İnsanın ve Ruhun İhtiyacı

Kökler

Simone Weil
Çevirmen:
Yusuf Yenen
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı:
300
Basım Tarihi:
1 Mayıs 2021
İlk Yayın Tarihi:
Ekim 2001
Yayınevi:
Ketebe Yayınları
Orijinal Adı:
L'enracinement: prélude à une déclaration des devoirs envers l'être humain
ISBN:
9786257303828
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
Sanırım okurken ve incelemesini yazarken en zorlandığım kitap oldu. Şöyle bir dönüp baktığım da otobüste, metroda, evde sürekli elimde olan ama bir türlü bitmeyen bir kitaptı benim için. Bir noktadan sonra kitapla kavga etmeye başladım. Neden bilmiyorum ancak kitap akmadı. Belki de 34 yaşında, eserlerini sistemleştiremeden ölmesi, Kökler’in bu kadar "tamamlanmamış" ve bazen yazarın kendi fikri değilmiş gibi duran savruk yapısını açıklayabilir. Her ne kadar İkinci Dünya Savaşı sonrası Fransa’sı için yazılmış bir "yeniden yapılanma raporu" gibi pazarlansa da, elimizdeki saf bir siyaset felsefesi metni. Kitapdan çok yazar etkiledi beni açıkçası. Öncelikle ona değinmek istiyorum. Simone Weil 1909’da doğuyor ve 1943’te ölüyor yaklaşık 33 yıllık kısa bir hayatı var. Kendisi bu süreçte İspanya İç Savaşı’na katılan, fabrikalarda ve tarlalarda işçilik yapan, "Özgür Fransa" için savaşan aktif bir figür. Vichy hükümeti, Hitler falan… Aslında burada söylemek istediğim şey, yazarın düşünsel dünyası ne kadar hareketliyse aynı oranda aktif bir yaşam içinde kendisi. Thomas Eliot’un önsözde uyardığı gibi; onu "mistik, anarkosendikalist, Yahudi, Katolik veya Stoacı" gibi etiketlere hapsetmek hata olur. Weil, tüm bu uçları optimum bir dengede buluşturmaya çalışıyor. Ancak bu "herkesten bir parça alma" çabası, onu döneminde yalnızlaştırmış: Solcular için fazla dindar, sağcılar için fazla devrimci kalmış. Yine de modern dünyanın tehlikesini erkenden koklayan, "kökleri koparmanın özgürleştirici olduğu" şeklindeki zehirli fikre karşı duran vizyoner bakışı hayranlık uyandırıcı. Önsözü okuyunca istemsiz bir heyecan duydum. Çok iyi bir önsöz, yazar ve kitap hakkında çok güzel noktalar içeriyor. Yazara dönersek, Avrupa Birinci Dünya Savaşı’na yaklaşırken ve savaş sırasında iken
1000Kitap
KöklerSimone Weil · Ketebe Yayınları · 202133 okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2023 73. kitabı
okuduğum ilk kitabı "tanrı sevgisi ve bahtsızlık"tı ki bayılmıştım kendisine. sonra hevesle bu kitabına başladım. Allah affetsin ama ne zaman bitecek diye sayfalarını saydım, sıkıntıdan patladım, az kalsın kızamık çıkaracaktım. okuması eziyetli bir kitaptı. anlattığı şeylere bir yerden sonra kafam gelmiyordu. yine de bitirdim sonunda. ilk bölüm kutsal kurallar ve kavramlar kitabı tadında dikteler ve fransız halkına tavsiyelerle dolu bir siyaset arenasıydı. ikinci bölümde işin dinî kısmına, tanrısal kutsallığa giriş yaptı. önce halkın belini düzeltmek sonra dindarlığını göstermek ister gibiydi. ama beklediğim şey beni bu kadar yorması değildi. bir şey olmamış bu kitapta, bir şeyler eksik, ya weil bana hitap etmedi bu sefer ya da çeviri olmamıştı. hangisi bilmiyorum fakat hevesim kursağımda kaldı. yine de hiç mi olur yanı yok? olmaz mı var tabii ki; bir dolu altını çizdiğim bilgisel yer ve ne değişik bir bakış açısı dediğim kısımlar. elbette bunları bu sıkılmışlık içinde okumak istemezdim. keşke akıp gitseydi satırlar, bu kadar ittirmek zorunda kalmasaydım kendimi.
