Serinin ilk iki kitabını da beğenmiştim, bu yolculuk da gerçekten keyifliydi. Bazı kitapların sonu merak edilir ama bittiğinde de keşke bitmese dedirtir. Bu yolculuk da böyleydi. Yeri geldi tebessüm ettirdi, yeri geldi duygulandırdı, üzdü, yeri geldi gururlandırdı; tıpkı hayat gibi…
Serinin dördüncü kitabını sabırsızlıkla bekliyorum…
Herkese Merhaba …..
Bu gün sizlere Gökçen 3 kitabı ile geldim. Hayatım boyunca birçok kitap okumuş ve daha okuyacak olsam da bu serinin benim için her zaman özel bir yeri olacak. Ana karakterler kadar yan karakterlerin de hikayeleri o kadar anlamlı ki etkilenmemek elde değil. Kadınların güçlü duruşunun yanında erkeklerin de sevdasının arkasında ki duruşları insana kocaman bir ah çektiriyor okurken. Barut timi hem güçlü hem de kocaman bir kalbe sahip… Kadınlarımız ise yaşadığı her şeyin üstesinden gelebilecek kadar güçlü… İçimde son kitaba geçiyor olmanın kocaman bir hüznü var. Vedalaşmaya o kadar hazırlıksızım ki… Son kitabı okumaya giderken dört kitaptan oluşan bu seriyi hepinize şiddetle tavsiye ediyorum….
!!!!! Serinin diğer kitaplarını okumayanlar için spoiler içerir.!!!!
Gelelim Konusuna;
“2.Kitabımız Gökçen ve Murathan’ın aileleriyle vedalaşıp Zehra’yı karşılamalarıyla bitmişti. Bu kitabımız ise Murathan görevdeyken Jinda’nın yeniden Gökçen’in karşısına çıkıp ona hem psikolojik hem de fiziksel zarar vermesiyle devam ediyor. Gökçen güçlü bir kadın olsa da yaşadıkları karşısında zarar görmemesi elde değil. Sevdiği kadının bu halini gören Murathan’ın ise bir seçim yapması gerekiyor. Bir insan birini ondan vazgeçecek kadar çok sevebilir mi? Neler olacak? Murathan’ın yaptığı şeye Gökçen’in tepkisi ne olacak? Bu süreçte neler yaşayacaklar? Aşk her şeyin üstesinden gelebilir mi? Öğrenmek isteyenlere keyifli okumalar dilerim….”
SPOI İÇERİR
3 seriyi de okudum ama kitabın fazla abartildiğıni düşünüyorum . Murathan 'in aşkı güzeldi korumacıydı ancak kitaplarda gördüğümüz aşklar di.
Kitabın konusu ; Gökçen adında kiz karakterimiz ve Murathan adındaki erkek karakterimiz çocukluktan tanisiyorlar babaları asker, ikisinde babası aynı gün şehir oluyor . Gökçen ve Murathan' in yolları ayrılıyor Murathan Adana 'ya Gökçen de İzmire gidiyor ikisi de beraber büyüdükleri için aniden ayrılınca cocukluklari zor geçiyor ve zamanla birbirlerini unutuyorlar aradan 20 yıl geçiyor Gökçen doktor olmuş tayını Silopi ilçesine düşüyor ve Murathan da Silopi ilçesinde bordo bereli bir asker. Murathan 'in Barut timi adında bir gurubu var gurup ; Hasan ,Zülfikar, Barbaros, Alican, Emek ,Süleyman, Aybüke,Timur olarak oluşuyor kitapta hepsinin hikayesine yer veriliyor aynı zamanda Gökçen de arkadaş ediniyor; Bilge, Duru,Zeynep, Zehra, Ayşegül hepsi aşık oluyor .
Murathan ve Gökçe sevgili oluyorlar sonra Gökçen kaçırılıyor böyle arada olaylar oluyor kitabın sonunda Gökçen'in bir oğlu oluyor adını Yusuf Ali koyuyorlar ,Aybüke ve Süleyman evleniyor , Bilge Barbarosla oluyor ,Duru Zülfikar la, Alican Zehra ile, Zeynep zaten Hasan 'la evli bir çocukları ve Mete 7 yaşında her türlü para iş içinde. Kitap böyle gidiyir güzeldi ama sanki fazla abartılmış da ama okumaya değer di .
