Kamusal Alanda Başörtülüler

·
Okunma
·
Beğeni
·
289
Gösterim
Adı:
Kamusal Alanda Başörtülüler
Baskı tarihi:
Kasım 2004
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799752630986
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Araştırmacı Nazife Şişman'nın sosyolog Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ile son yirmi yıldır Türkiye'de en çok tartışılan "Kamusal Alanda Başörtülüler" kavramı etrafında yaptığı röportajlardan oluşan eserder, herkesin bir taraftan baktığı olaylara sağlam bir duruşla her taraftan bakılarak keskin eleştiriler yapılıyor; kalıcı ve yerli çözümler öneriliyor.
Kamusal alan yasakları, Cumhuriyet'in kuruluş refleksinden kaynaklanıyor; laikçi/dinci kutuplaşmasından besleniyo. Laikçi zihniyetin asıl itirazı, kamusal alanda eşitlenmeye.
Bu itiraz, başörtülüler aleyhine sınıfsal ve estetik bir baskıya da dönüşüyor. Siyasilerin eşlerine, şıklık/rüküşlük notları veriliyor. Tüm bunların körüklediği kimlik krizi, başörtülüleri kararsız ve güvensiz bir duruş sahibi kılıyor. Ve bu duruş başörtülüleri, marjinallik ile "herkesleşme" arasında bir seçime zorluyor.
Başörtüsünün bir "sorun", bir "mağduriyet" olarak kodlanması, başörtülü genç kızları, yasaklar üzerinden bir kimlik kurgulamalarına neden oluyor. Barbarosoğlu'na göre bu durum, adeta, "eylemsizlikten kariyer yapmak".
Bunlar kesin eleştiriler. Ama ciddi bir tahlile dayanan eleştiri, çözümsüzlük demek değil. Kitap kendi çözüm önerisini de ortaya koyuyor: Bu soruna ancak "buradan" bakarak bir çözüm bulunabilir. Avrupa tecrübesi ya da Amerika'nın çoğulcu politikası, bizim yaramıza merhem olamaz. Zaten kendilerine bile merhem olduğu şüpheli. Çözüm, ithal edebileceğimiz bir şey değil.
Ve kitap, "buradan" çözüme katkı olma iddiasında.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Romanlar kadının saçının bir tek teline kurban olunduğu süreci anlatır da, aynı kadın eş olduğunda, saçının bir teli çorbadan çıktığında ne olduğunu anlatmaz.
Karşımıza ‘onlar’ diye bütün kötülükleri temsil eden bir temsili varlık koymadıkça ‘biz’ olmanın farkına varamıyoruz.
Cumhuriyet dönemine gelindiğinde; şehirler, sembolik modernleşmenin göstergesi olarak birtakım yasaklara tabi tutuldu. (...) Köyden şehre herhangi bir iş takibi için gelen insanlar pantolon ve fötr şapka kiralayarak gelmekteydi. (...) yani devlet vatandaşının her türlü hareketini mesai saatleri mantığı içinde denetleyen patron konumundadır. Şerif Mardin’e göre Cumhuriyet dönemi öncesinde İslam, merkez ve taşra kültürlerini bir arada tutan bir tutkal işlevi görmekteydi. Fakat Cumhuriyetle birlikte merkez ve taşra kültürleri arasında bir kopma yaşandı.
Dindar insanların başörtüsüne kilitlenerek hayatın içinde kaybolmaları... Yasaklar bittiğinde bu kilitlenmenin kötü sonucu olarak hayata dair hiçbir projelerinin, görüşlerinin olmaması...
Gandhi'nin çok uzun bir tavsiyesi vardır. Bilirsiniz. Sözlerinize dikkat edin, değerlerinize dönüşür, diye özetlenebilecek olan. Başlangıçta ortak bir dil oluşturabilmek için sığınılan kavramların, son beş yılda sığınılan kavramlar olmaktan çıkıp savunulan kavramlar a dönüştüğüne şahit olduk.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kamusal Alanda Başörtülüler
Baskı tarihi:
Kasım 2004
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799752630986
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Araştırmacı Nazife Şişman'nın sosyolog Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ile son yirmi yıldır Türkiye'de en çok tartışılan "Kamusal Alanda Başörtülüler" kavramı etrafında yaptığı röportajlardan oluşan eserder, herkesin bir taraftan baktığı olaylara sağlam bir duruşla her taraftan bakılarak keskin eleştiriler yapılıyor; kalıcı ve yerli çözümler öneriliyor.
Kamusal alan yasakları, Cumhuriyet'in kuruluş refleksinden kaynaklanıyor; laikçi/dinci kutuplaşmasından besleniyo. Laikçi zihniyetin asıl itirazı, kamusal alanda eşitlenmeye.
Bu itiraz, başörtülüler aleyhine sınıfsal ve estetik bir baskıya da dönüşüyor. Siyasilerin eşlerine, şıklık/rüküşlük notları veriliyor. Tüm bunların körüklediği kimlik krizi, başörtülüleri kararsız ve güvensiz bir duruş sahibi kılıyor. Ve bu duruş başörtülüleri, marjinallik ile "herkesleşme" arasında bir seçime zorluyor.
Başörtüsünün bir "sorun", bir "mağduriyet" olarak kodlanması, başörtülü genç kızları, yasaklar üzerinden bir kimlik kurgulamalarına neden oluyor. Barbarosoğlu'na göre bu durum, adeta, "eylemsizlikten kariyer yapmak".
Bunlar kesin eleştiriler. Ama ciddi bir tahlile dayanan eleştiri, çözümsüzlük demek değil. Kitap kendi çözüm önerisini de ortaya koyuyor: Bu soruna ancak "buradan" bakarak bir çözüm bulunabilir. Avrupa tecrübesi ya da Amerika'nın çoğulcu politikası, bizim yaramıza merhem olamaz. Zaten kendilerine bile merhem olduğu şüpheli. Çözüm, ithal edebileceğimiz bir şey değil.
Ve kitap, "buradan" çözüme katkı olma iddiasında.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Emel Seymen
  • Rüveyda Yavuz
  • Nur Banu
  • feniçka*
  • HALÎME ALTUĞ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0