Yazarın en çok konuşulan, toplumsal ve psikolojik tahlilleriyle ön plana çıkmış eserine getirdik sırayı sonunda. Konu alınan içerikler çok ilgi çekici değil mi? Mesela hiçbir devrimin, zenginin fakiri sömürdüğü düzeni değiştiremeyeceğine dair inanç. Görünüşte epey eğitimli, taşra hayatını bırakmış ve zengin bir kültür havuzunda yüzen insanların aslında ne kadar yozlaştıkları ve birçok dizide dahi bunun görülmesine rağmen o dizilerin en çok seyredilen diziler olmaları sürekli kafamı kurcalıyor.
Son kısım çok önemli. Bu konuda Bir Havva Kızı romanında düşüncelerimi söylemiştim ama bu romanda da biraz bahsetmek gerek. Evlatlar ve onların yetiştirilme şekilleri. Yani çocuklara baskıyla, diretmeyle ve inatla bir şeyleri yaptırma ve o çocukların sıkıntılı bireyler olmasını mı yoksa hayatı biraz da kendilerinin tecrübe edip buna göre davranmaları mı daha doğru? Kusursuz ve mükemmel çocuklar yetiştirmek için yollarını sürekli temizlerseniz, bir gün siz olmadığınızda o yol kapanır ve artık işlemez. Eline malzemeyi alıp o yolu o çocuk da açmaya başladığında ise çok farklı bir durum ortaya çıkar. Umarım bu bir gün anlaşılır. Hepimizin başarılı ve kendine güvenen evlatlar yetiştirmesi dileklerimle...
Bunu söyleme sebebim de kitabı okuyanların göreceği üzere Madame de Nuncingen ve Madame de Restaud’un yani Goriot Baba’nın kızlarının özellikleri. Her istedikleri yapılmış, her şey hazır önlerine sunulmuş, şımarık iki insan. Dışarıda herkes böyle değil. Tanıdığınız 20-30 kişi de öldüğünde sizi tanıyan kimse kalmayacak, bu dünyaya hiç gelmemiş gibi olacaksınız sonuçta. Eh, bunu da düşününce bu kadar hava, ego da kime, niye diye soruyor insan.
Görüldüğü üzere kitabın üzerinden giderek, karakterleri anlatarak ben bile ufak bir mesaj verebiliyorsam bu kitabın bütününde ne mesajlar