Kadınların hüküm sürdüğü bir distopyada erkeklerin tüm hakları ellerinden alınıyor ve bu düzene karşı gelen herkes cezalandırılıyor. Bu karanlıkla mücadele etmeye çalışan bir ailenin savaşına tanık oluyoruz.
İnsan kulağının duyabildiği ses aralığı 0-140 dB, Öldürülmek üzere olduğu için yardım isteyen bir kadının çığlıkları bu aralıkta değil, öldürüldükten sonra yakılan, parçalara ayrilan, üzerine beton dökülen kadınların sessizliği de bu aralıkta değil. Tecavüze uğrarken ağzı kapatılanların sesleri de yüksek bir binadan atılan kadmin betona çakıldığında çıkardığı ses de çocuk gelinlerin düğünlerinde çalan oyun havaları da bu aralıkta değil. Bir kadının kahkahası ise tam olarak bu aralıkta, Kadınların hüküm surduğu, dinin emirleri ile ve devlet kanunlarıyla erkeklerin cinsiyet rollerinde boğuldukları, üreme ve kas gücü dışında bir işe yaramadıklarının düşünüldüğü, yüksek mevkilere gelemedikleri, okula gitmelerinin gerekli görülmediği, sokak ortasında öldürüldükleri, hükümet tarafından korunmaları(!) için mavi otobüs zorunluluğu getirilen bir ülke, Bir distopya okuyacağımı düşündüğünü biliyorum, Cinsiyetleri değiştirirsen böyle bir dünyada yaşadığını göreceksin. Bu kitap sen yalnız olmadığını bildiye yazıldı. Diğerleri ise kitabı okurken empati yapmak zorunda kalacak.