Goblin Kral, gerçekten merak uyandırıcı bir dünyası var. Hikayesi gayet güzeldi ancak çok isim vardı. Daha doğrusu isimler birbirine çok benzediği için kişileri hep karıştırdım diyebilirim. Genel olarak olaylara hakimdim ancak bu isim karmaşası nedeniyle tam anlayamadığım olaylar vardı. Sadece kişi isimleri değil, mekan adlarıda öyleydi. Ayrıca kültürel ve geleneksel isimlerde çok karmaşıktı. Maia'nın kendisinide hikayesinide sevdim. Kısacık, sıcacık bir kitap oldu benim için. Kurulan bu dünya üzerine daha bir çok macera yazılabilir gibi geliyor aksi halde israf edilmiş hissedeceğim.
Ailesi ve üvey kardeşleri suikast sonucu zeplin kazasında ölüp, ülkenin uzak bir sarayındaki elf’li gencin gelen haberle tahta geçeceğini öğrenen gencin yeni elf kralı olmasıdır. Ailesini öldürenleri araştırıp, bulup cezalarını veren yeni kralı anlatan güzel bir roman. Ama çok fazla yabancı kelime olduğundan insan biraz sıkılıyor okurken. Ama sarayda dönen entrikalar güzel insanı içine çeken güzel bir roman.
İmparator ve oğlunun zeplin kazasında ölmesinin ardından, sürgündeki yarı-goblin yarı-elf olan Maia, tahta geçmek zorunda kalıyor. Malesef sürgünde büyüdüğü için de yönetim hakkında hiçbir fikri yok. Ancak bildiği bir şey var ki o da asla babası gibi olmamak.
Maia gerçekten çok naif bir karakter. Hatta o kadar naif ki bazı kısımlarda iyi kalpliliğine sinirlendim. 18 yaşında tahta çıkması ve aslında istenmediğini bilmenin yükü dışında bir de zeplin kazasının gerçeklerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Ama okurken bana en çok dokunan kısım yalnızlığı oldu. Birçok anda korktuğu halde bunu göstermeme çabasını ve Maia'nın Idra ve kardeşleriyle olan ilişkisini çok beğendim. Ancak favorim Csevet oldu.
Yazarın bir sürü isim kullanmış olması beni mahvetti. Bir yerden sonra tamamen çorbaya döndüğü için ne olursa olsun diyerek isimleri boşvermeye başladım.
Biraz fazla entrika ve heyecan beklediğim için kitap bana biraz sakin geldi. Tabii bu beklentiyle alakalı bir durum.
Son olarak özellikle sevdiğim yayınevlerinin kitaplarındaki yazım yanlışlarını çok gözüme batıyor. Okunmayacak veya rahatsız edecek derecede değil ancak ben hoşlanmıyorum ve rahatsız oldum.
Goblin İmparator, Amerikalı yazar Sarah Monette tarafından Katherine Addison takma adıyla yazılmış bir fantastik roman. Bu roman En İyi Fantastik Roman dalında Locus Ödülü'nü almış ve Nebula , Hugo ve Dünya Fantezi Ödülleri'ne de aday gösterilmiş.
Kitap, beklenmedik bir şekilde Elflands'in İmparatoru olan ve krallığındaki ırksal ve sosyal gerilimin yanı sıra sarayın değişmez kurallarıyla mücadele etmek zorunda kalan, Elf ve Goblin kökenli genç bir adam olan Maia'nın hikayesini anlatıyor.
Ancak aldığı ödüle ve kitap hakkındaki olumlu yorumlara rağmen kitabı çok sevemedim. Çünkü öyküde elfler, goblinler ve hayali bir dünya olmasına rağmen bence fantastik edebiyat içinde sayılamayacak bir kitap. Aslında kitap iktidar savaşını, entrikaları, saltanatı ve kurallarını anlatan bir kitap. Kitabın kahramanı olan Maia’nın babasının kral, annesinin ise halktan soylu olmayan biri olduğu, beklenmedik anda varis olan ve entrika dolu gerçek dünyada geçen bir hikayeye yazılsaydı yine bu kitaba benzerdi.
Okurken oldukça sıkıldım.
Bir genç adamın, babasının yokluğunda iki farklı figür tarafından etkilenmesini anlatır. Pamuk, baba-oğul ilişkisi ve kimlik arayışı temalarını ele alır.
Goblin Kralı okurken çok zevk aldım. Yazar oluşturduğu dünya ve karakterlerle saray entrikalarını çok güzel işlemiş.
Kitabın başında hemen ana karaktere ısındım ve onun kitabın ilerisinde nelerle karşılaşacağını merak ettirdi.
Kitapla ilgili olumsuz olarak diyebileceğim tek şey hemen beni içerisine alamadi bunun nedeni çok isim geçmesi bu da kargaşaya neden olmuş ama ilerledikçe elimden bırakamadım.
