"LEBENSMÜDE"
"Küçükken dünyamız küçüktü, çok şey bilmiyor bildiklerimizle mutlu mesut yaşıyorduk. Sonra büyüdük ve çok şey öğrendik. Dünyamız büyüdü. Yaş aldıkça dünyamızı küçültmek istedik. Çünkü artık çok şey biliyor ve bunlardan kaçıp küçük dünyamızda mutlu olmak istiyorduk. Yaşamayı her geçen gün daha çok beceremiyoruz. Vallahi bu aralar başım çok ağrıyor!"
Türk Edebiyatında güncel toplumsal meseleleri cesur bir dille ele alan eser, kısa ama etkileyici bir kitap olarak dikkat çekiyor.
Lebensmüde, Almanca bir kelime olup, "hayattan bıkmış" veya "yaşam yorgunu" anlamına gelir. Kitabın ismi, içeriğiyle paralellik göstererek, bireylerin içsel boşluklarını, hayata karşı duyduğu yabancılaşmayı ve umutsuzluğu yansıtıyor. Birbirine bağlı kısa öykülerden oluşan her bir hikâye, farklı karakterlerin yaşam mücadelesini, acılarını ve hayata tutunma çabalarını işliyor.
Hayat, çoğu zaman sessiz bir silah gibi üzerimize doğrultulmuş gerçeklerle dolu. Tahir’in tabancasından çıkan silah sesi gibi, bazı olaylar hayatımıza bir anda girer ve ardında kalıcı izler bırakır. Susturucunun ömrü vardır, derken aslında her deneyimin, her acının zamanla daha görünür hâle geldiğine işaret ediyor. İnsan, bazen farkında olmadan her yeni deneyimde biraz daha fazla etkilenir, biraz daha yaralanır.
Günlük yaşamın karmaşasında ise unutuveriyoruz. Tahir’in de dediği gibi, geçim sıkıntısı çeken aileler, savaşın gölgesinde kaybolan hayatlar, büyük acılar… Hepsi birer anı, birer istatistik olmaktan öte geçemiyor çoğu zaman. Yarın yine unutulacak, bugün hissettiğimiz öfke ve keder, yarın yerini başka bir telaş alacak.
Oysa Şark’ın hatırlattığı gibi, siyasetin ve gündelik kavgaların ötesinde, farklı kültürlerden, farklı yaşam biçimlerinden öğrenecek o kadar çok şey var ki… Birbirimizi kırmadan, kin