KEDER ÜLKESİ/ FIRAT SERİN
“Hayatın iki farklı yüzü vardı insanlık için; Bir yüzündeki insanlar yaşıyor, öteki yüzündeki insanlar ise yaşamaya çalışıyordu.”
Merhaba,
Varlık içinde yüzen bir kral ve yoksulluk içinde yaşayan bir halk. Gözleri, kulakları halkının sefilliğine, hastalığına ve süregelen savaş feryatlarına karşı sağır ve kör...Onun tek düşüncesi görkemli bir heykel yapmak, kendi heykelini. Bunu yapacak yerde yaşayan insanların hiç önemi yok onun için. Ülkenin bu durumuna daha fazla kayıtsız kalamayan bir cadı, onu uyarmak için saraya gider. Fakat kral, cadının uyarısını duymazdan gelir, bunu saygısızlık olarak atfeder. Kral istediği kadar bağırsın, nihayetinde karşındaki bir cadı.Yapar yapacağını ve kralı lanetler. Bu lanet sonucu kral, en temel vasfını, yani kral olma özelliğini kaybeder. Onu tanıyan herkesin gözünde bir yabancıdan farksız hale gelir. Bir anda kendini sarayın dışında bulur. Sen şimdi naneyi yemedin mi kral efendi.
Elinden krallık vasfı alınan, maddi hiçbir gücü kalmayan kral "Keder Ülkesi"nin acımasız gerçekliği karşısında ve sokaklarda ne yapacak dersiniz?Kral, unvanını yitirdiğinde, gerçekte kim olduğunu ve değerini neyin belirlediğini keşfetmek için nelere göğüs germek zorunda kalacak?
İnsanı insan yapan statüleri mi?
Gelelim sözün özüne; Güç, iktidar, sefalet, pişmanlık, toplumsal kayıtsızlık ve kralın gözünden gerçeklikle yüzleşme gibi konular ön planda. Toplumsal ve felsefi göndermeler içeren eser ;iktidar sahiplerinin sorumluluklarını, lüks içinde yaşayanların yoksulluğa olan kayıtsızlığını ve bu kayıtsızlığın bireysel ve toplumsal sonuçlarını cesurca irdelemektedir.
Kısa ama derin, felsefi ve toplumsal eleştiri içeren kitapları sevenler, bu kitabı da gönül rahatlığıyla okuyabilir. Yeni kitaplarda buluşmak