Gecekuşu Kornelius

·
Okunma
·
Beğeni
·
219
Gösterim
Adı:
Gecekuşu Kornelius
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
239
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055302146
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Bir kitapçıdaki yeni yayınlar kendi reklamlarını üzerlerine takılı renkli bir kâğıt bandrolle yapıyorlardı: "Okunmaz bir paçavra... Beyni sulanmış bir ihtiyarın son yapıtı, bugüne dek tek nüshası bile satılmadı...Ervin Hörg'ün en mide bulandırıcı, en tumturaklı şiirleri." "İnanılır gibi değil," diyerek şaşkınlıktan şaşkınlığa düştüm. "Burada bu kitapları satın alanlar çıkıyor mu?" "Almayacaklar da ne yapacaklar!" "Ve de okuyorlar mı?" "Yoksa sizde böylelerini okumuyorlar mı?" (...) Parlamentonun önündeki alanda birisi binlerce kişilik bir kalabalığa nutuk çekiyordu: "Dar alnıma, hayvansal bir açgözlülükle çarpılmış yüzüme bir bakmanız yeter, kiminle iş tuttuğunuzu hemen anlayacaksınız. Hiçbir meslekten, bilimden anlamam, bu dünyada hiçbir iş için elverişli değilim, özellikle de size yaşamın anlamını açıklayacak ve sizleri bir amaca doğru sürükleyecek bilgim yok. Amacımın ne olduğunu da size anlatayım. Kısa yoldan küpümü doldurmak istiyorum, haraç toplar gibi para toplamak istiyorum, öyle ki benimki ne ölçüde artarsa, sizinki o ölçüde azalsın. Bu yüzden sizleri elimden geldiğince aptallaştırmam gerekiyor. Yoksa sizler kendinizi yeterince aptal mı sanıyorsunuz?" "Hayır, hayır!" diye öfkeli bir uğultu koptu kalabalıktan. "Madem öyle, şunu demek istiyorum, vicdanınız ne buyuruyorsa onu yapın. Rakibimi tümünüz de tanıyorsunuz. Soylu, elcil bir erkek, koca bir kafatası var, insanı aydınlatan bir de beyni. Bu kentte onun yanında yer alacak bir kişi var mı?" "Hiç kimse!" diye kükredi kalabalık tek bir ağızdan. "Hiç kimse yok" sesleri yükseldi ve yumruklar da havaya kaldırıldı. Hava karardı. Gecenin içinde dolanıyordum. Birden kara gökyüzü aydınlanıverdi, sanki güneş doğmuş gibiydi, pek çok güneş, bütün bir güneş sistemi. Alev saçan harfler kıvılcımlar saçıyordu: "Çalıyoruz, aldatıyoruz, soyuyoruz." "Bu ne?" diye sordum Esti'ye. "Bir bankanın ışıklı reklamı," dedi aldırmazlık içinde.
239 syf.
"Zeuxis’in çizdiği üzümler öylesine gerçek gibidir ki kuşları cezbeder.
Bunun üzerine Parrhasios onu davet edip kendi şaheserini örten örtüyü açmasını ister ama Zeuxis bunu yapmaya çalıştığında anlar ki perdenin kendisi resimdir."

Kitabı yazın okumaya başlamıştım aslında ama gitmem gerekiyordu galiba, o yüzden son birkaç günde bitirebildim. Bu kitap yaşıyor diyebileceğimiz bir atmosfere sahip olduğundan, emeklemeden, paldır küldür daldım kompartmana, yani zihnimde ışıldayan satıra. İşte Gecekuşu orada oturuyordu, sonrasında kah ben onu takip ettim kah arkadaşları. Bazen de pençelerini enseme dayayıp gözlerime baktı dik dik. Böyle şiddetli kelimeler kullandığıma bakmayın, çok iyi bir arkadaştır, 'Elinger'in sudan çekip çıkardığı, onun ise Elinger'i suya yuvarladığı Kornelius.
Kornelius kelimeleri solucan misali yutan, suratınıza tüküren dilin yuvasını dağıtan bir gecekuşu.
En anlamsız soru ile başa dönelim, gecekuşu kimdir?
Kornelius'us şarkısı şöyle başlar;
Yola koyul ey şarkım,
cesur şarkım
solgun bakışın uçusun
senin izine tüküren:
Acıların.

Yaşamda olsun, sahnede
ışığı dolanmak gerek
her şey gibi ol,
sen ey hiç.
...
Yani boş ol sen ve hafif,
hafif, ebedi oyuncu
gören, ama uzakları gören
rengarenk dalgalanan yüz sözcüğün
ipeğiyle, bayrak gibi
ya da sabun köpüğü yukarıda,
rüzgarlar arasında, gökyüzünde,
ve yaşa yaşadığınca ruh,
güzellik ya da kaprisler
çünkü -Tanrı ben- ben de
ben de salt onca yaşayacağım

Git derinin üstüne dönenmeye,
sarınıp, oyun oynar havalarda,
ol işte, hiçbir şey gibi
sen ey her şey.

