Misafir-iz-Ş (İşaret 6)

·
Okunma
·
Beğeni
·
36
Gösterim
Adı:
Misafir-iz-Ş
Alt başlık:
İşaret 6
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
483
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052182543
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mona Kitap
Dünyanın esirleri...
Bedenin esirleri...
Malın mülkün esirleri...
Makamların, evlatların, hırsların, tutkuların esirleri...
Beni unuttunuz, ama daha acısı kendinizi unuttunuz.
Varoluş sebebinizi, ilahi hakikatinizi, aslen kim olduğunuzu ve neden dünyaya gönderildiğinizi unuttunuz!
Sıladasınız diye “salat” ile çağırdım sizi...
Ta ki siz esaretiniz olan dört unsur kalıbını (toprak, ateş, hava, su) kırıp da “Sıla”da değil içimde “Rahmim”de olduğunuzu anlayıncaya kadar...
Ya benî İsrâil...
Ey İsrâiloğulları...
Ey Esiroğulları!
Siz dünyaya değil aşka, sevgiye ve güzelliklere esirdiniz.
Siz Rabbinize, O’nun size duyduğu sevgiye esir olsaydınız dünyaya efendi olurdunuz.
Ne yaptınız siz... Ne yaptınız!
Yaptığınız nankörlük bana zarar veremez ama siz ne yaptınız!
Ne yaptınız...
Kendinize…

(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Afuv ve Rauf: Allah’ın bu esmaları çok derin ve çok manalıdır.
Affediciliğe ilişkin pek çok esması olan Rabbimiz “Afuv” kelimesindeki affedicilikle annelerin evlatlarını affettikleri gibi bir affediciliği kasteder. Bir anne evladını affettiğinde, ona olan şefkat ve sevgisinden, sanki affedilmesi gereken olay hiç olmamış ve onda hiçbir olumsuz iz bırakmamış gibi
affeder. İşte Afuv esması Allah’ın kulunu böyle bir affedicilikle
affettiği esmadır.
Afuv kelimesi unutmayı, affetmeyi ve sevgiyi hepsini bir arada barındırır.
O taktirde eğer ki sen de Rabbinin esmalarının zuhur mahallî
olmak istiyorsan, “cömertlik, affedicilik, sevgi, şefkat...”
gibi duyguların arkasına tüm dikkatini koyup onlara “odaklanmak”
suretiyle bilincinde bu duyguların aktif hale gelmesini sağlamalısın.
Rabbinin ahlakıyla ahlaklanmaya çalışmak amacıyla O’nun esmalarının özellikleri olan güzel duyguları aktive etmen, bilinçaltında yıllardır tuttuğun öfke, nefret, kibir gibi eski ezber kayıtlarını bozup onların üzerine yeni duygular “yazman” demektir. Kendine yüklediğin böyle özellikleri olan
yeni bir program ise bu güzel duygulara ilişkin yeni nörolojik
bağlantıları ateşlemen ve yeni bir DNA yazılımına erişmen özetle yeni bir bilince ulaşman anlamına gelir.
Şu anda sadece İslami metotları uygulayarak kendini bilme
yolunda yol almaya ve bilinçaltındaki olumsuz kayıtlardan temizlenmeye başladığının farkında mısın?
Her neyi üst üste yaparsan, tekrar edersen bedenin onu
bir süre sonra otomatik olarak yapmaya başlayacaktır. Tekrar etmek anlamına da gelen “zikir” kelimesini bu mana ile örtüştürebilirsin. “Allah’ı zikret” demek sendeki ALLAH BİLİNCİNİ HATIRLA VE O BİLİNCE UYGUN DUYGU, DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞ ŞEKLİNİ TEKRAR ET demektir. Beden olduğun sanal algısından çıkıp Rahmanî nefesin tecelligâhı olduğunu hatırla demektir.
Bu bilgiyi kendine hatırlatman ve tekrar etmen ise nörolojik haritanı değiştirecektir.
İrfan ehli-Bilen’dir...
İhsan ehli-Ol’an’dır...
İrfan ve İhsan ehli Mümin artık daimi huzurda bulunandır...
