Mustafa Küpüşoğlu

Mustafa Küpüşoğlu

DerleyenÇevirmenEditör
8.3/10
201 Kişi
·
460
Okunma
·
1
Beğeni
·
118
Gösterim
Adı:
Mustafa Küpüşoğlu
Unvan:
Çevirmen, Editör
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
305 syf.
·Puan vermedi
Kitabı ilk bitirdiğimde duygu ve düşüncelerimin yoğunluğundan dolayı hakkında yazı kaleme almayı ertelemiştim, böylece araya vakit girmiş ve yapılacak bir şey daha unutulmuş oldu :)
Belirlediğim bir yazarın eserlerini okuyacağım zaman yazarın daha az ilgi görmüş eserlerini okumaktan başlamak gibi bir huyum var, bu şekilde kitapların daha az beklenti içerisinde okunabildiğini düşünüyorum. Mary Shelley’nin de ilk olarak öykülerini okumuştum ve çok sevmiştim, bu beni yazar hakkında fikir sahibi olmaya itti. İyi ki Frankenstein’ı okumadan önce bilgi edinmişim diyorum çünkü Shelley’nin hayatını bilmeyen biri için eser sadece klasik gotik bir roman olabilir ve de pek bir şey ifade etmeyebilir. Fakat onun bakış açısı, yaşantısı ışığında ayrı bir yeri oluyor.

Frankenstein deyince aklımızda canavar canlanır. Aslında Frankenstein canavarın (ucubenin) adı değil onu yaratan doktorun adıdır. Bunun içinde de güçlü bir ironi yatar, edebiyatının ve başarısının önemli bir düşünür olan babası ya da şair eşine mal edilmesi, on sekiz yaşındaki Mary’yi düşününce anlamlanır.

Kısaca, olay Dr. Frankenstein’ın canavarını yarattıktan sonra ondan korkup kaçmaya başlamasıdır. Öyle ki doktorun canavarına sahip çıkmaması, tanrı insanı yarattı ve onu terk etti fikrine göndermede bulunur. Bana kalırsa eserin en önemli kısmı canavarın olgun fakat yeni doğmuş bilinci ile insanları izleyerek onlar üzerinden toplum çözümlemeleri yapmasıydı, bizim alıştığımız mağduriyetlerin doğrudan ne kadar yanlış olduğunu hatırlamış oluyoruz böylece... En sevdiğim alıntılardan biriyle bitiyorum... :)

"Sizin türünüzden yaratıkların en çok itibar ettiği varlığın, zenginlikle bir araya gelmiş yüksek ve lekesiz bir soy olduğunu öğrendim. insan bunların sadece biriyle saygı görebiliyordu ama ikisine de sahip değilse, istisnai durumlar haricinde, olanca gücünü seçilmiş azınlığın çıkarı için harcamaya mahkûm bir serseri, bir köle gözüyle bakılıyordu ona!"
265 syf.
·39 günde·9/10 puan
EVRENDE NELER OLDUĞUNU BİLİMLE TAM OLARAK AÇIKLAYABİLDİĞİMİZ ZAMAN TANRI’NIN ZİHNİNİ DE ÇÖZMÜŞ OLACAĞIZ

Kitap okurken benim düsturum önce kitabın yazarını tanımaktır. Kısa da olsa hayatına göz atarım. Hawking’le ilgili de tam olarak biyografi sayılmasa da hayatındaki birçok noktayı aydınlatan, kişisel yaşamı ve düşünce dünyasıyla ilgili tatmin edici bir kitap önerip incelemeye geçeceğim: Stephen Hawking Gibi Düşünmek Kitaba yaptığım incelemeye de göz atabilirsiniz: #31397880 Hoşunuza giderse okuma listenize girer belki ve şahsi fikrim önerdiğim kitabın, birazdan incelemesini yapacağım kitaptan çoğu kişi için daha tercih edilesi olduğudur. Böyle bilimsel içerikli kitaplara ilginin az olduğunu bildiğimden söylüyorum. Ama evren benim gibi sizi de heyecanlandırıyor ve içinizde merak uyandırıyorsa iki kitabı da okursanız ne âlâ..

Öncelikle bu kadar özenle hazırlanmış bu kitap için başta çevirmen Barış Gönülşen’e sonra da emeği geçen herkese teşekkür etmek isterdim. Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Hasret kaldık böyle güzel çevirilere. Okurken o emeği ve özeni hissettim gerçekten.

