Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı:
256
Basım Tarihi:
Mayıs 2012
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Orijinal Adı:
Gauguin
ISBN:
9789750821424
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2022 180. kitabı
Ünlü ressam Gauguin hayatı ve eserlerini konu alan eşsiz bir eser. Tüm hayatımı sanat anlayışını kullandığı sanat üsluplarını ve yapmış olduğu eserlerin incelendiği sanatçının hayatına ışık tutan bir eser. Sanat severlere tavsiye ederim. Basımı ve kaliteside oldukça güzel bir kitap. Birbirinden güzel Gauguin eserlerinide net bir biçimde görmenizi sağlayan görseller içeriyor.
Sanat
GauguinPaul Gauguin · Yapı Kredi Yayınları · 201234 okunma
7/10
·256 syf.··
2020 215. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2020 00:00
Rönesans’ı saymazsak, resim sanatında en iyi dönem hangisi? sorusuna “19. yüzyıl” cevabını veririm. Birçok sanat akımının ortaya çıkışı, Salon Sergileri, Reddedilenler Sergileri, pekçok sanat akımının ortaya çıkışı ve en önemlisi sanatçı bolluğunun patlama yaptığı yıllar. Paul Gauguin, tıpkı Van Gogh “ekspresyonizm”i (dışavurumculuk) ve Paul Cezanne “Kübizm”i (yarattıysa, kendisi de “primitivizm”in (ilkelcilik) ortaya çıkıcısı oldu. Gauguin, dönemin tüm sanatçılarının akın ettiği Paris’te hayatını kazanan, gezgin ve moderniteden kaçan bir sanatçı. Zaman zaman bunalımlar geçiren ressama, en iyi sığınak Güney Pasifik adalarına sığınmakta bulmuş. Fransız sömürgesi olan Güney Fransa Polinezya’sında bulunan Tahiti’de en iyi eserlerini vermiş. Çizgilerden çok renklerin uyumuna ve aynı zamanda resimde birçok duyuya hitap etmek gerekliliğinden dolayı, -ki eserlere de yeterince yansımış- sinektik gruplarının kurucuları arasında yer almış. Daha önce de Nabiler, Gauguin’i örnek alıp Nabiler ismini almışlardı. Gogh’la arasındaki çatışmaları anlatmaya gerek görmüyorum artık, bilinmeyecek tarafı kalmadı hikâyenin. Tahiti’de yapmış olduğu eserler, onu başka boyuta taşımıştır. Maddi açıdan zor günler, aile bağlılıklarının kopuşu ve şehir yaşamından kaçış, kendisini anlatan anahtar cümleler olabilir, diye düşünüyorum. Sanatçı, primitivizm odaklı ilk sergisinde, “çocuklarınız eğlendirmek istiyorsanız, Gauguin’in sergisine mutlaka götürmelisiniz” şeklinde alaylıkla eleştirildi. Maddi zorluklar yaşayıp, çıkışı yine aynı zamanda empresyonistlerin kurtarıcısı, koleksiyoner Paul-Durand-Ruel de bulmuştur. Edgar Degas’nın da katkı ve desteklerini unutmamak gerek. Sosyoloji için Bornislaw Malinowski, edebiyat İçin Chinua Achebe ne ifade ediyorsa, resim sanatı tarihinde de Paul Gauguin onu
GauguinPaul Gauguin · Yapı Kredi Yayınları · 201234 okunma
8/10
·256 syf.··
2021 1. kitabı
Yapı Kredi'nin artik baskısı olmayan ressamlar serisinin en güzel, en değerli kitaplarından biridir bence Gauguin kitabı. Çok hoş bir tasarımı var. Kitabın sağ yüzündeki sayfalarda, kronolojik sırayla günümüze kadar ulaşmış eserleri bulunuyor. Sol taraftaki sayfalarda ise ressamın hayatı, sanata bakış açısı, etkileşimleri ve tekniği ile ilgili bir yazı dizisi mevcut. Özellikle resim sanatına merakı olu, nereden başlayacağını bilmeyenler için ideal bir kitap.