Gecekuşu, anlatıcının uzun zaman görmediği bir arkadaşıdır, kanatlarını boşluktaki güçten alarak süzülen o utanmaz arkadaşlardan biri, biraz da irkilerek anılanlardan hani. Gecekuşu ve arkadaşı taban tabana zıt karakterleri temsil ederler yoksa psikiyatri bölümünü ziyaret ettiğinde Kornelius'un dikkatini çeken tüm insanlığı kategorize eden iki kümenin keskin biçimde karşı karşı olmaları gibi mi? "Paranoidler, burnu büyük, yüzsüz, kendini bir şey sanan, kuşkucu ve işkilli, hoşnutsuz ve eyleme hazır kişiler, tıpkı dünyayı mutlandıran siyasetçiler gibi. ... Şizofrenler tuhaf, özgün, şaşırtıcı, kendi kendilerini suçlayan, hesaba katılmayan kişiler ve de tıpkı soydan yazarlar gibi tanınmaları olanaksız kişiler. ..."
Giriş bölümünden sonra kitap bir yolculuk halinde seyrediyor, ancak varılabilecek bir noktaya değil; oradan buraya, şuradan oraya. Gökyüzünde süzülen kanat çırpışları, bir kompartmandan diğerine cesurca ilerleyerek yeni yolcuları mutlulukla kucaklarken, aslında yemler saçarak kuşları besliyorsunuz. Kendi gözükara ama kanadı kırık böceğiniz, hayvanınız da Kornelius'a yetişir umuduyla. Yukarda bir yerde Kornelius'un solucanları yuttuğunu ifade etmiştim, ama tekrar düşününce belki de resmi gagalayan kuşlar biziz adeta. Boşluğa kanat çırpmakmış, bu çok da umrumuzda değil, olmadı da. Kornelius sahte üzümleri fark etti belki.
239 syf.
·5 günde
Konusu ve ifade biçimi açısından çok enteresan bir kitap...
Hiç böyle bir günlük okumamıştım. Tarzı yeraltı edebiyatına yatkındı. Yeraltı edebiyatı ağzına alışkınsanız bu kitabı da seversiniz :).
Çoktandır beklediğimiz kişiler, biz sakal traşı olurken ya da yeni bir plağı kırdığımız için öfkelendiğimiz sırada ya da elimize batan bir kıymığı çıkarırken ve de elimiz henüz kanlıyken çıkagelirler. Yaşamın ufuksuz koşulları törensel, yüce karşılaşmalara izin vermez.
Sonuç olarak anılar, geçmişimizi canlı ve küt küt atan damarlar ağı gibi öyle sarmıştı ki,ha deyince arkada bırakılmıyordu işte.
Dezso Kosztolanyi
Sayfa 10 - Pinhan Yayınları
İnsanın yüzünün kızarmaması gerekir. Bir şeyden utanmak doğru değildir. Yıldızdır, çerçöptür bizim yazgımız.
Giysi mağazasında şu ilan bas bas bağırıyordu:
"Pahalı ve kalitesiz elbiseler. Lütfen pazarlık yapın, çünkü kandırıyoruz."
Lokantada:
"Yenilmez yemekler, içilmez içecekler. Evdekinden berbattır."
Pastanede:
"Margarinle, yumurta tadı vericiyle hazırlanmış, bayat pastalar."
"Çıldırmış mı bunlar?" diye kekeledim. "Yoksa intihara mı meyilliler? Yoksa aziz mi?"
"Bilge bunlar," dedi Gecekuşu kararlılıkla. "Hiç yalan söylemezler."
"Peki ama bu bilgelik onları iflasa sürüklemez mi?"
"Dükkanlarından içeriye bir bak. Tümü de tıklım tıklım. Tümü de gelişip serpiliyor."
Duygularla uğraşan kişinin nice sertliğe, acımasızlığa, yabanıl bir sağlığa gereksinmesi olduğunu bir bilseler. Dahası, zayıf olan kaçınılmaz bir biçimde kabadır, kabalık ise zayıflığın gizli biçimlerinden biri. Gerçekten de iyilik ve kötülük, merhamet ve acımasızlık birbirleriyle böyle tuhaf bir ilişki içindedirler. Birbirinden ayrılmaz bir biçimde birlikte işlerler, biri öteki olmaksızın düşünülemez bile, tıpkı çok iyi bir göze sahip olan kişinin maviyi ve kırmızıyı, kelebeği ve solucanı görmemesinin imkansız oluşu gibi.
"Okunmaz bir paçavra... Beyni sulanmış bir ihtiyarın son yapıtı, bugüne dek tek bir nüshası bile satılmadı... Ervin Hörgó'nün en mide bulandırıcı, en tumturaklı şiirleri."
