Bu kitabı okurken aklıma
rahmetli Erbakan Hoca geldi...Özellikle de şu sözleri,
Sekiz milyonluk İsrail için bir buçuk milyar Müslüman Ebabil bekliyorsa, Ebabiller gelse İsrail'i değil bizi taşlar.
İki bölümden oluşan,tek oturuşta bitirebileceğiniz bu kitabın ilk bölümünde kendi degerlerimiz, kendi kaynaklarımız ve kendi kavramlarımızla Kudüs anlatılmaya çalışılmış, ikinci bölümünde ise bir seyahat öyküsü ile sahiplenme duygusu pekiştirilmek istenmiş...
Kitabı okudukça Kudüs'ü kendi kaynaklarımızdan okumanın önemini , "Kudüs bizimdir!", "Kudüs kırmızı çizgimizdir!" söylemlerinin içinin dolduğunu; kitabın vermek istediği asıl mesajın ustalıkla, ayetler, hadisler, menkıbelerle desteklenerek verildiğini kimi zaman hüzünlenerek, kimi zaman gururlanarak hissedeceksiniz.
İsrail'in Filistin'e attığı füzelerin yarısını Müslümanlar İsrail'e atsa akşam çayını Kudüs'te içeriz."
O kadar alışmışız ki zalimin diliyle, zalimin söylemleriyle, isimlendirmeleriyle bizim olana hitap etmeye bizim olana bile bizim demekten korkar hale gelmişiz.O kadar sindirilmişiz ki tatil planları yapan çoğu insanın son hayalleri arasında kalmıştır hep Filistin'e gitmek, Mescid-i Aksa'yı, Kudüs'ü görmek...Oysaki Kudüs demek Peygamberimizin Miraca yükseltildiği,namazın farz kılındığı, Peygamberimizin(sav) "Gidin!" dediği, bütün peygamberlerin cem olduğu, Rabbimizin ayetinde "Etrafını mübarek kıldım" dediği yer demek...Hangimiz Kudüs'ü böyle biliyoruz.Önce kavramlarıyla zihinlerimizi işgal ettiler, böylece fiziksel işgale de zemin hazırladılar.Yaptıkları her eylemde önce Müslümanların tepkisini ölçtüler, tepkisizliklerinden cesaret alarak işgallerini,aşağılamalarını daha da şiddetlendirdiler.Peki ya biz ne yaptık Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya saldırıldığında… Eyleme dönük olmayan birkaç cümle...