·
Okunma
·
Beğeni
·
54
Gösterim
Adı:
İbn Haldun
Baskı tarihi:
16 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944612272
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
İbn Haldun denilince İslam düşünce tarihine tam sekiz yüzyıl sonra “dönüp şöyle bir bakmanın” ifadesi anlaşılmalıdır. Çünkü o ünlü“Mukaddime”siyle İslam kültür ve medeniyetinin siyasi/sos-yal/kültürel bir analizini yapmış, “Buraya kadar olanların anlamı nedir?” sorusunu sormuş, sonraki nesillere “Buradan çıkarılacak dersler şunlardır” diyerek yepyeni bir çığır açmıştır.
Bu açıdan, İslam düşüncesindeki yenilikçi damar¬ların en güçlü temsilcilerinden olan İbn Haldun, kararmaya yüz tutan İslam semasının âdeta son yıldızlarından birisidir.
176 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Google amcaya, "sosyolojinin babası" diye yazarsanız Auguste Comte (1798-1857) ile karşılaşırsınız...

Oysa ki; Comte Efendi'den yaklaşık 400 yıl önce yaşamış, Arap ve Berberi tarihi ağırlıklı bir çeşit İslâm Tarihi sayılabilecek eserine (Kitab'ül İber) yazdığı, eserin kendisinden daha şöhretli "Mukaddime"sinde;

Tarih, toplum, umran, ırk, ahlâk ve dinin doğuşu, bedevilikten hadariliğe (medeniyet) geçiş, Devletin (mülk ve asabiyet) şekillenmesi ve iktisadın (ekonomi) prensiplerine kadar hemen her konuda akli delileri kullanıp, tecrübe ve gözlemlerine dayanarak ortaya koyduğu çıkarımlarla, modern sosyolojinin temellerini atan, sade İslâm dünyasında değil tüm dünyada ilk sosyolog kabul edilecek kişi İbn-i Haldun'dur...

Öyle ki; Aristo'dan bu yana tarih ve toplumsal ilimler "bilim"den sayılmazken, ilk defa İbn-i Haldun, "doğanın yasaları olduğu gibi toplumsal olaylarında yasaları olmalı" diyerek "umran ilmi"ni kurmuştur. Bu bakımdan modern sosyolojide toplumsal yasa arayıcıları olan Comte, Durkheim ve Marx'ın öncüsüdür.

Öte yandan, "umranın kanunlarını bulma" noktasında bir Rönesans aydını gibi düşünen İbn-i Haldun, Rönesans'ın sonucu olan modernitenin insan ahlâkı üzerinde etkileri konusunda da post-modern söyleme yaklaşır ve J.J. Rousseau ile aynı kanaate ulaşır. "Modernite (hadarilik) insan doğasını (ahlâkını) bozar ve zarar verir."

Ancak her iki düşünür de bütün kötü/olumsuz sonuçlarına rağmen moderniteyi bir olgu olarak kabul eder. Bu kötü durumdan kurtulmanın yolu olarak eskiye dönmeyi, fakat medeniyetin tersine çevrilmesinin imkânsız olduğunu, bu sebeple şehirde doğallığı korumak gerektiğini savunurlar. Devletin görevi; insanın doğallığını (özgürlüklerini ve haklarını) korumaktır ve bu da devlet ve toplum arasında bir sözleşmeyle mümkündür. Devlet doğal olmayana başvurur, baskı ve korkuya dayanırsa; halkın metanetini kırar, mukavemet kabiliyetini yok eder, zulme maruz kalmış insana tembellik ve bezginlik çöker... Bu durum şehirli hadariyi kaypak, kurnaz ve ürkek yapar...
Çinli filozof Lautse der ki; "Baskıcı ülkelerin insanı riyakar olur!"

İbn-i Haldun'un "Mülkün (devlet) ortaya çıkışı tabiidir." görüşü, Huig de Groot'un "doğal devlet" görüşüyle,
"İnsanlar şehirdeki iş bölümüyle, vahşi hayvanların ve hem cinslerinin tecavüzlerinden korunmak için kudretli bir elin himayesine (devlet/hükümdar) ihtiyaç duyarlar." görüşü, John Locke'un "hukuk devleti" görüşüyle,
"Coğrafya'nın (iklimin) insan karakteri üzerinde etkisi vardır" görüşü, Montesquie'nun "Kanunlar milletlerin manevi yapılarına göre olmalıdır. Her milletin yaşadığı coğrafyanın etkisiyle oluşan manevi bir tabiatı vardır" görüşüyle örtüşmektedir.

