27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül; ülkenin karanlık zamanları...Geçip gitti mi bu karanlık zamanlar, yoksa devam mı ediyor? Bazılarımız aydınlık günlerde olduğumuza inanıyor, bazılarımız karanlığın en koyu halindeyiz diyor. Ama kim ne derse desin, neye inanırsa inansın, bu ülkede ötekileştirilecek birileri her zaman bulunuyor, kara propagandayla adeta uyuşturulan halk yığınları, linç edilecek bir "öteki" buluyor.
Bu ülkenin toprakları, linç edilmiş ülke insanının bedenleriyle doludur.
Bu ifadeleri ideoloji ayrımı yapmadan söylüyorum. Linç bazen mezhep, bazen ırk, bazen parti, bazen dini anlayış farklılığından kaynaklanabiliyor.
Neyse, çok uzatmadan kitap değerlendirmesine geçeyim.
Kitaptaki tarihsel olaylar, ana karakter Gediz'in hayat serüveni esas alınarak anlatılmış. Anlatım, 1950 seçimlerinden başlıyor. Seçim sonuçlarını "Benim bayramım bugün, bayramım..." diyerek kutlayan Sakine Hanım'ın, 1960 ihtilalini "Allah'ım bana bu günleri de gösterdi." diyerek sevinç içinde karşılaması da ayrı bir gerçeklik barındırıyor. Siyasetçiler için geçerli olan "Dün dündür, bugün bugündür." anlayışının, seçmen için de geçerli olduğunun ironik bir ifadesi olmuş Sakine Hanım'ın yaklaşımları.
Sovyetlerden yayılan sosyalist anlayış ve inanışın, Türkiye'de yıllar itibariyle yaşadığı evreleri, geçirdiği değişimleri, fikri ve silahlı mücadele arasında gel-gitlerini ve sosyalist yapıların düzenle olan mücadelelerinin yanında, kendi aralarında da giriştikleri mücadeleleri ve kavgaları anlatılmış kitapta.
Türkiye'nin önde gelen sosyalist ideolog ve militanları gerçek isimleriyle anlatılmış. Bu da kitaba tarihsel bir roman tadı vermiş.
Kitabın yazarı olan Gün Zileli'nin sol fraksiyonlardan geldiği düşünüldüğünde (kendisini anarşist olarak tanımlamaktadır) , romanı olaylar bazında aktarması ve