalemine acil şifalar dileyerek...