"İnanılır gibi değil," diyerek şaşkınlıktan şaşkınlığa düştüm. "Ve de burada bu kitapları satın alanlar çıkıyor mu?"
"Almayacaklar da ne yapacaklar!"
"Ve de okuyorlar mı?"
"Yoksa sizde böylelerini okumuyorlar mı?"
"Haklısın. Ama orada hiç olmazsa başka türlü sunuyorlar."
"Yineliyorum: Özbilinç kentindeyiz. Eğer bir kimse beğenisinin kötü olduğunu biliyorsa ve gökler gibi gürleyen deyişleri seviyorsa -ucuz, boş ve şişinme dolu olanı-, o zaman Ervin Hörgö'nün şiirlerini alıyor ve bu konuda da düş kırıklığına uğramıyor, çünkü beklentilerine yanıt veriyor. Bunların tümü yalnızca bir taktik sorunu."
Dostum, ben insanlığı kurtarmak için doğmamıştım; o insanlık ki, yangına, sele, kırıma maruz kalmamışsa hemen savaşlar çıkarır ve o yangının, selin, kırımın benzerini yapay olarak yaratır. Ben şu cemaat denen nesneden elimi çoktan çekmiştim. Ne onun bir parçasıydım ne de onun soyundan geliyorum. Akıldan yoksun, gem vurulamayan, canlı doğadır benim atam.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gecekuşu Kornelius
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
239
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055302146
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Bir kitapçıdaki yeni yayınlar kendi reklamlarını üzerlerine takılı renkli bir kâğıt bandrolle yapıyorlardı: "Okunmaz bir paçavra... Beyni sulanmış bir ihtiyarın son yapıtı, bugüne dek tek nüshası bile satılmadı...Ervin Hörg'ün en mide bulandırıcı, en tumturaklı şiirleri." "İnanılır gibi değil," diyerek şaşkınlıktan şaşkınlığa düştüm. "Burada bu kitapları satın alanlar çıkıyor mu?" "Almayacaklar da ne yapacaklar!" "Ve de okuyorlar mı?" "Yoksa sizde böylelerini okumuyorlar mı?" (...) Parlamentonun önündeki alanda birisi binlerce kişilik bir kalabalığa nutuk çekiyordu: "Dar alnıma, hayvansal bir açgözlülükle çarpılmış yüzüme bir bakmanız yeter, kiminle iş tuttuğunuzu hemen anlayacaksınız. Hiçbir meslekten, bilimden anlamam, bu dünyada hiçbir iş için elverişli değilim, özellikle de size yaşamın anlamını açıklayacak ve sizleri bir amaca doğru sürükleyecek bilgim yok. Amacımın ne olduğunu da size anlatayım. Kısa yoldan küpümü doldurmak istiyorum, haraç toplar gibi para toplamak istiyorum, öyle ki benimki ne ölçüde artarsa, sizinki o ölçüde azalsın. Bu yüzden sizleri elimden geldiğince aptallaştırmam gerekiyor. Yoksa sizler kendinizi yeterince aptal mı sanıyorsunuz?" "Hayır, hayır!" diye öfkeli bir uğultu koptu kalabalıktan. "Madem öyle, şunu demek istiyorum, vicdanınız ne buyuruyorsa onu yapın. Rakibimi tümünüz de tanıyorsunuz. Soylu, elcil bir erkek, koca bir kafatası var, insanı aydınlatan bir de beyni. Bu kentte onun yanında yer alacak bir kişi var mı?" "Hiç kimse!" diye kükredi kalabalık tek bir ağızdan. "Hiç kimse yok" sesleri yükseldi ve yumruklar da havaya kaldırıldı. Hava karardı. Gecenin içinde dolanıyordum. Birden kara gökyüzü aydınlanıverdi, sanki güneş doğmuş gibiydi, pek çok güneş, bütün bir güneş sistemi. Alev saçan harfler kıvılcımlar saçıyordu: "Çalıyoruz, aldatıyoruz, soyuyoruz." "Bu ne?" diye sordum Esti'ye. "Bir bankanın ışıklı reklamı," dedi aldırmazlık içinde.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • EGE TÜRKMEN
  • Nesrin A.
  • Çelebi
  • Ayşegül KARA
  • tabula rasa
  • Gülcan Beydilli

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%66.7 (2)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0