KöklerSimone Weil · Ketebe Yayınları · 202133 okunma
Puan vermedi
Son sayfasını kapattığımda tuhaf tuhaf gülümsedığim kitaplardan birisi oldu. Gerçekten çok beğendim. Evreni enteresan ve çok güzel. Şahsen ben uzun zamandır böyle lanetli, zehirli bir evrende büyücüler ile yan yana olmamıştım ve bu duruma ba yıl dım. Kurgu ve anlatım açısından ağır ve her sayfası dolu dolu. Bence anlatım bakımından aynı #159560335 'ya benziyor. Tek kitap olduğu halde büyük bir serinin giriş kitabı gibi. O yüzden bu kitabı özellikle betimleme okumayı seven, fantastik olsun da gerisi önemli değil diyen, bol bol not almayı ve okuduğu evreni hayal etmeyi, kurgulamayı seven okurlara tavsiye ediyorum. Çünkü kitap çook uzun bir giriş bölümü gibi. Bu durum bazı okurları sıkabilir, benim gibi okurları da mest olmuş halde bırakabilir. Böyle kendimi şu an nasıl hissediyorum biliyor musunuz? Yaşadığım uzun yolculuktan dolayı yorgun ama keşfettiğim yerlerden ve tanık olduklarımdan dolayı mutlu ve heyecanlı. Karakterleri, olay örgüsünü, anlatımı, evreni sevdim. Bana soğuk kış günlerinde anlatılan masalları hatırlattı. Sadece sevmediğim tek bir durum var; o da sonunun çok güzel bir yerde bitmesi ve hikayenin sonunun yarım kalmış gibi hissetmem. Aklımda soru bırakmadı, mutluyum da ama sonuçta seri değil bu kitap o yüzden sonunu daha açabilir ve anlatabilirdi diye düşünüyorum. 'Başını zaten anlatmışsın sayfalarca sonunu da anlatsan aynı şekilde ne olurdu yanii ??' Diye söyleniyorum yazarafhfgdjf. Okuduğunuz için teşekkür ediyorum, kocaman sevgilerimle...
Alıntı
KöklerSimone Weil · Ketebe Yayınları · 202133 okunma
Ketebeleştirilemeyenlerden misiniz?
2/10
·300 syf.·
Kitabı beğendim mi? Bilemiyorum_ çevirmen kitabı okumama izin vermedi. Bir kitabı orijinal dilinde okumuyorsam, cümlelere sızan ve çevirmenin dünya görüşlerinden izler taşıyan sözcüklere _ bu sözcüklerden yazarın asıl düşüncelerine bulaşan anlamlara aşinayım. Bunda da belli oranda sorun görmüyor_ bu halin zorunluluğunu fark ve kabul ediyorum. Amin. Ama hocam bu nedir ya! Bu nedir? Bu nasıl bir "yeniden yazmak", anlamlandırmak ve yazara ait olmayan bir jargonla ona haksızlık etmektir. "Yuh olsun, haram olsun, çevirirken sakat bıraktığınız sözcüklerin ve düşüncelerin ahı 2_yazıyla iki_ alemde de yakanızı bırakmasın." Geniş bir beddua dağarcığına sahip olup, bu dağarcıktan keyfine göre seçtiklerini bir terennüm_ evet terennüm dedim_ halinde evinin odalarına serpip en sonunda da "daha da bir şey demiyorum." diyerek olayı tatlıya bağladığına inanan rahmetli nenemin bir cümlesiyle bitiriyorum. "Hakkımı yiyen b.kumu yesin müslüm'üm." Zorunlu açıklama: Müslüm en küçük amcam olup yurtdışına gittikten sonra ana ocağına hiç para göndermemesi nedeniyle nenemin b.kunu yemekle onurlandırılmıştır.
