Tasavvuf ehline göre, “aşkın sonu yanmak değil; erimektir.” Esasen denge gerekir; Yanmadan pişmek, pişmeden yanmamak. Şiirdeki ses bir sevgilinin sesi gibi de okunur.
“Vurma kazmayı” — bir kadının, bir sevdiği yorgun adama fısıldadığı sözdür.
“Artık yeter, kalbini o kadar yaralama.” Asaf Hâlet tam bu ikisinin ortasında durur.
Yani: “Sev ama teslim ol, yak ama yok olma.”
“He”, Arapça’da Allah’ın gizli ismidir. Arifler “Hû” veya “He” diyerek nefesle Allah’ı anarlar — bu, “varlığın nefesidir.” “Dur biraz… o dağ senin kalbin.”
Ve işte o, “He” nefesidir.
Belki de hakikate varmak,
hiç kazma vurmadan
bir dağın kalbini dinlemektir.
Ve o kalpte bir zamanlar su arayanın
artık susmayı öğrenmesidir.
Bazı yollar, geri dönülmeyeceğini bile bile yürünür.
Kimi insanlar, gidişini sessizlikle süsler.
Ve o sessizlik, bazen kelimelerden daha gürültülüdür. “Bazı dağlar, kendine dönmeyi bilmeyenlerin arkasından sessizce kapanır.”
O sessizlik, kaderin yürüyüşüdür. sesi azalır,
ama nasibin adımları hep aynı yöne bakar.
“Aşkla yan,kendini yakma.Allah seni zaten görecek kadar yakında” ve son olarak;
ÜZÜLME ALLAH BİZİMLE BERABERDİR.
HeAsaf Hâlet Çelebi · Yapı Kredi Yayınları · 194227 okunma
He, istanbul'da 1942 yılında Ahmet Sait Matbaası'nda 500 adet basılmış. Kapak düzenini Fuat izer'in yaptığı kitapta, Se lim Turan'ın iki, Arif Kaptan'ın bir illüstrasyonu, Ferda Başman'ın bir gravürüvar. Kitabını Ferda Başman koymuş.
HeAsaf Hâlet Çelebi · Yapı Kredi Yayınları · 194227 okunma