Adı:
Darağacı Avı
Baskı tarihi:
Aralık 2010
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711930
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Osman Şahin edebiyatımızın sözlü geleneğini, köy gerçekliğini, yakın dönemin siyasi acılarını öykülerine taşıyan bir öykücümüz.

"Yerden üç dört karış yukarıda, az ötede, ağır ağır sallanan ölünün gözlerinin akı iyice çıkmış, bilenmiş, garip bir baskıyla donanmıştı sanki. Koca gövdede canlı kalan tek gözleriydi; biraz Hori'ye, biraz da Miran'a bakıyor gibiydi. Bilinmeyen gerçeklere bakışıyla dokunur gibiydi. Sayısız vedalarla dolu bir bakıştı bu. Kıpırtısız, karşı konamayan süt beyazı bir aka kesmiş parlayan gözler... Ölünün parlayan gözleri ağır ağır kapandı. Asıl şimdi ölmüş gibiydi."

Değerli öykücümüz Osman Şahin, Toros köylerinin yaşanmış öykülerini anlatmaya devam ediyor. Şahin, yaşadığı, tanık olduğu olayları, tanıdığı kişileri ölümsüzleştirirken gerçekçiliği, inandırıcılığı elden bırakmıyor. Darağacı Avı, birbirinden çarpıcı öykülere yer veren bir kitap. Kitaba adını veren öykü, düşmanını öldürmekle yetinememiş, onu bir darağacına asarak çürümesini beklemeye durmuş Miran'ın ürpertici dramını konu ediniyor. Şahin, Bamedi köylülerini, sözlü halk anlatım geleneğinin Toroslardaki son temsilcileri olan Bey Analar'ı, onların ağıtlarını ustalıkla taşıyor okura.
(Tanıtım Bülteninden)
112 syf.
·3 günde·8/10
Osman Şahin'in bu eseri, okuduğum bir önceki kitabı olan Ölüm Oyunları'nı andırıyor biraz: bu kitapta da Osman Şahin o güzel, kıvrak kalemiyle yine Toroslarda yaşayan insanların hikâyelerini ve bir kez daha ölen, öldüren insanları anlatıyor.

Bu kitap 2010 yılında basılmış. Yazar hikâyelerinde genel bir tema olarak Toros insanlarını, yörükleri, arapları, kürtleri anlatıyor. OKuduğum üçüncü kitabı olduğu için ortak noktalar olarak geleneklerin ağırlığı, etkileyiciliği, belirleyiciliğini; medeni denen yaşam biçimden uzakta, kendi kendine yaşayan ve kendi topraklarının kanunlarıyla hayatta kalan insanların suçlarını, kötülüklerini, hayatta kalmak isterken suç işleyerek tökezlemelerini ama bir yandan da bu suçla gurur duyarak büyüklenmelerini anlattığını söyleyebilirim Osman Şahin'in. Burada medeni olan şey, yani yasalar, yani şehir, yani kendi geleneklerinin var olmadığı bir yer ve zaman, devlet ve onun yasaları olabilir. Osman Şahin'se devletin az olduğu, az hissedildiği, yasaların yetişemediği, insanı dönüştüremediği veya dönüştürmediği yerlerde insanın acısını, intikam hissini, suça yönelişini anlatıyor. Bunu yaparken bunların tam karşısında duran insanları da hikâyelerine katarak bu ölüm dolu, intikam, kin dolu yerlerde insaniyete çağıran sesler, karakterler koyuyor ortaya.

Kitap çok etkileyici bir intikam öyküsüyle başlıyor: Kitabın son öyküsüne dek ölüler ve cesetler baş roldeler. İlk öyküde kanlısı Hamey'i öldüren Miran'ın korkutucu öyküsünü şiirselliğe de uzanan bir dille okuyoruz. Öykü ilginç; Hamey'in intikam amacıyla ardıç ağacından baş aşağı asılan cesedi son satırlara kadar çürüyor, bozuluyor, kokuyor ama öyküden asla çıkmıyor. Miran'ın dinmek bilmeyen kini kadar net bir şekilde hissediyoruz bu çürümeyi, ama toprağa kavuşmak isteyen, unutmak ve toprak olmak isteyen bir cesedin inleyişi bu. İkinci öyküde Osman Şahin bu sefer bir başka ölünün, başka bir cesedin öyküsünü anlatıyor: "Sarı Yatakta yaşlı bir adamla evlendirilmiş genç bir kızın otopsisi yapılacak, katil belli, otopsi için eşin rızası gerek, ama töreler bir erkeğin cesedine dahi olsa karısına başka erkeklerin bakmasına öfkeleniyor.

İlk iki öyküden sonra yazarın Ölüm Oyunları kitabında da gördüğümüz bir şey oluyor: bu sefer Yörüklerin sözlü geleneklerinden ağıtçılarla ilgili üç öykü okuyoruz. Bey Analar denen üç ağıtçı kadının sözlerini dinleyerek, birbirinden bağımsız ya da birbiriyle ilişkili hikâyeler okuyoruz: fransız işgâli, ihanetler; kavuşamadan savaşta ölen sevgililer ve her bir yandan bu kötülüklerin, ölümlerin ağıdını söyleyen Bey Analar. Osman Şahin böylece öykülerinin sadece bir yazarın hayal gücü değil, bir geleneğin, kültürün, belki kaybolan bir zamanın da taşıyıcısı olduğunu gösteriyor. Kendi adıma bu yönünü beğeniyorum yazarın.

