Derslerin dinleyici üzerinde meydana getirdiği etki, onun alışkanlıklarına bağlıdır. Çünkü hepimiz alışkın olduğumuz dili isteriz ve ona aykırı düşen şeyler, alışık olmadığımız şeyler olduklarından, bize yabancı ve anlaşılmaz görünürler. Çünkü anlaşılır olan, alışkın olunandır.
Zorlukları aşmak için bunları iyice derinlemesine incelemek faydalıdır; zira zorlukları aşmada sonraki kolaylık, önceki açmazları çözmektir, öte yandan düğümü tanımayan için onu çözmenin imkanı yoktur.
Şimdi olduğu gibi başlangıçta da insanları felsefe yapmaya iten şey, hayret olmuştur. Onlar başlangıçta açık güçlükler karşısında
hayrete düşmüşlerdir. Daha sonra yavaş yavaş ilerlemişler ve ay, güneş ve yıldızlara ilişkin olayları, nihayet dünyanın oluşumu gibi daha büyük sorunları ele almışlardır.Şimdi bir sorunu fark ermek ve hayret etmek, kendisinin bilgisiz olduğunu kabul etmektir (Bundan dolayı efsaneyi seven de bir anlamda
bilgeliği sevendir. Çünkü efsane, hayret verici şeylerden meydana gelir). Şimdi bilgisizlikten kurtulmak için felsefe yapmaya giriştiklerine göre, onlar, kuşkusuz herhangi bir faydacı amaçla değil, sırf bilmek için bilimin peşine düşmüşlerdi. Olaylar da. bunu doğrulamaktadır: Çünkü hemen hemen hayatın bütün ihtiyaçları ve konforu ile ilgili şeyler tatmin edilmiş olduğunda böyle bir bilgi aranmaya başlanmıştır. O halde bizim onu başka herhangi bir yarar için aramadığımız açıktır. Nasıl ki bir başkasının amacı için değil, kendi amacı için var olan insana özgür
insan diyorsak, aynı şekilde bu bilimi biricik özgür bilim olarak aramaktayız. Çünkü yalnızca o, kendi amacı için vardır.
Zira yarasaların gözleriyle gün ışığının ilişkisi nasılsa, ruhumuzdaki akıl da doğa gereği en açık şeyler karşısında öyledir. Yalnızca görüşlerine katılabileceklerimize değil iddiaları yüzeysel olanlara da minnettar olmak adil olur.