Kitap çoğumuzun ismine aşina olduğu ve özellikle D&R’da raflarda ve kampanyalarda sık sık gördüğü, çok satan Zamanın Kısa Tarihi’nin yeni bilgilerle güncellenmiş ve renkli resimlerle zenginleştirilmiş baskısı. Kesinlikle bu resimli baskısını tercih etmenizi tavsiye ederim. Fiyatı biraz cep yakıyor, ben de kütüphaneden aldım ve iade edip kitaptan ayrılacağım için üzülüyorum. İnanın alacaksanız her kuruşuna değecek bir kitap.

Kitabın içeriğini çok kısa özetlersem evreni, zamanı ve Hawking’in çeşitli çalışmalarını kronolojik bir sırayla tüm evreleriyle tek tek ele alıyor. Ortaokulda da lisede de atomla ilgili bazı şeyler gördük. Sayısalcıysak işin teferruatına da girdik. O sebeple giriş kısmı, yüzyıllar öncesi evren ve madde tasvirleri, Bohr, Rutherford atom modeli vs. size çok yabancı gelmeyecek şeyler ama bir yerden sonra okulda görmediğimiz, özel olarak araştırmadıysak hiç bilmediğimiz kuramlarla tanışmaya başlıyoruz.

Günümüzde kabul gören birçok bilimsel yasa var. Yer çekimi, kütleçekim kuvveti, kuantum mekaniği vs. Ama bu yasalar kısıtlı durumlarda geçerli olabiliyor. Yani hatırlarsınız lisede çoğu kez sürtünme kuvvetini ihmal ederdil mesela. Ve öyle kuramlar da var ki birbiriyle tutarsız ama ayrı ayrı geçerli sayılabiliyorlar. Genel görelilik ve kuantum metafiziği gibi. Şimdi tüm bu kuramları birleştiren, her koşulda gerekli tek bir kuram oluşturulduğunu hayal edin. Evrendeki her türlü olayı açıklamaya yetecek tek bir kuram. Olan bilen her şeyin tek bir formülü. Tabii ki böyle bir şey bulunmuş olsa çok karmaşık bir formülü olacağını biliyoruz. Aynı zamanda bulunmasıyla Tanrı’nın varlığı ihtimalini bertaraf etmiş oluyoruz. Davranışlarımızın, tüm duygu ve düşüncelerimizin bile matematiksel olarak kesine yakın tahmin edilebilme ihtimalinden bahsediyorum. Bu düzende Hawking’e göre bir yaratıcının varlığına gerek kalmıyor.

Böyle bir kuram bulunabildi mi? Hayır. Peki bulunabilecek mi? Yaşamının son yıllarında Hawking’in de bu konuda iyimserliğini kaybettiğini ve bulunacağından kuşku duyduğunu biliyoruz. Yani çok uzun bir süre daha bulunabilecek gibi görünmüyor ama ileride kim bilir? İnsanoğlu aklını kullanırsa Allah’ı görebilir demişti birisi.

Bu kitap bu kurama giden yolda yapılan çalışmaları ele alıyor. Hawking’in yetişebildiği kadar çalışmayı içeriyor. Hawking öldükten sonra da pek çok ilerleme kaydedildi ama dediğim gibi tek kuram diye bir şey hâlâ yok.

Bilim kurguya merakı olan, bu alanda ortaya eser koymak isteyenler bu kitapta bolca malzeme bulabilirler. Zamanın tersine akıp enkazlardan yeniden gökdelenler meydana geldiğini ve yaşlı doğup genç öldüğümüzü ya da doğmadan öldüğümüzü hayal edin. Kulağa fantastik geliyor ama ben bu zamanda geri akımın ihtimal dahilinde bilimsel bir varsayım olduğunu not düşeyim. Evrenin akıbeti konusunda emin değiliz sonuçta. “GELECEK HEYECAN VERİCİ”