Gökçen 3. Bu kitabı benden önce okuyup bitiren arkadaşıma sonu mutlu mu bitti, mutsuz mu diye sormuştum. "Mutlu" demişti. Amma Emek şehit olduktan sonra mutlu hiçbir şey okuduğumu düşünmüyorum artık. Artık bundan sonra diğer çiftler pek umrumda olmadı. Aybüke Süleymanla mı barıştı, Zülfikar Duru mu öylece okuyup geçdim. Aslında "Gökçen" serisinin ilk kitabını bile okumadıkdan önce şöyle düşünmüşdüm. Asker kurgusu işte, sonuçta şehit olanlar olacak, o zaman Emek'in şehit olacağını öğrenmiştim. Amma şuan okuduğumda içim sızladı, gözyaşlarım sel gibi aktı. Tamam, Emek hakkında çok bildiğim bir konuşma yoktu. Bu kitapda en az söz hakkı ona verilmişti. Amma onun hakkında okuduklarım onu bana sevdirmeye yetmişti. O timin en küçüyü değildi, Alicandan büyüktü mesela, ama en az o konuşurdu. Alican bile bazen Zülfikara laf sokardı ama o hiç kimsenin hatrına değmezdi, timde Murathan'ın doğum gününü her kesden önce o kutlardı, Süleyman yaralananda herkesden önce onu çağırırdı. Emek annesi ve babasının evliliğinden 15 yıl sonra doğulmuştu. Tam hayatdan umutları kesilende Emek onlara umut olmuştu. Şimdi ise tek göz ağrısını topraka vermek kolaymıydı.? Tabii ki hayır.
Biliyormusunuz içimi en çok ne acıttı?! Madem Emek şehit olacaktı. Ne diye onun hayallerinden bahs edip duruyordu kitapda? Emek'in en büyük hayali bir ailesi olmasıydı. Sevdiği kadınla ve çocuklarıyla birlikte bir sofraya oturmak istiyordu. Madem bunların hiçbiri gerçek olmayacaktı, ne diye okuduk o zaman.
Pardon ama içimdekileri anlatacak bir arkadaşım olmadığından buraya yazmak zorundaydım. Gökçen serisinin sonuncu kitabını okumayı şuan için düşünmüyorum. Zaten kitabı yarım bırakmamak için okudum. Yoksa Emek'in şehit olduğu yerde benim için bitmişti.
Gökçen3: Güz yağmurları, #kitapyorumu
“Yansam küllerimi harlar, yine sana yanarım, Gökçen.”
Safe place serimin 3. kitabıyla geldim
Okuduğumuz 3 kitap arasında serideki favorim bu kitap oldu buradaki geçmiş sahneleri, tüm karakterleri bir arada bir yol kat etmiş bir şekilde görmek, Gökçen’in az da olsa () olgunlaşmasını görmek çok çok güzeldi.
En çok ağladığım kitap olabilir serideki özellikle Emek sahnesi ve sondaki mektup sahnesi… o mektup beni mahvetti
Bu kitabın Timur’u ayrı bir olaydı aşırı eğlendim okurken. Sürekli Murathan’la uğraşması aşırı iyiydi
Murathan beni çok sinir etti bu kitapta. Bu yüzden Timur onunla uğraştıkça ayrı bir keyiflendim
Gökçen’in sürekli Murathan’ım neden yok, Murathan olmadan yaşayamam tripleri beni bitirdi. Yanında arkadaşları onun için bir şeyler yapmaya çalışıyor o sürekli Murathan’ım yoksa mutlu olamam triplerindeydi. Tamam bir sürü travma atlattı ama yanında bir sürü insan var ona destek olmaya çalışan, onları yok sayması hiç hoş değildi bence. Çok şımarıkça geldi bana.
Bu serinin en sevdiğim olaylarından biri de yan karakterlerin hikayelerinin de ayrıntılı işlenmesi. Bu kitapta Aybüke ile çok ayrı bir bağ kurduk mesela
Sadece bu konuda beni rahatsız eden şey, herkesin illa bir beraberliğinin olması. Hiç yalnız bir ana karakter yok. Sanki aşık olmasa o karaktere dair anlatacak bir şey yokmuş gibi hissettiriyor. Bu rahatsız edici bence.
Gökçen’in iç sesini diğer kitaplara rağmen çok daha az okuduk burada bu yüzden de mutluyum. İç ses okumayı hiç sevmiyorum.
Her şeye rağmen, serinin yeri ben de çok ayrı. Yine severek okudum. Dördüncü kitabı büyük bir hüzünle okuyor olacağım
+18!
Kitap genel olarak keyifliydi ancak ilk 200 sayfada sıkıldım biraz. Kitap biraz kendini tekrarlıyor gibime geldi ama 200den sonrasını zevkle okudum. SPOİ!!!Emek'in şehit olması dışında pek bir olay yoktu!!! Kitabı 2 haftada bitirmemin bir nedeni ilk 200ün sıkıcı geçmesiydi bir diğeride sadece okulda okumamdı yoksa çerezlik pek bir olayı olmayan ama keyif aldığım bir kitaptı. 4. Kitabı da en kısa süre içinde okumayı planlıyorum. 3,5/5
Kayıplar ve kalanlar..
Murathan'a...
Evlat, bugün 19 Ocak. Doğduğun gün. Artık altı yaşındasın. Benim gözümde ise hâlâ kundaklar içindeyken bile ciddiyetle bana bakan küçük bir bebeksin. Soğuk bir hastane koridorunda, kucağıma verildiğin o gün ilk kez baba olmuyordum. Heyecanlı değildim. Ablalarının doğumunda olduğu gibi koridorda fır falan da dönmemiştim. Onları daha heyecanla beklemiştim mesela. Aslıhan'ı kucağıma ilk verdiklerinde ağlamıştım. Gülhan'da ise yedi saat boyunda hiç oturmadan doğumhane kapısında beklemiştim. Sende öyle olmamıştı. Doğumhanenin önünde sadece oturmuştum. Ne heyecan vardı içimde ne telaş.
