Birinci Dünya Savaşı sırasında ittifak devletler Almanya’ya karşı üstünlük kurmak ve Osmanlı Devletini parçalayıp, Osmanlı Devleti topraklarını kendi aralarında paylaşmak için hesaplar yapıyordu. Çanakkale Cephesi bir devletin kendi kanı ile yeniden doğduğu ve varoluş mücadelesi verdiği en önemli cephedir. Osmanlı Devleti, Çanakkale’deki mücadelesinde İngilizlere “yenilmez olmadıklarını” kanıtlamıştır. Türkiye Cumhuriyetinin/Osmanlı Devletinin mutlak zaferle 18 Mart 1915’te tarihe geçmiş en kanlı zaferidir. Bu eser’in bir İngiliz tarafından yazıldığını unutmayın çünkü İngiliz ego’su kitaptaki kasvete hakimdi. Yazarda dönemin Sir Hamilton’u kadar kraliyet donanmalarına güveniyor anlaşılan çünkü “cahil Türkler” olarak bahsediyor. Fakat ister yazar, ister tüm İngiltere(!) “cahil Türkler” olarak nitelendirirse nitelendirsin Çanakkale Geçilmez’dir.
13 Ocak 1915’te İngiliz Harp Konseyi, Birinci Dünya Savaşını bitirmek ve İstanbul’u işgal etmek üzere Gelibolu Yarımadasına bir çıkartma kararı aldı. Rusya’nın yardım talepleri üzerine, Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u, Rusya’dan önce işgal etmek istemiştir. Ellerinde maddi ve teknolojik kaynaklarına güvenleri tam olan Britanya, savaş gemileriyle rahatça Çanakkale Boğaz’ını geçip İstanbul’u işgal edebileceklerini düşünüyorlardı. 18 Mart 1915 günü deniz yolu ile Gelibolu sularına gire İtilaf Devletleri Boğaz’ı geçmeyi denedi. Fakat beklemedikleri bir mücadele ile karşılaştılar. Rumeli Mecidiye Tabyası, Namazgah Tabyası, Ertuğrul Tabyası ve Nusret Mayın Gemisi, İtilaf Kuvvetlerinin gelişini bekliyordu. Ve hemen karşı savunmaya geçildi. Nusret Mayın Gemisinin Çanakkale Boğazına döşediği mayınlar İngilizlerin “yenilmez” gördükleri donanma gemilerinden 3 tanesini batırmayı başardı. Yaşanan bu gelişmelerden hareketle İngiltere