Ah, o bana söyledi: "Benim büyüleme gücüme, âşıkça elde edişime yakalandın, artık kurtulamazsın" dedi. Bir peri sevdasına düşüp de artık ömrümün sonu tımarhanede mi geçecekti?
İmtihan olacakmışım. Dersimi ezberlemeliymişim. Hangi dersimi? Deminden duyduğum saçmaları mı? Demek ki ben adeta deli adayıydım. O saçmaları ezberleyeceğim. İmtihanımı verdikten sonra delilik bilgisinden diploma alacağım! Tekkelerde çile dolduran dervişler gibi delilikte delilik derecesini kazanacağım. Bu dereceye ulaştıktan sonra herhangi bir tımarhaneye baş vurarak diplomamı göstersem hemen benim için bir kabul hücresi açılacak. Düpedüz hak ederek deli, şartıyla şurtuyla kaçık sayılacagım.
Yan yana giderken göz ucuyla Hasan'a bakıyordum. Yüzü gecenin loşluğuyla seçilmediğim pembe bir tazelikle gülümser, koyu kumral, bıyıklı bir çift kaş kadar dudak üstlerini süslemiş, ağzı burnu biçimli, mert bakışlı, aslan gibi bir delikanlı. Yüreğim içimde hop hop oynuyordu. O da beni geceki haline benzer tutkun bakışlarla gizli gizli süzüyordu. Birdenbire durarak, sanki her kelimesinden sevgiler dalgalanan bir sesle dedi ki...
Hasan güveyliğe girdiği gece kendisinden şunu sordum:
- Bu çiftlikte dönen cin, peri dolabı birtakım alçakların maskaralıklarından ibaretmiş de sen de beni: "Geceleri odama perim geliyor, karşımda anadan doğma soyunuyor," diye aldattın, utandırdın? Bu senin mertliğine yaraşır mıydı?
Hasan tatlı bir gülümsemeyle:
- Sevgimize cin uydurmaları, peri hayalleri karıştırılmasaydı sevgimiz bu kadar tabiatüstü coşkunlukla olur muydu? Bu küçük, masum hilelerimden dolayı beni mazur gör.
Peki, buna cevabı pek güzel uydurdun. Ama merak ettiğim bir şey daha var.
- Nedir iki gözüm? Söyle...
- Bir peri gibi yükümün içinden çıktığın akşam yanıma gelebilmek için "üzerinden muskanı çıkar" diye bana neye yalvardın? Üstümde muskam varken odaya gelemez miydin?
Hasan gevrek gevrek gülerek boynuma atılıp beni ateşli öpüşlerle kapladıktan sonra şu cevabı verdi:..