"Rüyanızı kontrol edebildiğinizi düşünün.
Sonra da, sizin rüyanızı başka birisinin kontrol edebildiğini...
Sistemde bir kaçak varsa, nasıl tespit edersiniz?
Daha da ilerisini düşünün:
Kaçağı yakalarsanız ne yaparsınız?"
Alper Kaya, Komiser Tahsin serisinin ilk kitabı "Kaçak" ile bizleri heyecanlı bir maceraya davet ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Keşke filmi de çekilmiş olsa dediğim bir kitaptı. İki günde hemen bitti ancak büyük bir heyecan ile okudum. Kitabın konusu, işleyişi ve sayfa veya bölüm ilerledikçe bir şeyleri anlamaya başlama duygusu çok hoşuma gitti.
Yerli polisiye kitaplarını çok okumadığım için (maalesef) biraz önyargı ile yaklaştım ancak kesinlikle kitabın kurgusu ve olayların ilerleyişi, içinde biraz bilim kurgu barındırıp aynı zamanda kültürümüzden öğeler taşıması çok güzeldi.
Kitapta çok fazla karakter var ve genel olarak yüzeysel değinilmiş ama zaten olay örgüsünü anlamak için yeterli miktarda bilgi verilmiş diye düşünüyorum.
Bence keyifle okunabilecek sürükleyici bir eser.
Kitabı okumak isteyenlere tavsiyem arka kapak yazısını okumayın!
Neden yarım kaldığı konusuna geldiğimizde; önce kitabın arka kapak yazısını okudum. -bu hata oldu- sonra eseri okumaya başladım. Birinci bölümün sonunda heyacan ve merak duygusu artmaya başladığında, arka kapak yazısında verilen bilgi nedeniyle bir anda okuma isteğim azaldı. Bir iki bölüm daha devam ettim ama ana olayı bilmek cazip gelmedi
Arka kapak yazılarında kitabın konusunun açıkça verilmesine karşıyım.
Bu kitabı evde okuyacak kitabımız kalmadığından elime aldım. (Kâğıt maliyetleri ) Vakit geçirmek için, çok çok darda kalırsanız tavsiye ederim ancak Sayın Yazar’ım şapkayı önüne koyup düşünmesi lazım. Naçizane eleştirilerim şunlardır:
• Konu, fikir olarak iyi olsa bile iyi işlenememiş. Sonuçta bir serinin ilk kitabı, acemiliğine gelmiş diyelim yazarın.
• Kitabın finali alelacele yapılmış gibi. Vurucu bir son yazılmaya çalışıldıysa bile bu daha ziyade kompozisyonunu yetiştirmeye çalışan öğrenci telaşı uyandırdı.
• Karakter derinliği yeterli değil. Bir romandan ziyade uzun hikaye diyebiliriz.
• Kitabın finalinde bir bebek ölüyor ama yalnızca bir son bulmak için yazılmış gibi. Bazı sorulara cevap verilmemiş, bazı soruların da cevabı üstünkörü verilmiş.
Böyle böyle uzar maddeler. Velhasıl, yazarın emeğine sağlık. Eminim zamanla daha güzelleri yazılacaktır. Demek ki nasip bu kitapta değilmiş.
1990 yılında Ankara’da doğdu. Orada hiç yaşamadığı hâlde, Ankara’yı çok sevdi. İstanbul Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü’nü animasyon sinemasında filmsel zaman kurgusu üzerine yazdığı lisans teziyle başarıyla bitirdi.
2010 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden “Yılın Spor Köşe Yazısı Övgü Ödülü”ne layık görüldü.* Böylece, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ödüle layık gördüğü en genç gazeteci oldu.
Üçü çocuklar için olmak üzere on dört romanı, sinema ve polisiye üzerine dört araştırma kitabı yayımlandı; on beş kolektif kitapta yer aldı. Türkiye’nin yapay zekâ destekli ilk çizgi romanına ve ilk müzik albümüne imza attı. Halen, 2024 yılında yayın hayatına başlayan SUÇÜSTÜ Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yapmakta ve OT Dergi’de disiplinlerarası suç kültürüne dair yazılar yazmaktadır.
Yazar, kendisi gibi yazar olan eşi Gizem Şimşek Kaya, iki kaplumbağaları ve altı kedileri ile birlikte İstanbul’da yaşamaktadır.