Sonra doğumhanenin kapısı açıldı. Seni yeşil bir kundak içinde getirdiler. İlk kirpiklerin çarptı gözüme. Upuzun, simsiyah. Güzeldin. Ablaların da güzeldi. Haydi, onlar kız olduğu için güzeldi. Sen niye güzeldin, hiç anlamamıştım. İster kız olsun ister erkek, evlatlar babalarına hep güzel gelirmiş oysa. Büyüdükçe güzelliğin degismeyip, üstüne daha da güzelleşince anlamıştım.
Teşekkür ederim. Geldiğin için ve bana babalığın üçüncü kez yaşattığın için. Ve özür dilerim. Bu doğum gününde de yanında olamadığım için.
Doğum günün kutlu olsun, evlat. Soğuk bir günden yazıyorum bu satırları sana. Gün Soğuk, karakol Soğuk ama senin varlığın sıcak. Eline hiç geçmeyecek bu mektup. Okuyamayacaksın. Sizi düşündüğümü bile bilmeyeceksiniz.
Asker olacağım senin gibi, diyorsun. Gözünde zerre tereddüt görmüyorum. Göğsüm nasıl kabarıyor, anlatamam. İşte diyorum sana bakarken. İşte, benim oğlum. İşte benim kanım. İşte benim canım.
..
.
Yusuf Karakurt
19.01.1998
Elindeki kalemi bıraktı Yusuf. Derin bir nefes verip kağıdı katladı. Masasındaki çekmecenin en alt gözüne kilitledi. Silahını alıp, beline takarak odadan çıktı. Aylar geçti, yıllar geçti, kış geçti, bahar geçti.
Hellüüü, bu kitap hakkında ne yorum yapsam gerçekten çok kararsız kaldım.
Öncelikle spoiler içeren şeyler yazabilirim affola.
Normalde serinin ilk 2 kitabına 10 veren biri olarak bu kitaba 8 puan verdim çünkü birincisi Gökçen beni ara ara bayağı gıcık etti. İkincisi de Pamuk ve Kepçük hep masum masum yazılırken bir anda bu kadar açık açık smut sahneler olması pek hoş gelmedi bana. Emek... Seni çok fazla tanımadık maalesef ama şehit olduğun yerde bu serinin hiç bir kitabında ağlamadığım halde ağladım. Senin tek isteğin bir aileydi oysa keşke güzel bir ailen olsaydı.
Aybüke ve Süleyman'a ise aşırı mutlu oldum. Benim favori karakterim Aybüke zaten aşk kadın.
Gökçen ilk kitabında olduğu gibi bu kitapta aynıydı. İlk kitabı biraz olsun güldürürken bunu sırf okumak için okudum. Çocukluk aşkıydı, masum bir sevgi olabilirdi ki yazar da bunu yansıtıyor ama 3. Kitapta sanki sadece +18 içinmiş gibi. Sürekli öpüşmeler, o sahneler ben en sonunda atladım baya atladım yani. Ama Murathan sürekli ima ima sıkıldım. Kitapta Murathan ve Gökçen aşkı beni sarmadı sevemedim. Zülfikar ve Duru en sevmediğim karakterlerdendi. Yani hele de Duru hiç sevemedim sanki zorla yazılmış bir karakterdi. Zehra’nın okumak istemesi ve yaşadıkları beni çok duygulandırdı. Ve çok sevindim. Favori çiftim ise Süleyman ve Aybüke oldu. Zaten nerdeyse sadece onların sayfalarını okudum. Ki son olarak karakterler arasında sürekli bir kıyaslama var. Sürekli Gökçen’i diğer kızlarla kıyaslaması beni sinir etti. Ki açıkçası kitap çoğunluk Söz dizisinden alıntı gibi geldi. Keşke hiç başlamasaydım. (Bu puan işini çözemedim daha)
Kendini okutan bir kitap içinde hem hüznü hem eğlenceyi hem komedi hem aşk hem dram var. Okumaktan çok zevk aldım. Serinin son bir kitabın kaldı heyecanla bekliyorum.
Kübra Doğan, Türkçe öğretmeni ve roman yazarıdır. Yazın hayatına, lise yıllarında tanıştığı çevrimiçi okuma platformu Wattpad üzerinde başlamış ve burada "Loresima" mahlasıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Yazdığı Gökçen adlı roman, kısa sürede büyük bir ilgi görerek milyonlarca kişi tarafından okunmuştur.
Şubat 2021’de yazmaya başladığı Gökçen, yayımlandıktan sonra kısa sürede geniş bir okuyucu kitlesi edinmiş ve Ephesus Yayınları tarafından basılmıştır.