Öncelikle elimden bırakmak istemediğim, her boş anımda koşarak sarıldığım, sayfaları çevirdikçe büyüsüne daha fazla kapıldığım ve okumaya doyamadığım bir kitap olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim...
"Mansfield Park", 200 yılı aşkın bir süre önce yazılmış olmasına rağmen, günümüz dünyasıyla şaşırtıcı derecede benzer. Roman, bize toplumun ahlaki yozlaşmasını, paranın ve statünün insanlar üzerindeki etkisini ve gerçek erdemin ne olduğunu sorgulatıyor. Hangi dönemde yaşarsak yaşayalım, bu iki faktör insan davranışlarını şekillendiren en güçlü itici faktörlerden biri olmaya maalesef ki devam ediyor.
Romanın ana karakteri Fanny Price, hepimizin alışkın olduğu Austen kadınlarından çok farklı. Elizabeth gibi zeki ve esprili değil, Emma gibi sosyal kelebek de değil. O, odanın köşesinde durup sessizce her şeyi gözlemleyen, utangaç ve biraz da pasif bir kız. İlk başta "Neden bu karakteri ana kahraman yapmış ki?" diye düşünebilirsiniz. Ama sonra fark ediyorsunuz ki, Austen bize şunu soruyor: Gerçek erdem, ilgi odağı olmakla mı ölçülür, yoksa sessiz bir onurla mı?
Eserde de tanık olacağımız üzere zekaları ve çekicilikleriyle herkesi etkileyen karakterler var ama onların sahip oldukları bu sosyal statü gerçek bir ahlaki pusulanın yokluğunu örtüyor. Onların değerleri, içsel bir inançtan ziyade, başkalarının gözündeki imajlara dayanıyor ve bu durum, onların tüm cazibesini ve zekasını bir anda anlamsızlaştırıyor ve başrolümüz olan Fanny Price'ın sessiz, pasif ve utangaç ama değerlerinden ödün vermeyen asil kişiliğini ön plana çıkarıyor. Şunu görüyoruz ki bir insanın değerini gerçekten belirleyen şey, ne kadar çekici ve zeki olduğu, ya da ne kadar yüksek bir sosyal statüye sahip olduğu değildir, gerçek değer kişinin en zor anlarda bile kendi ahlaki ilkelerine sadık kalabilme