Kitap, kendini kelimelerle değil de, sessizlikle ifade etmeyi seçen Ice adında bir karakterle tanıştırıyor bizi. Dış dünyadan soyutlanmış, kendi içine kapanık bir genç kız... Annesinin ise tam tersi, onu "normal" kızlar gibi görmek istediği, makyaj yapmasını, renkli kıyafetler giymesini ve sosyal bir hayat sürmesini arzuladığı bir ortamda yaşıyor. Klasik bir "kötü anne" dinamiği mi, yoksa daha derin bir şeyler mi var, işte kitabın ilk sayfalarında bu sorular zihnimde dönmeye başladı bile!
Ancak hayat, Ice'ın sessiz duvarlarını yıkacak o olağanüstü güzellikteki sesiyle bambaşka bir boyut kazanıyor. İşte tam burada V. C. Andrews'un ustalığı devreye giriyor. Bu "tanrı armağanı" ses, Ice'ın ruhundaki kırıkları onarabilecek mi? Kaderini değiştirebilecek mi, yoksa sadece bir hayal olarak mı kalacak? Kitap, bu soruları cevaplarken bizi de Ice'ın iç dünyasına doğru heyecan verici bir yolculuğa çıkarıyor.
V. C. Andrews, daha önce "Çatı" dizisiyle gençlik edebiyatında ne kadar sarsılmaz bir yer edindiğini kanıtlamış bir yazar. 13 dilde, 30 milyondan fazla satan eserleriyle adından söz ettiren Andrews'un bu yeni dizisinde eğer siz de karakterlerin iç dünyasına yolculuk yapmayı, gizemli hikayeleri ve duygusal derinlikleri seviyorsanız, "Ice" tam size göre bir seçim olabilir. Bu kitabı okuyup, Ice'ın sesinin ona neleri fısıldadığını keşfedin.