İki adam konuşurlar. Biri der ki:
"Çok zaman önce, deniz yükseldiğinde bir dize yazmıştım kumun üzerine. Ve gelip geçen insanlar hâlâ okurlar bu dizeyi ve silinmemesi için özen gösterirler."
Diğeri şöyle der:
"Ben de deniz alçaldığında bir dize yazmıştım. Ama denizin dalgaları sildi onu." Peki, söyler misin ne yazmıştın kumsala?"
Birinci adam cevap verir:
"Ben var olanım. Peki, sen ne yazmıştın?"
Diğeri yanıtlar:
"Ben bu engin okyanusun bir damlasıyım."
Bir gün güzellik ve çirkinlik bir deniz kenarında karşılaştılar. "Hadi denize girip yıkanalım." dediler bir birine. Soyundular ve denize girip yüzdüler. Sonra, çirkinlik sudan çıkarak, güzelliğin elbiselerini giydi ve gitti. Daha sonra güzellik çıktı sudan, fakat elbiselerini bulamadı. Kendini çıplak hissedip utandı ve mecburen çirkinliğin orada kalan elbiselerini giydi ve kendi yoluna gitti.
Ve o gün bu gündür insanlar "güzellikle çirkinliği" birbirine karıştırırlar. Ama yine de güzelliğin yüzünü önceden görmüş olanlar elbisesine rağmen onu tanırlar. Ve yine çirkinliğin yüzünü önceden görenler elbisesi onu saklamaya çalışsa da onu tanırlar.