Hindistan’ın çok eski bir köyü olan Kalipur köyünde yaşlılardan başkası kalmamıştı. Kalipur'a bakan tek tepede, yeni bir Amerikan fabrikası inşa edilmişti. Bu fabrika kimyasallar üretecekti. Fabrikanın sahibi Jonah Hadfield; eski, köklü ve zengin bir aileye mensup, bir eczacı ve sanayiciydi. Jonah, bir insanı on sekiz ay daha uzun süre hayatta tutabilecek bir hapın keşfi için çalışıyordu. Daha önce Hindistan'daki bir fabrikası başarısız olmuş, zehirli gaz salmıştı. Bu nedenle Hindistan'da altı bin kişiyi öldürmüştü. Tess Black, bu deneyden sağ kurtulan altı kişiden biriydi. Kendisine hızlı iyileştirme güçleri kazandıran askeri deneyden kaçmayı başarmıştı. Wilkie onunla tanıştığında, Kuzey Kutup Dairesi'nde bir barda, umutsuz ve yalnızdı. Şimdilerde oğlu Dylan ile birlikte sakin bir hayat süren Tess’i, Wilkie çok yakından izliyordu.
İnsansız bir dünya hayalinde olanların, sahte özgürlük vaadiyle ‘metaverse’ yolculuğu ve ‘sahte cenneti’ ile ilk kitabında yer bulan sıradışı kurgusuna bu kitabında da “reenkarnasyon”a yer vererek yine beni şaşırtmadı yazar Demir Barlas. Her kitabında kurgusu ve karakterleriyle merak uyandıran, yaptığı çağrışımlarla da okuyucuyu araştırmaya sevk eden, muhteşem bir yazar. Hayal gücüne de her kitabında daha çok hayran oluyorum. “Tanrı Kompleksi” kitabından sonra bu ikinci eseri yazarın. Yalnız kitabın henüz Türkçe olarak basımı mevcut değil. Umarım iyi bir çeviriyle Türkçe olarak da okuyabiliriz. Bilimkurgu ve distopya dünyasını sevenler kesinlikle kaçırmamalı.
#Kali
#TanrıKompleksi
^
^
#alıntı
Gençler hayal ettikleri geleceklerine ne kadar bağlıysa, yaşlılar da kendi topraklarına o kadar bağlıydılar.
^
Dünya umursamazca dönüyordu. Soğuk bile kırılmış, parmaklıklarının arasından bir bahar havası veriyordu.
^
^
@dmbarlas @perseusyayinevi