Ataları Polonya mirasına sahip, sanat tarihçisi ve Filozof Georges Didi Huberman, imge ve imgenin gerçeklikle ilişkisine dair kısacık, fakat çokça sorgulama içeren bir anlatı ortaya koymuş.19 adet siyah-beyaz fotoğraf; bir kaç ağaç kabuğu, kışla kapısı, huş ağacı ormanı, beşinci krematoryumun çatlak zemini, iki dikenli tel arasında tüneyen bir kuş, gözetleme kulesinin bir penceresi, bir tel örgü... Bu fotoğraflar kendi büyük annesinin de maruz kaldığı bir dehşetten, Birkenau- Auschwitz kampında yaşananlardan arta kalanların izleri.
Hafıza ve kültür ilişkisi üzerine söyledikleri ise çok ilgi çekici, ağacın yüzeyinden dökülen bir kaç kabuk parçasından yola çıkarak, bir 'insanlık ayıbının' özüne bir kaç farklı açıdan bakmak ve sorgulamak benim açımdan faydalı bir deneyim oldu.
Severek okudum.
..
..
"Görecek hiçbir şey yok, görecek hiçbir şey kalmadı. Gördüklerimizden şüphe edebilmek için, hala görmeyi, her şeye rağmen görmeyi bilmemiz gerekir. Yıkıma rağmen, her şeyin silinmesine rağmen. Bir arkeolog gözüyle bakmayı bilmemiz gerekir. Ve işte böyle bir bakış, böyle bir sorgulama sayesinde, şeyler saklı mekanlarından ve mazilerinden bize bakmaya başlar."