Kitabın son öyküsü Çatal Celal ise kitabın genel atmosferinin, temalarının dışına taşan güzel bir hikâye ama yeri bu kitap değil; çünkü sevinç dolu, komik, hafif öyküsüyle Çatal Celal kitabın ölüme, cesetlere, kine, çürüyüp gitmesi gereken geleneklerin çürük kokusuna ve bu kokunun aslında devletin oralara erişmezliğine, oraları ihmal etmişliğine dek uzanan yaklaşımına dokunmadan geçip gidiyor; bizi ciddiyetle bakmaya çağırdığı topraklara, adetlere, insanlara ve onların yalnızlığına, gelenek ve töreleri tarafından istismar edilmişliğine sanki ara vererek, tebessüm etmeye çağırıyor gibi, ve işte bu da kitabın çok iyi bir eser olmasını engelliyor kanımca.

Ne olursa olsun, Osman Şahin kesinlikle çok iyi bir yazar. Her şeyden önce bu sıcak, kıvrak kalem çok güzel karakterler yaratabiliyor; bu dil kesinlikle olgun, güzel bir dil, hangi hikâye olursa olsun canlı canlı resimler, görüntüler dikiveriyor önümüze; gerçekten de küçük bir dere gibi, taşlara, kayalara çarpa çarpa, üzerlerinden heyecanla akarak yoluna gidiyor Osman Şahin'in öykü dili. Bu yüzden kesinlikle yazarı ve eserlerini okumanızı öneriyorum.

Herkese iyi okumalar.
112 syf.
·9/10
Torosları, Mersin’i, Fransız işgalini anlatan güzel bir kitap. Yazarın dili çok akıcı. Yer yer eski Türkçe ifadelere de yer vermiş, kitabı daha güzel kılmıştır. Yörükleri, onların söylencelerini her hikayesinde satır satır işlemiştir yazar. Köylümüzü, Anadolu’yu merak edenler mutlaka okumalı.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Darağacı Avı, Osman Şahin'in yaşanmış olaylara dayanarak yazmış olduğu öykü kitabıdır. Bu kitapta, Toros köylerinde tanık olduğu olayları ve kişileri çarpıcı bir gerçekçilikle öykülemektedir. Hikâyelerinde yer alan insanları, hem fiziksel hem de ruhsal olarak derinlemesine ele alarak okura sunmaktadır.
Darağacı Avı; kan davası, intikam, ölüm ve korku temalarının çoğunu içinde barındıran derinlikli bir öyküdür. Bu hikayede karakterin, hem intikam hem de korku duygusuyla, öldürdüğü kan davalısının cesedini darağacında günlerce bekletmesi konu edilmektedir. Bu süre içinde karakterdeki değişimler ve yaptığının sebep ve sonuçları ustalıkla aktarılmaktadır.
Darağacı Avı, Toros insanlarının hem geçmişte hem de günümüzde yaşamış oldukları acıları çarpıcı bir gerçekçilikle aktarması bakımından okunmaya değer olarak görülmelidir...
“Nerede olursanız olun, söyleyecek bir sözünüz olsun. Söz haysiyettir. Hayat ise bir aynadır. Söze, hayata girmeyen kendini göremez. Her insan dünyaya bir kez gelir, kendisi için gelir, kendisi için görür. Yollar bitmez tükenmez ömürlerin tekrarından ibarettir. Her yolun sonu olduğu gibi öykülerin, masalların da sonu vardır. Anlatanın diline, dinleyenin kulağına sağlık,” derlerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Darağacı Avı
Baskı tarihi:
Aralık 2010
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711930
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Osman Şahin edebiyatımızın sözlü geleneğini, köy gerçekliğini, yakın dönemin siyasi acılarını öykülerine taşıyan bir öykücümüz.

"Yerden üç dört karış yukarıda, az ötede, ağır ağır sallanan ölünün gözlerinin akı iyice çıkmış, bilenmiş, garip bir baskıyla donanmıştı sanki. Koca gövdede canlı kalan tek gözleriydi; biraz Hori'ye, biraz da Miran'a bakıyor gibiydi. Bilinmeyen gerçeklere bakışıyla dokunur gibiydi. Sayısız vedalarla dolu bir bakıştı bu. Kıpırtısız, karşı konamayan süt beyazı bir aka kesmiş parlayan gözler... Ölünün parlayan gözleri ağır ağır kapandı. Asıl şimdi ölmüş gibiydi."

Değerli öykücümüz Osman Şahin, Toros köylerinin yaşanmış öykülerini anlatmaya devam ediyor. Şahin, yaşadığı, tanık olduğu olayları, tanıdığı kişileri ölümsüzleştirirken gerçekçiliği, inandırıcılığı elden bırakmıyor. Darağacı Avı, birbirinden çarpıcı öykülere yer veren bir kitap. Kitaba adını veren öykü, düşmanını öldürmekle yetinememiş, onu bir darağacına asarak çürümesini beklemeye durmuş Miran'ın ürpertici dramını konu ediniyor. Şahin, Bamedi köylülerini, sözlü halk anlatım geleneğinin Toroslardaki son temsilcileri olan Bey Analar'ı, onların ağıtlarını ustalıkla taşıyor okura.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Sedat Yıldırım
  • Erhan K.
  • Gülay Umar
  • ibrahim gül
  • Sebih yüre
  • Avzemezva
  • Rogojin
  • Biri
  • ışıl koçak
  • gzd

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0