OKUNABİLİRLİK: Yer yer akıcı olsa da özellikle ilk bölümlerdeki karakter ve mekân yoğunluğu tempoyu bir hayli zorlaştırıyor.
FİKRİN DERİNLİĞİ: Politik gerilim, dedektiflik unsuru ve biyoteknolojik korku iyi harmanlanmış, ancak ton farklılıkları bütünlüğü zedeliyor.
KURGU: Paralel ilerleyen iki hikâye ilgi çekici başlasa da ortalarda tekdüzeliğe kapılıyor. Sonlardaki twist hikâyeye taze bir kan getiriyor.
KARAKTER: Holden ve Miller zıt yapılarıyla öne çıkıyor. Yan karakterler ise yeterince işlenmemiş.
GENEL ETKİ: Türlerin birleşimiyle iddialı bir evren sunuyor, fakat tempo ve karakter işlenişindeki eksikler, etkisini zayıflatıyor.
James S. A. Corey’nin The Expanse serisinin ilk kitabı olan Leviathan Uyanıyor, geniş bir evreni, politik çatışmaları ve iki ana karakterin kesişen yolculuklarını merkezine alan bir uzay operasıdır (bilimkurgunun alt türü; ben de bu kitap sayesinde öğrendim). Kitap, hem noir dedektif (karanlık, kasvetli atmosferli dedektif hikâyesi) öğelerini hem de bilimkurgu entrikalarını bir araya getirse de, temposu ve karakter işlenişi açısından okuru ikiye bölen bir yapıya sahip.
Roman, farklı noktalardan giren çok sayıda karakter ve olay örgüsüyle açılıyor. Holden ve mürettebatının yaşadıkları ile Miller’in kayıp Julie Mao’yu arayışı paralel şekilde ilerliyor. Özellikle ilk bölümlerde karakter fazlalığı ve mekân değişimleri hikâyeyi karıştırmama sebep oldu. Bazı kısımları birkaç kez okumak zorunda kaldım. Bu durum okur için biraz zorlayıcı olabilir, en azından benim için öyle oldu.
Hikâye belli bir noktadan sonra Holden ve Miller üzerine yoğunlaşıyor. Holden, iyimser ve “doğruyu yapma” takıntısı olan bir kaptan. Miller ise alaycı, yıpranmış bir dedektif. İki karakterin zıt kişilikleri, tekdüzeleşme riski taşıyan hikâyeye bir miktarda olsa dinamizm