KöklerSimone Weil · Ketebe Yayınları · 202133 okunma

Yazar Hakkında

Simone WeilYazar · 16 kitap
Hayatı Weil, 1909'da ataları Musevi olmakla birlikte kendisini ve büyük erkek kardeşini agnostik olarak büyüten bir ailenin çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi. Hayatı boyunca başağrıları ve sinizütten dolayı acı çekti. Weil'in oniki yaşında Antik Yunanca öğrenerek ileri düzeyde kitapları okuyabilmesi ileride sergileyecek yeteneklerinin bir ön habercisiydi. École Normale Supérieure'deki sınıfının ikincisi olmuştu. 1919'da on yaşındayken Bolşevik olduğunu ilan etti. Gençliğinde işçi hareketine katıldı. Politik yazılar kaleme aldı, gösterilerde yürüdü ve işçi haklarını savundu. 1931'de öğretmenlik diplomasını alarak Le Puy adlı kız okulunda felsefe öğretmeni oldu. Öğretmenliğinin yanı sıra tüm eleştirilere rağmen marksizme inanan bir kişi olarak işsiz ve grevdeki işçiler arasına girerek yerel politik eylemlere katıldı. Sonraları Marksist görüşlerinden vazgeçmesine rağmen demokratik ve kapitalist toplumlara ilişkin görüşlerini yazmaya devam etti. Weil kapitalizm ve sosyalizmin sınırları hakkında kötümser bir görüşe sahipti. 1934'de sıradışı metotları sebebiyle öğretmenliği bırakmaya zorlandı ve Paris fabrikasında çalışmaya başladı. Kötü sağlığı ve eksik fiziksel gücü sebebiyle fabrikada fazla çalışamadı. 1936'da öğretmenliğe geri dönmüş ancak artık tüm şevkini kaybetmişti. Aynı yıl İspanya'ya gider ve İspanya İç Savaşı'nda anarşist cepheye katılır. Silah kullanmaz ancak cephe gerisinde çalışır. Kaynar suyla yaralanır ve Fransa'ya geri döner. Savaşdan sonra Weil ilgisini dine yöneltir. Tanrı ve onun kendi yaşamı ile ilgili iradesi hakkında daha fazla şey keşfetmenin peşine düşmüştür. İlk mistik deneyimini Solesmes Manastırında keşişlerin söyledikleri ilahileri dinlerken yaşar. Bu deneyiminden sonra hayatının geri kalanını Tanrı'nın kendi yaşamıyla ilgili iradesini keşfetmeye ve deneyimlerinin entelektüel sonuçlarını ifade etmeye adamıştır. Weil'e 1943'de tüberküloz teşhisi konmuştur. Doktorları tarafından dinlenmesi ve iyi bir diyet programı takip etmesi istendi ancak o, politik eylemlere katılmaya, ülkesindeki direniş sebebiyle duyduğu üzüntüyle yiyeceğini ülkesindeki insanlarının yiyeceği oranında kısıtlar ve çoğu kez çok az yiyecekle yetinir. Paraya önem vermeyişi özel bir tedavi kabul etmesine izin vermez. Sağlığı gittikçe kötüleştiğinden İngiltere'de Ashford'da bir senatoryum'da yatmak zorunda kalır. Kimilerince 20.yüzyılın en ilginç filozoflarından kabul edilen Simone Weil, 1943 yılının Ağustos ayında 34 yaşındayken kalp yetmezliğinden dünyaya gözlerini kapar. Ölüm raporunda şu ifadeler yer alır; "Merhume zihin dengesini yitirerek yemek yemeği reddedip kendini öldürdü." Çoğu eseri ölümünden sonra yayınlanmıştır.