"O bizi dünyanın kötü şekilde hayal kırıklığına uğrattığı, normalde bizi ayakta tutan duygularımızın yanılsamalarına yenilip içine düştüğümüz karanlıkları çok iyi anlayan bir arkadaşa ihtiyacımız olduğu zamanlarda yönelebileceğimiz, onları dağıtacak az sayıdaki filozoftan biridir."
Bundan tam 205 yıl önce bugün dünyaya gelen Søren Kierkegaard için yazılabilecek olan en güzel cümle, bu sanırım. Bu cümle, Alastair Hannay'ın dev eserinden değil, bir video sunumundan geldi. Hannay'ın kitabı, Søren'in yaşadığı ortamı, iç dünyasını, çevresini oldukça başarılı bir şekilde çizerken, fazlaca akademik bir dilde yazılmış olduğunu ve akademik olarak bir ilgisi olmayan okuyucuyu sıkma ihtimalinin yüksek olduğunu not edelim. Akademik ilgisi olmayan benim gibi bir okuyucuyu çekmesinin nedeni de kişisel ilgidir. Bugüne kadar birçok düşünürün farklı şekillerde hayatımda yeri olduğunu söyleyebilirim ama Søren Kierkegaard gerçekten aklımı bambaşka yerlere götüren, dünyaya bambaşka bakan ve dünyamı alt-üst eden bir filozof. Kierkegaard için söylenilecek en net cümlelerden biri de şu olur; başka düşünce kitapları yazardan bağımsız okunabilir ama Kierkegaard'ın kitaplarını, kendi yaşamından bağımsız bir şekilde okumak imkansızdır, gerçi yaşamını bilsek de okumak ve anlamak ne kadar mümkün tartışılır ama hayatını bilmeden onu düşünmeye çalışmak tamamen zaman kaybı olur.
Kitapla ilgili söylenecek pek birşey yok esasen. Ben de kitap yerine, doğumunun da 205.yılı şerefine büyük düşünür ile ilgili birşeyler yazmak istiyorum. -uzun bir yazı olacak, yer yer de konu dağınık olacak, baştan belirteyim-
------------------------
Kitabın başında olduğu gibi, Üstad'ın tarih sahnesine çıkışından başlayalım:
"Tarih 28 Kasım 1835, yer Kopenhag Üniversitesinde Öğrenci Birliği toplantısıdır. Bu olaydaki