Küba ve Latin Amerika edebiyatının önemli eserlerinden biri kabul edilen Kapanda Üç Kaplan, tanımlaması çok zor, bir kalıba koyması pek mümkün olmayan, sıradışı, renkli ve çoksesli bir postmodern roman.
Tek cümleyle, çok kabataslak özetleyecek olursak, Küba Devrimi’nin hemen öncesinde, Batista döneminde bir grup arkadaşın eğlence hayatını anlatıyor diyebiliriz. Yazar Infante okuru, dans ve müzik dolu Havana gecelerinde bir yolculuğa çıkarıyor adeta; fotoğrafçı Codac, aktör Arsenio Cue, gazeteci-yazar Silvestre ve müzisyen Eribo eşliğinde dönemin Küba’sında kayboluyoruz.
Biçimsel açıdan çok özgün bir metin Kapanda Üç Kaplan, okuduğum başka hiçbir romana benzemiyor, ki zaten yazarın esas amacı da bu. Ahlaki bir mesaj verme, siyasi bir panorama çizme gibi bir kaygısı olmayan Infante, sanki okura estetik bir oyun labirentinde kaybolmayı vadediyor. Kitap zaten sanki tüm kurgu bir şovmuş gibi, Havana’nın ünlü gece kulüplerinden birinde bir gösteri gibi açılıyor. Sonrasında beş farklı karakterin karışık bir sırada verilen monologlarıyla devam ediyor. İlk başlarda farklı zihinlere girip çıkmaktan keyif alarak ilerlemekle beraber, karakterlerin seslerini ayırt edebilme ve netleştirebilme umuduyla okuyorsunuz. Ancak ilerledikçe Infante aksine vites arttırıyor ve farklı anlatıcıların yanı sıra farklı anlatım biçimleri de devreye giriyor. Bir bölümde, Küba’ya turist olarak gelen bir çiftin ziyareti farklı perspektiflerden aktarılıyor mesela. Bir sonrakinde Troçki’nin ölümünü -Carpentier dışında hiçbirini tanımadığım- farklı Kübalı yazarların kaleminden okuyoruz. Kitabın ikinci yarısı ise neredeyse tamamen, bu arkadaş grubunun birkaç gece başlarından geçenlerle sohbetlerinden oluşuyor ama bunlar da aşina olduğumuz klasik ya da düz bir anlatımla değil, okurken beyin kıvrımlarınızı
Kapanda Üç Kaplan - G. Cabrera Infante
James Joyce'tan sonra linguistik bağlamda oyunlar yapan, kelime şakaları ile edebiyatı bir oyun haline getiren İnfante Küba edebiyatının en önemli yazarlarından biri. Argo ifadeleri, Sokak dili, aslına benzeterek yaptığı kelime türetmeleri ile bir dil ustası. Kendisi kitap hakkında "500 sayfalık bir şaka olarak okunmalı." Şeklinde konuşuyor. "Roman formunda otobiyografi" diyor. onun hayatını araştırınca bu otobiyografik noktaları fark edebiliriz.
Gelelim kitaba. Batista döneminden başlayarak Küba'nın devrim yolculuğu arka planında Havana'da bir gece kulübünü ve insanlarını okuyoruz. Kübalı bir ailenin en büyük oğlu Fico'nun işlettiği El Tropico adlı eğlence kulübündeki insanların diyaloglarını, mizahi sohbetlerini okuyoruz. Ailenin tüm çocukları da Küba'nın geçirdiği değişimle farklı yerlere savrulur. Kulüpteki müzikler, danslar bol bol gözümüzün önünden kayarken bir yandan da Fidel Castro başa geçer. Sonrası herkes için bir uyum sağlama sorunu ve geleceğin farklı yönlere akması şeklindedir.
Kapanda Üç Kaplan'ı müzik, dans ve devrim romanı olarak hatırlayacağım.
Anlattığım kısımlar aslında parça parça, kesik kesik bölümlerin bir araya getirilmiş hali. Kitap bol sabır gerektiriyor. Bütüne ulaşınca daha anlamlı oluyor. Ki esas olan da zaten bence İnfante'nin dili eğip bükme becerisi. Vadideki Balzac, Honore de Zambak; Seks ve Köfte, William Fucker bu oyunlardan birkaçı.
Çeviri de Seniha Akar'ın kaleminden çıkmış. Yazarı kadar Seniha Hanım'ın da üstün bir gayret sarf ettiğini düşünüyorum. Ortaya çıkan eser takdire şayan.
Don olarak kitabın bir de filmi var The Lost City adıyla. Yönetmenliğini Andy Garcia'nın yaptığı filmde Andy Garcia'nın oyunculuğunun yanı sıra Dustin Hoffman güb ünlü isimler var. Filmi 2005 yapımı olmasına
1929 yılında Küba'da (Gibara) doğdu. Kapanda Üç Kaplan adlı romanıyla tanınır. İlk yazıları Bohemia dergisinde yayımlandı. Daha sonra sinema eleştirileri yazdı. Batista rejimine karşı makaleler yayımladı. 1962'de Belçika'daki Küba büyükelçiliğine kültür ateşesi olarak atandı. 1965'te bu görevden ayrılarak Londra'ya yerleşti. İngiliz vatandaşı oldu. Çağdaş yaşamın çeşitli yönlerini alaycı ve taşlamacı bir üslupla eleştirdiği denemeleri büyük ilgi gördü.
Bazı yapıtları: Asi en la paz como en la guerra (Savaşta Olduğu Gibi Barışta da, Öykü-1960); Vista del amanecer en el tropico(Tropik Ülkelerde Gündoğumu Manzarası, Mizah Öyküleri-1974).