Kitabın başları yer yer sıksa da, anlamı bilinmeyen o evrene ait kelimelerle beni yorsa da ortasından itibaren akıcı bir şekilde ilerledi. Artık ben o kurgusal dünyayı kavramıştım ve Maia nın başından geçenler benim de başımdan geçmiş gibi davranabilirdim. Açıkçası hikaye beni çok etkiledi ve böyle olmasını hayatımdaki bazı olaylarlarla benzerlik göstermesine bağlıyorum. Güçlü görünmeye çalışıp aslında oldukça zavallı hissetmesi eminim ki çoğumuza tanıdık gelecektir. O yüzden bu kitabı okumak istiyenlere tavsiyem biraz sabırlı olmaları çünkü ben böyle yaptığım için hiç pişman değilim.
Aslında yazar güzel bir evren kurmuş. Bu fikrin üstüne yeni kitaplar..vs ile inşa edecektir. Kurguyu beğendim. Konuları güzel ele almış. Karakter gelişimi güzel.
Ama çok büyük bir eleştirim var. Bu kitabı okumak insanı yoruyor. Çok fazla özel terim var. Ve aynı şey için farklı farklı yeni kelimeler ile karşılaşmak bir süre sonra yıpratıyor okuyucuyu. Muhafız yerine garip bir kelime uydurulmuş mesela. Sonra muhafız çeşitleri var, onlar da farklı kelimelerle ifade ediliyor. Terzi için başka bir terim, hizmetçi için başka, meclis için başka, hitap şekilleri farklı farklı, kişilerin dereceleri, aile yakınlıkları..vs hep yeni kelimeler derken anlamsız yere kelimelerle boğuşurken buluyorsunuz kendinizi.
Bir süre sonra bu kelimelere takılmadan okumaya başladım. Bu sefer hikaye aktı. Terimleri de tahmin etmeye veya umursamamaya başladım, daha keyifli oldu. Yine de bu kadar zorlamamalıydı bence :)
Özetle sevdim ama başlarda yordu kitap beni. Bir de biraz daha hareketli olabilirdi. Sanki bir şeylerin başlangıcı olarak düşünülmüş bu kitap. Bakalım devam edecek mi? :)
Goblin Kralı tek kitap zannederken seri olduğunu öğrendim. Okuduktan sonra da iyiki seriymiş dedim çünkü devamını okumayı çok isterim. Kral ve varisleri bir zeplin kazasında öldükten sonra, sürgündeki istenmeyen varisin tahta çıkışıyla başlayan hikâye; daimi olarak saray entrikaları etrafında dönüyor.
Yazarın dili ve belkide biraz da ana karakterin büyüsüyle kitap çok rahat okunuyordu. Yani ana karakterimiz Maia okadar nazik ve iyi kalpli biri ki, onun kurtlar sofrasına atıldıktan sonra yaşadıklarına hem endişe hem de gururla şahit oldum. Goblin Kral, inanılmaz aksiyonların olduğu epik fantastik bir eser değilde; daha çok low- fantasy diyebileceğimiz, hafif fantastik ögeler içeren, odağında büyü sistemlerinden ziyade dünya oluşturma, politika ve karakterler olan, akıcı bir kitaptı.
Kitapla ilgili eleştirlen şeylerden biri de isimler. Gerçekten isimlemeler biraz karmaşık ve akılda tutması zor fakat yazar kitabın sonuna bunun için bir kalvuz koymuş. İsimlerin kime ait olduğunun yanı sıra isme gelen eklerin anlamlarını vs açıklamış. Başlarda kafam karışsada biraz ilerledikten sonra isimlere alıştım diyebilirim.
Bu arada kitapta yazım yanlışları da vardı, çok büyük bir rahatsızlık veya kesinti oluşturacak bir boyutta değildi ama bir sonraki baskıda düzeltilebilir tabii. Keyifle okuduğum bir kitap olduğu için devam etmek istiyorum, umarım ikinci kitap biran önce çevrilir.
Locus ödülü verilmiş diye aldım fakat beklentilerimin çok altında çıktı. Başlangıcı iyi daha sonra durgunlaşıyor, belki de macera anlayışımın arasında hiç saray muhabbetleri olmadığındandır.
Monette, Tennessee'deki Oak Ridge'de doğup büyümüş ve 12 yaşında yazmaya başlamıştır. 2004'te İngiliz edebiyatında doktora derecesi, Rönesans Drama uzmanlığı ve tezini hayaletler üzerine İngiliz Rönesans intikam trajedisine yazmıştır. Kolejde Klasik ve Edebiyat (Fransız, İngiliz ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümleri arası bir program) üzerinde ihtisas yaptı.