Yazardan okuduğum dördüncü kitap oldu. En beğendiğim oldu diyemem ama yine çok severek okudum. Belki Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar'dan önce okumuş olsaydım daha çok etkilenirdim ama yine de dediğim gibi çok severek okudum.
Yazarın acıdan beslenen bir anlatımı olduğunu düşünüyorum. Bizler de aslında acılarından beslenen, acıları ile var olan insanlarız. Tarihimizde, yakın geleceğimizde, şimdiki zamanımızda, geleceğimizde, kendi hayatımızda, ailemizin hayatında, çevremizin hayatında acı hep var. Bu acıyla yaşamayı öğrendiğimiz gibi ondan da besleniyoruz bir bakıma. Yazarın da edebi serüveninin beslenmesi ve gelişmesi açısından acının önemli bir yer kapladığını düşünüyorum. Acı hisleri, yokluğu, insanların kötü yanlarını, kimsesizliği, eksikliği, yarım kalmışlığı, ölümü, çaresizliği gerçek insanlık hikâyelerine dayandırarak kurgulayıp önümüze sunuyor.
Okuduğumuz zaman öyküde var olan acı kalbimize dokunuyor çünkü tanıdık bir acı bu. Biz yaşamamış olsak bile geçmişimizde yaşanmış, çevremizde yaşanmış seyler hepsi. Gözünü kapatıp da görmezden geleceğimiz şeyler değil çünkü biz bu acılarla yaşıyoruz.
Hayatta bunların da olduğunu, her şeyin toz pembe bir hayattan ibaret olmadığını, bir yerlerde birilerinin farklı farklı acılar yaşadığını, farklı noktalardan sınandığını, derin yaraları olduğunu, umut ettiğini, beklediğini, özlediğini okuyoruz her bir öyküde. O yüzden de her bir öykünün gerçeklere dayanan yanı kalbinize işliyor zaten.
Uzun lafın kısası mutluluk arıyorsanız yanlış kitaptasınız. Ama içinize işleyecek, ruhunuza dokunacak, gerçeğin harmanlandığı bir kitap arıyorsanız doğru tercih. Kesinlikle tavsiye ederim. Hem bu kitabı hem de yazarın diğer kitaplarını.