Dürüst olacağım kitabı okurken kafamın basmadığı çok yer oldu. Kimi yerleri anlamak için çabalamadım okuyup geçtim kimi yerleri tekrar tekrar okuyup anlamak için kafa patlattım. Bu kitabın başarısıyla ilgili kulaktan dolma bilginiz vardır. Madonna’nın cinsellikle ilgili yazdığı kitabından daha çok satması Hawking’i gelecek nesillerle ilgili umutlandırmıştı. Zamanın Kısa Tarihi tüm zamanların en çok satan bilim kitaplarından biri olmayı başardı. İnsanların evrenle ilgili konuşmaya başlamasını, herhangi birinin bile bu konularla ilgili fikir sahibi olmasını sağladı. Evreni günlük sohbetlere taşıdı. Hitap ettiği kitlenin genişliği bakımından anlatım olabildiğince sade tutulmaya çalışılmış. Hawking’in olağanüstü betimleme yeteneği de bazı şeyleri parça parça sindirmeye yardımcı oluyor, aralara sıkıştırdığı zekice esprileri yüzde hoş bir tebessüm oluşturuyor ki Hawking’in mizah yeteneği onunla özleşmiş bir şey. Mizah zekâ işidir. Ama özel olarak Fizik’le ilgili bir uğraşı veya bilgi birikimi olmayan birinin bu kitabı her şeyiyle anlayabileceğini sanmıyorum ki Hawking’in de anlamayanların olduğunu bildiğine dair bir demeci var ama rahatlayın kitapta bazı bilim insanlarının da kavrayamadığı yerler varmış. Asla kitabı kötülemek amacıyla yazmadım. Benim için Hawking’in zihninde yolculuğa çıkmak, dünyaya onun gözünden bakmak, her şeyden önce onun yazdığı bir eseri okumak bile eşsiz bir deneyimdi. Anlamayacağımı başından bilseydim de kitabı yine okurdum. Sadece bu kitapla meşgul olmanın bile verdiği bir zevk vardı. Kitabı okurken zihnim hep faliyetteydi ve oturduğum yerde yoruluyorum ki bana bunun kadar haz veren çok az şey vardır hayatta. Hiç bitmeyecek gibiydi başta ama gerçekten çabuk bitti.

Hiçbir şey anlamayacak değilsiniz. Teferruatlı kısımları anlayanlar bile çok düşünmüyor zaten ama yüzeysel olarak bir fikriniz olacak eminim. Okuduktan önceki sizle sonraki siz evrene aynı bakan insanlar olmayacak. Belki benim gibi gökyüzüne her baktığınızda hayranlıkla karışık bir hayrete düşmeye başlarsınız.

Bu kitabı okumak benim için ilginç bir deneyim oldu. İnsan anlamadığı kitabı sever mi? Seviyormuş. Demek gerçekten ‘Sevgi anlaşmak değildir nedensiz de sevilir’ miş ^.^

Herkese keyifli okumalar...
500 syf.
·12 günde·Beğendi·Puan vermedi
Jonathan Strange ve Bay Norrell Cilt - 2
Covid-19 salgınından dolayı nöbetten çıkamadığım için hakkını veremeden yarım yamalak okuyup bitirmiş olduğum bir kitap kendisi. Ben mi yorgunluktan öyle hissettim yoksa konu gerçekten yavaş mı aktı bilmiyorum ama yine de güzel bir kitaptı. Cilt 1’den beri olmasını beklediğim şeylerin yaşanması beni heyecanlandırdı. Tavsiye ederim.
232 syf.
·Puan vermedi
Hatıran Yeter #starkyorumluyor
Yazar Rewhat’ın anılarını yazdığı bu kitapta her sayfaya karikatürleri eşlik etmiş. Yazar ve çizer Rewhat’ın çizimlerine bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Her anı ayrı bir dramdı. Daha çok ilişkilerini anlatmış yazar. Ben hepsini severek okudum. Çünkü çok akıcı ve sürükleyici bir dili vardı ve ilişkilerinde ne olduğunu merak ettiren bir dille yazmıştı.
Mini Dram tarzında okuduğum ilk kitaptı ve ben gerçekten bu tarzı çok sevdim. Her bölümün başında kapak olmaya yetecek nitelikteki çizimler müthişti. Anıları okumayı çok sevdiğimi de bu kitapla taçlandırdım.
“En çok hangi anıyı sevdin?” derseniz de cevap veremem. Çünkü hepsi birbirinden farklı, birbirinden acıklı, birbirinden güzel anılardı.
Kitabı elinize aldığınız gibi bitireceksiniz. Ben başta kitabı incelerken ara ara okurum diye düşünmüştüm ama her sayfada karikatürlerin olması sayesinde çabucak bitirdim.
Dram ama içinizi sıkacak cinste değil. Daha çok merak ettiren bir yönü vardı. Rewhat’ın yaşadıklarını merakla okudum. İlişkilerindeki seyirleri çok sürükleyici anlatmıştı. Hiç sıkılmadım ve bir cilt daha olsa oturur okurum. Siz de farklı bir tarzda okumak istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim. Hep aynı tarzları okumaktan sıkılanları çok farklı bir tarz sunmuş Rewhat. Keyifle okuyunuz.
280 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kadınlar sevmedikleri kimselere karşı acımasızdırlar.
Yaşam çok tatlı ama baktığınız gözlüğe bağlı.
Herkese iyi akşamlar
Severek okuduğum #kamelyalıkadın yorumu ile geldim. Paris'in en güzel ve en pahalı fahişesi Marguerite ile genç aşığı Duval'in dokunaklı aşk hikayesini okuyoruz. Umutsuz bir aşk.. Şefkat.. Sevmek ve sevilmek.. Meraklılarına tavsiye edilir, kitap akıcı ve duru anlatımıyla bir çırpıda okunuyor.
125 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Okurken şahsen elimden bırakmayı düşündüğüm kitap türlerinden.
Bazı detayları incelik ve ayrıntı ile anlatsa da yazar, bazen çok fazla dedirtti.

