Dünyada ve ülkemizde olaylı ve bir zamanlar yasaklı kitabı “Piyanist” ile bilinen, 2004 yılı Nobel Edebiyat Ödülünün sahibi Avusturyalı yazar Elfriede Jelinek’in istisnasız en uzun ve en zor romanı: “Hırs” Feminist duruşunu eserlerinde her seferinde gösteren Jelinek komünist duruşu ve Avusturya Komünist Partisi üyeliğinden dolayı da Nobel Komitesini ikiye bölmeyi başarmış bir isim. Kitapları hep Avusturya üzerinedir, ülkesini acımasızca eleştirmesiyle de tanınır.
Kitabı bulmak ayrı bir dert, okuyup anlamak ise apayrı bir dert. Bilinç akışı tekniğini seviyorsanız bu kitabı da sevebilirsiniz. Bu kitabı Ulysses’i okuyor gibi okumaya çalışın. Her şeyi anlamak yerine, kitabı akışına bırakarak okumaya çalışmak bence kitaptan alınacak zevki (tabii öyle bir şey varsa) en üst seviyeye çıkaracağını düşünüyorum. Upuzun cümleler arasında, sayfalar süren paragraflarda gözünüz yazının olmadığı bir açıklık, boş bir alan arıyor ama maalesef öyle bir şey yok. Her yer yazıyla dolu. Anlatım sürekli gerekli gereksiz ayrıntılarla bölünüyor. Hikaye hiç akmıyor desek yeridir, zaten ortada öyle ilginç ya da sürükleyici bir hikaye de yok. Anlatım parça parça. Yazar sürekli araya bir şeyler sokuyor. Kendi yorumlarını ve eleştirilerini sunuyor. Zaten kitabın çok büyük kısmı da bunlardan oluşuyor. Haliyle bu yorumların arasında hikayeye nerede başladı, nereye gidiyor yalan oluyor. Hikaye buhar olup kayboluyor resmen. Uzun bir roman olması da sinirleri ve sabrı zorluyor. Yazarın dili çok sert, her şeyle dalga geçen, alay eden bir yapısı var. Bunun yanında pornografik bir dilin ağırlığını fazlasıyla hissediyorsunuz. Hadi biraz pis şeylerden konuşalım dedirten bir tarz var ortada. Bunu da hiç çekinmeden fazlasıyla yapıyor. Kitabın konusuna sinen seks ve şiddet dile de sinmiş adeta.
Kitap