Bu kısa incelemede de görüldüğü gibi İbn-i Haldun, çağının çok ilerisinde bir düşünür/filozof ve kendisinden sonra çığır açan düşünürlerin de öncüsüdür. Bu nedenle; hayatı ve eserleri hakkında yapacağımız her yeni okuma ile kendimize yeni ufuklar açacağımız gibi, üstada da hak ettiği saygıyı göstermiş olacağız...

Ne dersiniz?
90 syf.
·9/10 puan
İbn Haldun'un Mukaddime'sinde yer alan temel kavramlar ve Mukaddime'nin bölümleri açık ve sade bir dil ile anlatılmaktadır. Sosyoloji tarihine yön veren sosyologlar ile İbn Haldun'un görüşlerinin karşılaştırılması ise esere ayrı bir güzellik katmış. İbn Haldun'un düşüncelerini anlamada yardımcı olacak, günü birlik okunacak, okunası bir kitap.
İbn Haldun organizmacı Ümran kuramına paralel olarak devletleri insanlara benzetir ve genellikle bir devletin ömrünün 120 yıl kadar olacağını söyler.
İbn Haldun devlette tek adam yönetiminin doğuşunu da tabii fıtri kanunlarla açıklar. Farklı asabiyetlerden birisi diğerlerini bertaraf ederek mülkü ele geçirir. İnsanın tabiatında var olan her şeye hakim olma dürtüsü giderek tek adam yönetimine dönüşür. İktidarını başkaları ile paylaşmaz.Artık her şeyi kendisi belirler. Bir çöplükte iki horoz olmaz sözü İbn Haldun'da "Şan ve ihtişama tek başına sahip olmak mümkün tabiatındandır" şeklinde ifade edilmiş gibidir.
İbn Haldun'a göre bir tarihi rivayeti kabul etmek için aranan en önemli şart, imkansızlık ilkesidir; yani akla ve sosyal yasalara aykırı olan rivayetler "vukuu imkansız" olduğu için kabul edilemezler.
Asabiyet İbn Haldun'a göre Ümran kurabilmenin önemli şartlarından birisidir.Bir asabiyete dayanmayan topluluklar yükselemezler.
İbn Haldun için temel kriter tarihi tecrübe ve deneylerden çıkardığı "ümranın tabiatı" (sosyal yasalar) dediği şeydir.Bütün rivayetler buna vurulur, aykırı ise kesin uydurmadır.
Mülk, İbn Haldun'a göre asabiyetin giderek ulaşacağını nihai gayedir. Çünkü hak arama hükmetme dürtüsü menfaat ve itibar için harekete geçme, asabiyet sayesinde olur. Ademoğlunun tabiatında yekdiğerine hükmetme dürtüsü vardır. Bu da diğer insanlara haksızlık yapmaya kadar varır bunu önlemek için insanlar bir baş (hükümdar)ortaya çıkarırlar bu hükümdarlar güçlü olmak zorunda olduğu için asabiyetle hareket eder güçlendikçe daha güçlü olmayı ister, giderek mülkü tamamen elde etmeye yönelir. kendisine rakip olanları tasfiye eder. Her biri zaferde yeni ve daha büyük bir zafer için insanlar üzerinde zorla hakimiyet kurar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İbn Haldun
Baskı tarihi:
16 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944612272
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
İbn Haldun denilince İslam düşünce tarihine tam sekiz yüzyıl sonra “dönüp şöyle bir bakmanın” ifadesi anlaşılmalıdır. Çünkü o ünlü“Mukaddime”siyle İslam kültür ve medeniyetinin siyasi/sos-yal/kültürel bir analizini yapmış, “Buraya kadar olanların anlamı nedir?” sorusunu sormuş, sonraki nesillere “Buradan çıkarılacak dersler şunlardır” diyerek yepyeni bir çığır açmıştır.
Bu açıdan, İslam düşüncesindeki yenilikçi damar¬ların en güçlü temsilcilerinden olan İbn Haldun, kararmaya yüz tutan İslam semasının âdeta son yıldızlarından birisidir.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Aslı
  • Nurettin Dayan
  • Derviş deli
  • Murat Tezcan
  • Sıtkı Öztürk
  • Gökhan Kahraman
  • Kaçın Kurrası

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%25 (1)
8
%50 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%25 (1)