Bütün bölümlerde konu hangi tür cinsel tercihi olsa da kitaptaki karekterlerin, ruhları dışında her şeyi anlatmış.
352 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Martin Heidegger’in Varlık ve Zaman isimli başyapıtına eşlik etmesi için hazırlanan bu Okuma Rehberi şu bölümlerden meydana gelmektedir:
– Heidegger felsefesinin genel hatları
– Heidegger’in kısa hayat hikâyesi
– Varlık ve Zaman’dan önceki yayın ve derslerin ayrıntılı özeti
– Varlık ve Zaman’ın tüm bölüm ve paragraflarının geniş açıklama ve özeti
– 130’dan fazla kavram ve terimin ayrıntılı tanım ve açıklamaları
– 500’ün üzerinde sözcükten oluşan Türkçe,
Almanca ve İngilizce sözlük
– Varlık ve Zaman’da yer alan tüm Latince,
Eski Yunanca, Fransızca, Almanca alıntıların eksiksiz çevirisi
– Çok sayıda açıklayıcı görsel ve tablo
– Kapsamlı ileri okuma önerileri ve kaynakça
Bu Okuma Rehberi sayesinde, felsefe tarihinin en önemli metinlerinden biri olan Varlık ve Zaman’ı doğru anlamak daha kolay olacaktır.
343 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitap sayılar üzerinde genel bir bilgi veriyor diyeyim ama genel. Özellikler dinlerin, dinlere bağlı tarikatların, mezheplerin sayılara yüklediği anlamlara değiniyor. Harici olarak yıldızlarla, burçlarla, gezegenlerle olan ilişkileri de göz önünde bulunduruluyor tabi, bitkinin bölümleri, doğadaki dört element, hamilelik süresi, vücut derinizin kendini yineleme süresi, donma noktasından tutunda, bilimsel ya da bilimsel olmayan sayılarla ilgili ne varsa bu kitapta diyebilirim. Konu başlıkları olarak sayılar yer alıyor ve her sayıda farklı yerlerden birçok örnek görebiliyorsunuz, bir sayı içinde dünyanın farklı coğrafyalarına gidip gelebilirsiniz.

Sayıların kökenini merak edenler için giriş niteliğinde bir kitap diyebilirim. Tek ve net bir tespit göremiyorsunuz, yani kitap sizi tatmin etmeyebilir. Ama düşündürecektir sanıyorum. Bir de kısa bir süre içerisinde okumak kafanızı bulandırabilir bir hafta gibi bir süre bu kitap için iyidir diyebilirim..
331 syf.
·25 günde·7/10 puan
Büyük yazar Samuel Beckett'ın yazdığı ve bizim elit çevirmenlerimizin dilimize kazandırdığı, kısa oyunların derlendiği sonra başucu kitabı yapılası bir kitaptır bu. Bu kısa oyunların bir çoğu sahne oyunlarıdır. Bunlardan bir tanesi sözsüz bir sahne oyunudur. Radyo oyunları da vardır. Televizyon için yazılan bir oyunun senaryo taslağı da vardır kitabın içerisinde. Metinler tipik Beckett anlatım tarzıdır. Samuel Beckett, okurun veya izleyicinin kafasını karıştırmak yolunda yine elinden geleni ardına koymuyor. Şöyle söyleyeyim, Beckett'a göre herhangi bir insan eyleminin geçerli bir anlamı yoktur, diğer taraftan eylemsizliğin zaten hiçbir anlamı yoktur. Beckett, sonra bir şeylere anlam yükleme gayesine hiç girmiyor onun telaşesi anlamsızlıkları açığa çıkarmak. İşte bu doğrultuda yazılan ve de güzel bir anlatım diline sahip bu metinleri okumanız dileğiyle.
İyi okumalar...
232 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10 puan
Revhatın çizimlerinin hayranıysanız kitaba aşık olabilirsiniz. Edebiyat bekleyenlerin beklentilerini karşılamaz. Bazı şeyler araya girmeseydi bi solukta okunacak kitap. Eline emeğine çizimine sağlık

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Küpüşoğlu
Unvan:
Çevirmen, Editör

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 460 okur okudu.
  • 25 okur okuyor.
  • 497 okur okuyacak.
  • 21 okur yarım bıraktı.