Yeşilçam filmlerini sever misiniz? Ben çok severim. Her türlü eksikliklerine, hatta bazen çok saçma hatalarına rağmen izlemekten keyif alırım. Peki, senaryo kitaplarını sever misiniz? Ben onları da çok severim. Çünkü çekilen filmleri kendi kafamda, kendi ruh halime göre tekrar canlandırırım. Hele daha önceden izlediğim filmlerse, ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, oyuncuları da yakından tanıyorsam eğer, gözümde canlanır nasıl hareket ettikleri, konuştukları.
Kan filminin senaryosunu da sahafta bakınırken buldum. Kapakta Tarık Akan’ın orta yaşlı hali –ki film çekildiğinde Tarık Akan 40 yaşında bile yoktur, muhtemelen saçları film için beyazlatılmıştır–, gözükmemesine rağmen at üstünde olduğu tahmin edilen bir halde uzaklara (belki de kanlısına, hasmına) bakmaktadır. Osman Şahin de öykülerinde sade ve anlaşılır bir dil kullanan bir yazar. Türk sinemasında filme çekilen birçok öyküsü de var. Bu kitap ise yazdığı ilk senaryodur. Ben de bu şartlar altında ve fiyatı da makul olunca, fırsat transferi mantığıyla kadroya kattım.
Arka kapakta kendisi, şu şekilde anlatmış yazma nedenini; “Bir öykü, tredman (arka kapaktaki yazılış şekliyle bu, doğrusu tretman olacak, Türkçesi “geliştirim senaryosu”.), senaryo, filmi çekecek yönetmen içindir. Senaryoyu sahne sahne, plan plan besleyen, büyüten, canlandırıp ayağa kaldıran yönetmendir. Öykü ve senaryo, yönetmenin yaratıcı yorumundan geçtikten sonra ancak bir anlam kazanabilir. KAN Filminin senaryosunu yayınlamaktaki amacım, bir senarist-yönetmen ayrımının altını çizip vurgulamak değildir; sinemamıza 15’ten fazla öykü vermiş bir yazar olarak yazdığım ilk senaryoyu, saflıkları, yanlışlıkları ve güzellikleriyle kitaplaştırarak okura ulaştırmaktır.”
Filmin yönetmeni Şerif Gören, usta bir yönetmen. Tarık Akan ise, hem Haydar Ali