Luciferi çok güzel anlatıyor tam sevgi yani ben herkeze nasıl sans veriliyorsa lucifere de illa kötü diye sevemez mı kalbi yok mu belkide onu aşk guzellestirecekti kalbini kim bile bilir
Serinin üçüncü kitabı olan LUCİFER, Şeytan kavramının beşinci ila on beşinci yüzyıllardaki evrimini gözler önüne sererken din, sanat, edebiyat, tiyatro gibi alanların yanı sıra skolastik felsefe, mistik teoloji, vaiz edebiyatı, hagiografi yardımıyla Ortaçağ diabolojisine ışık tutuyor.
LUCİFER’de, Ortaçağ’daki Şeytan kavramının yüzyıllar içinde nasıl değiştiğini ve meydana gelen katı inançların 1500’lerde ve 1600’larda cadı avı histerisini nasıl körüklediğini de öğreniyoruz
Russell, kavramın özellikle Batı’daki gelişimini incelese de Doğu Ortodoksluğu ve İslam düşüncelerine dair detaylı bilgilere de yer veriyor.
LuciferJeffrey Burton Russell · Panama Yayıncılık · 201871 okunma
Genel anlamda hıristiyanlar içinde kötülüğün kökeni, şeytan ismini alışı ve bunların teolojik gelişimini, önemli şahısların görüşleriyle beraber ele almıştır Jeffrey burton russell. Kendi baskın dini duygularını bir tarafa bırakıp objektif davranamadığı Bi eser ortaya çıkarmıştır. Hıristiyanlıkta şeytan kavramının kaldırılmaması gerektiğini savunmakta. Bazı düşüncelerimin gelişimini sağladı. Okunabilir 3 cilt. Tavsiye ederim
LuciferJeffrey Burton Russell · Panama Yayıncılık · 201871 okunma
İnsanlar, Şeytan’a inanıyorum ifadesinden sakınırlar; çünkü “Allah’a inanıyorum” ifadesine paralel bir tınısı vardır. Fakat bu iki ifade paralel değildir; çünkü “Allah’a inanıyorum” ifadesi hem Allah’ın varlığına entelektüel onayı, hem de Allah’a kişisel bağlılığı ima eder. “Şeytan’a inanıyorum” ifadesi ise ahlaki bağlılığı değil yalnızca Şeytan’ın varlığına entelektüel onayı ima eder. Bu üçüncü seride Orta Çağda Şeytan kavramı üzerinde durduk. Şeytan’ın edebiyat ve sanat hayatındaki yansımalarını gördük. Şeytan’a farklı toplumlarda ve farklı dinlerde verilen isimleri, yakıştırmaları okuduk. Örneğin 15.yy’da Kara(Günahkar) Efendiyle bütünleştirilen bazı adlar şunlardır; Lucifer(kibir), Beelzebub(haset), Sathanas(gazap), Abadon(miskinlik), Mammon(tamah), Belphegor(pisboğazlık) ve Asmodeus(şehvet). Farklı isimler almış olsa da Şeytan; kötülüğün efendisi, insanlığın düşmanıdır. Şeytan’ın kökeni ne olursa olsun kimi inanışlar onu maddi dünyanın yaratıcısı olarak görmüş, kadiri mutlak Tanrı kavramına düalist bir yapı kazandırmıştır. Kimi semavi inanışlar ki -örneğin Hıristiyanlık- Tanrı’nın mutlak iyiliğini ispatlayıp kötülüğün onun doğasında bulunamayacağına insanları ikna edebilmek için Şeytan’a ayrı bir tinsellik katmıştır; ve böylece iki tanrı olduğu çelişkisini doğurmuşlar bilemeden günaha girmişlerdir. Tüm bu parçalanmalar sadece Hıristiyanlıkta değil Musevilik ve dinimiz İslamiyet’de de varlığını sürdürmüş. Ancak belirtmek gerekir ki bizde hiçbir zaman inanışa düalist bir yapı kazandırılmamıştır. Her daim kadiri mutlak bir yaratıcı olduğu fikri ağır basmıştır. Ancak yine bizde de çeşitli bölünmeler olmuştur. Ve Şeytan bu bölünmeleri çok iyi kullanmasını bilmiştir. Ne de olsa o, kötülük sanatında evrenin en iyi üniversitesinde (Cehennem) yüksek lisans yapmış bir