Henüz genç olan Lectus, bir gün eve dönerken beklenmedik bir yerde bulur kendini. Her yer ak pak ışık içindedir. Çevresinde ise çember biçiminde oturmuş kimseler vardır. Taht olduğu belli olan yerde ise Laude, tüm Sanctusların en başı. Neden, nasıl oraya geldiğini anlamayı bırakıp yapılan konuşmalara kulak verir. Çok geçmeden ise oraya ait olduğu, gerçekleştirmesi gereken büyük bir amacının olduğu kendisine söylenir. Duruma oldukça hızlı alışan Lectus'a Patria öğretmenlik yapacaktır. Doğuştan içinde var olan yeteneklerini hızla geliştirmesi gerekiyordur.
.
Kara Kitap'ı bulmaya çıkmadan önce sarayın derinliklerinde tutsak olan Yohan'la karşılaşır. O da bir Sanctus'tur ancak Seonsa ırkından olan Umiru'yla birbirini sevdikleri için kızı sonsuza dek Raj'a gönderirken adamı da tutsak etmişlerdir. Lectus ise okuduğu betiklerden bu ikiliyi birleştirmek için yola koyulur. Raj'a girmesi bile olağan dışı bir durumken oraya gidip de dönen yoktur. Ama yine de dinlemeyecektir söylenenleri.
.
Anka Kuşu'nun abisi Kein Corvus'la tanışıyoruz. Lectus'u benimserse ona yardım edip bir yaşam uzunluğundaki köprüyü kanatlarında geçirecektir. Amaç ışıktan oluşan şelaleye varmak, Santus olabilecek suyu almaktır.
.
Eski iki dost, yeni iki yağı olan Laude ile Goroziak, Kara Kitap için savaşmaya başlarlar. Henüz yeteneklerini yeni yeni öğrenen Lectus Piris'se savaşın can damarıdır. Büyük bir savaş başlar, kıyımlar, ölümler, yıkımlar olurken tutsak düşen Kerpale işkence görür. Kitabı kullanabilmek için tüm ırklardan kan gerekmektedir. Ancak iki yan da oldukça zekidir.
.
Peki, Yohan Umiru'yla kavuşacak, Kara Kitap açılacak, Lectus'un arkadaşları Bellus ile Wisker ait oldukları ırka alışacak, savaş sonlacak mı? Yeryüzünü bu kez hangi güç yönetecek?
.
Yerli fantastik olan L.P. tümüyle yeni ırklardan