Yeni bir yazarla tanışma kitabım olan Girdap'la sizlerleyim. Akıcı dili ve anlatımıyla olayları bir film izliyormuşum gibi hissettim. Kitapta, 'Adalet' vurgusu önplanaydı. Kısaca kitabın içeriden bahsedecek olursak;
Selçuk, Güven Timleri'nde görevli bir polis memuruydu. Hıdırellez Şenlikleri'nde ek görev yazılmıştı. Selçuk, sabahtan akşama kadar bu görev neticesinde uykusuz ve bitkin düşmüş bir haldeydi. Şirinevler metrobüs durağında inmiş, yaya geçidinde inip evine giden caddeye girdiği sırada bir büfenin köşesinde bir karartı görür. Şahsı çağırıp kendinin polis olduğunu belirtip kimliğini çıkarmasını istemiştir. Şahsın hal ve hareketlerinden şüphe eden Selçuk , polislik içgüdüsüyle karanlığın içine doğru baktığında bir kız çocuğu da korkmuş gözlerle Selçuk'a bakmaktadır. Tabii kızın bitap düşmüş halini gören Selçuk, şahsın kıza karşı tacize kalkıştığını anlamıştır. Şahıs, Selçuk'un bir anlık dalgınlığından faydalanarak tabana kuvvet kaçmaya başlamıştır. Selçuk da şahsın peşinden olanca hızıyla koşmaya başladı ve yetişemeyeceğini anlayınca belindeki silahını çıkarıp şahsın omzuna fırlatıp düşürmeyi deneyeceketi. Selçuk silahı fıtlattı. Ancak silah şahsın kafasına isabet etmişti ve yere düşmüştü. Selçuk, şahsa yaklaşıp ayağıyla dürttü hareket etmediğini görünce nabzını kontrol etti. Şahıs olay yerinde ölmüştü. Selçuk şimdi ne yapacak?
Selçuk bir an panikledi. Etraftaki evlerden "Adam öldürüyorlar" nidaları yükselince Selçuk bir anlık panikle olay yerinden kaçtı. Peki şimdi ne olacak? Selçuk işlediği suçtan dolayı büyük bir pişmanlık duymaktaydı. Selçuk evine geldikten sonra kendini odasına kapadı ve intihar etmeyi denedi. Ama o iş, o kadar da kolay değil. Önce kendine hakim olmalıydı Selçuk. Sonra ne yapacağına karar vermeliydi. Yusuf, Selçuk'a müdahale etti ve