GauguinPaul Gauguin · Yapı Kredi Yayınları · 201234 okunma

Yazar Hakkında

Paul GauguinYazar · 3 kitap
Paul Gauguin 7 Haziran 1848 yılında Paris’te doğdu. Üç yaşındayken Lima’ya götürüldü. Sol eğilimli bir gazeteci olan babası, yolculuk sırasında öldü. Gauguin, annesi ve kardeşiyle birlikte Peru’da akrabalarının yanında dört sene kaldı. Fransa’ya dönünce, tahsilini Orléans’da tamamladı. Sonra 1865′de bir ticaret gemisinde çalışmaya başladı. Daha sonra silah altına alınınca yine denizci sınıfına ayrıldı. 1871′de askerliğinin bitiminde, koruyucusu ve Pissarro koleksiyoncusu Arosa’nın uyarılarıyla, Bertin Kambiyo Acentası’nda çalışmaya başladı. Borsa işleriyle uğraşarak büyük başarı kazandı. 1873′de Danimarka’lı Mette Sohhiè Gad ile evlendi; sakin, mutlu bir yaşam sürmeye başladı. Borsa işlerinden cebine olukla para akıyordu. Arosa gibi o da tablo koleksiyonculuğu yapmaya başladı. Bilhassa modern eserleri topluyordu. Bu arada, boş zamanlarında arkadaşı Emil Schuffenecker’le birlikte resim çalışmaları da yapıyordu. Ancak bu, onun resme karşı duyduğu büyük hırsı doyurmadı. 1883′te, kesin kararını vererek, kendini tümüyle sanata adadı. Ailesine bile haber vermeden işini bırakarak Paris’e gitti. Orada çok kötü günler geçirdi, parasız kaldı, karnını doyurmak için sokaklarda afiş yapıştırdı. Sanatı, beklediği ilgiyi görmedi. Daha sonra, ressam Charles Laval’la arkadaşlık kurdu ve medeniyetten kaçmak için birlikte 1887′de önce Panama’ya sonra Martinigue’e gitti. Fransa’ya hasta ve bitkin bir durumda döndüler. Schuffenecker, eski arkadaşının bu halini görünce onu hemen himayesine aldı; maddi ve manevi yardımlarda bulundu. Théo, Vincent Van Gogh ile tanıştırıldı. Bu sanatçılar onu asistan olarak çalıştırdılar ve yaptığı işlerden bir hayli de memnun kaldılar. Théo ile Van Gogh‘un yönettiği bir galeride açtığı resim sergisi, ticari yönden hiçbir ilgi görmedi. Arles’te bir süre Van Gogh‘un yanında kaldı. 1891′de içindeki macera tutkusuyla, Tahiti’ye gitti. Istıraplı, mutsuz bir devre sonunda Paris’e döndü ise de, orada da aradığını bulamadı. 1893′den 1895′e kadar akıntıya kapılmış bir yaprak gibi dolandı durdu. Durand-Ruel sergisi ve bu sergideki satışlar O’nun için bir fiyasko oldu. Kopenhag’a karısını görmeye gitti. Fakat o muhitin de artık kendisine yabancı olduğunu gördü. Bir amcasından kalan mirasın altından girip üstünden çıktı. Cava’lı bir metresi vardı. O da, atölyeyi yağma ettikten sonra ressamı terk etti. 1895′te yeniden ve bir daha geri dönmemek üzere, ikliminin büyüsüne kapıldığı Tahitiye gidip orada yerleşti; sefalet içinde çalıştı. Tahiti’den Dominique adalarından Marquesas’a geçti ama orada da çevre tarafından benimsenmedi. Yerlileri kışkırttığı iddiasıyla yöneticiler tarafından üç ay hapse mahkum edildi. Hastalık, yokluk ve üzüntülerin ağırlığında, 8 Mayıs 1903 yılında öldü. Gauguin, bir tezatlar ressamıdır, ilkelliğe dönüş çabasında, mistik çağrılarında, daima «eğitilmiş» bir yön görülür. Sanatıyla, düşüncenin esrarlı dünyasına inmeyi düşlediği halde, evrensel güzellikten, kendini sıyıramaz. Bir «ilkel» olduğunu savunduğu halde, sembollerden, renk zenginliğinden, müzik armonisinden bahseder. Yine de bu değişik ruh fırtınalarından, karşımıza, bahtsızlığını ölünceye dek güçle taşıyan, gerçek bir insan çıkar. Ressamın ilk eserlerindeki hava, ağır ve yapışkan renkler işe ağdalı bir karışımdır. Tedirgin ve geleneksel stili, empresyonistlerden uzaktır. Giderek Gauguin, görüş ve duyuş arasında kurduğu dengeyle, kişilerin iç dünyalarının esrarına kadar inmeyi başarmıştır. Böylece tutku ve esinlenmeleri, fırça darbeleriyle canlandırmaya yönelmiştir. Renk kitlelerini sadeleştirmiş, daha, aydınlık ve toplayıcı resim tarzını benimsemiştir. Tahiti’deki ilkel evrende karşılaştığı canlı ve mutlu yaşam, eserlerine coşkun bir sembolizmle yansımış, ressam bu tutkuyu ölümüne dek içinden atamamıştır. Yeni bir akımın öncülüğünü yapmış, sanatı; eleştirmenler tarafından «Hem ilkel, hem karışık, hem aydınlık, hem karanlık, hem vahşî, hem zarif» olarak nitelendirilmiştir. Yaşamı boyunca, eserlerinde coşkun, güçlü ve sıcak bir evrenin vahşi ve esotik esintisi duyulmuştur.