Bu kitap sadece bir intikam hikâyesi değil, aynı zamanda toplumun adalet anlayışına, ahlaki çöküntüsüne ve yozlaşmış yapısına dair derin bir eleştiri.
Başarılı bir avukat olan Aktuğ Akın Erlik’in, büyük bir kayıp yaşadıktan sonra adalet arayışına girmesi ve zamanla bunun onu nasıl farklı bir noktaya taşıdığını okuyoruz. Kitabın başından sonuna kadar, onun gözünden dünyanın nasıl karanlık ve bozuk göründüğünü hissediyorsunuz. Yaptıkları ne kadar doğru ya da yanlış, en çok sorguladığımız şeylerden biri oluyor. Karakterin psikolojisi çok iyi bir şekilde işlenmiş, ruh hâlinin bozulmasını gerçekten hissedebiliyorsunuz, size yabancı gelmeyen hisler yaşıyor. Tabi kitap boyunca koşulsuz şartsız yanında olan kardeşin Leyla’yı da unutmamak gerek
Başta kitabın adını “CN” merak etmiştim. Polisiyeye dair bir şeyler düşündüm ama kitabı okudukça ne anlama geldiğini öğrendim. CN, siyanürün kimyasal sembolü ve aynı zamanda Aktuğ’un öldürme yöntemi. Siyanürün etkisi gibi, o da kendince toplumun çürümüş yapısını yavaşça zehirlemeye çalışıyor. Yani sadece bireysel bir intikam değil, daha büyük bir değişim arayışı içinde. Ama ne yazık ki sistemin gücü karşısında istediğini yapamıyor, bu yüzden hikâye sonu biraz hüsranla bitiyor.
Kitap sadece adaletle ilgili değil; SMA hastalığı, mezhep çatışmaları, toplumsal eşitsizlik gibi pek çok önemli meseleye de değiniyor. Yazar, bu sorunları o kadar doğal bir şekilde işliyor ki, kitap boyunca bunların her biri gerçekten can alıcı bir şekilde önümüze seriliyor, çünkü hepsi bildiğimiz şeyler. Yani, kitap sadece bir suç hikâyesi değil.
Bir tek, bazı bölümlerdeki uzun diyaloglar ve paragrafların fazla uzun olması beni biraz zorladı sadece 1 puanı oradan kırdım. Sayfalarca süren cümleler bazen okuma hızımı düşürüyordu. Ama yine de kitabın etkileyiciliği