A-Rab-cada kullanılan cehil/cehalet kelimesinin bizlerin anladığı gibi sadece bilim, ilim eksikliği olmadığını, aynı zamanda duygu ve davranışlarını kontrol etme eksikliğini ifade ettiğini söylemiştik. Mesele sadece A-Rab-ca bilmek ve anlamak olsa kim Ebu Cehil’den daha iyi A-Rab-ca bilebilirdi ki…
Demek ki sadece bilmek yetmiyor… Ebu Cehil, ilim ve hikmet sahibi olarak ifade edilirdi ama ruhen cahildi. Hakikat ilminden yoksun, duygusal tepkilerini kontrol edemeyen, ruhsal safiyetine ulaşamamış biri zâhir ilminde bir âlim bile olsa öğrendiğini uygulamadıktan sonra ne tür bir dönüşüm yaşayabilir ki? Yegâne BİLGELİK KİTABI olan Kuran’daki “kitap yüklenmiş eşek” tasvirinden öte…
Eğer ki bir şey Levh-i Mahfuz’da Allah’ın iradesi tarafından
yazıldıysa onu kimseler bozamaz.
Allah’a “yakîn” elde eden kişi zaten haddini bilir ve haşa aksi tavırlara cüret dahi etmez. Ancak bil ki irade
edilen şeyin arkasında muazzam bir cömertlik ve rahmet vardır. Görebilmek içinse sadece biraz sabır ve güven gerekir. Yoksa kişi şeriat bakışıyla basiretten perdelenen,
hakikatleri görmeye sabredemeyen Musa (a.s) gibi birçok ilim ve hakikatten perdelenir ve Efendimiz
(s.a.v.) tarafından “sabretseydi daha öğreneceği en az 1000 ilim olduğu” ifade edilen Hz. Musa (a.s) gibi, şeriat
ilminin perdesi yüzünden “ilm-i ledün”den (Allah’ının yanındaki ilimden) mahrum kalınır.
“Bizim hâlimiz şimşeklere benzer. Bazen yüksekten her tarafı görür gibi oluruz, bazen de ayağımızın üstünü
göremeyiz” demiş ya Hz. Yakup, işte öyle...
Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde dinin yetiştirmeyi
tasarladığı mümin tipinin özelliği olarak “iradesine sahip olmayı”
işaret eder. Bu özellik yukarıda da değindiğimiz gibi
şu ana kadarki tüm anlatımlarımızla (Geçmiş ve gelecekten
arınıp şimdi’de/AN’da kalmanın gereği) birebir örtüşür.
“Kehanet” geleceğe yönelik kurgu, öngörüdür. Ancak iradesi
elinden alınmış kişi gelecekten korkar ve AN’ı kaçırır. Din,
iradesi olan insan tipi ister. İşte bu yüzden kâhine gitmek
dinin bu özel amacıyla çatışır. Efendimiz (s.a.v.) de “Kâhine
giden bana indirileni inkâr etmiştir,” der. Geçmiş ve gelecek
kaygısıyla ilgili bir anlatımı yüzyıllar öncesinden Mevlânâ
Hazretleri’nden vereyim (Canımız Pirimize Selam olsun):
“Sufiye ‘Peşin tokat mı veresiye ödül mü?’ diye sormuşlar.
Sufi peşin silleyi tercih etmiş çünkü Sufi şimdiyi tercih eder.”
O, anın/şimdinin çocuğudur. Geçmiş ve gelecek, zihnin
yanılsaması olduğundan sufi (saflaşmış bilinç) şimdiyi, geçmiş
ya da gelecek için feda etmez.
Bu hakikati de Mevlânâ Hazretleri şöyle ifade eder:
“Geçmiş ve gelecek hakikati bizim gözümüzden gizleyen
birer hicap yani perdedir... Yanılsamadır... Sufi, her ikisini de
ateşe atar, yakar ve AN’ı yaşar...”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Misafir-iz-Ş
Alt başlık:
İşaret 6
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
483
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052182543
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mona Kitap
Dünyanın esirleri...
Bedenin esirleri...
Malın mülkün esirleri...
Makamların, evlatların, hırsların, tutkuların esirleri...
Beni unuttunuz, ama daha acısı kendinizi unuttunuz.
Varoluş sebebinizi, ilahi hakikatinizi, aslen kim olduğunuzu ve neden dünyaya gönderildiğinizi unuttunuz!
Sıladasınız diye “salat” ile çağırdım sizi...
Ta ki siz esaretiniz olan dört unsur kalıbını (toprak, ateş, hava, su) kırıp da “Sıla”da değil içimde “Rahmim”de olduğunuzu anlayıncaya kadar...
Ya benî İsrâil...
Ey İsrâiloğulları...
Ey Esiroğulları!
Siz dünyaya değil aşka, sevgiye ve güzelliklere esirdiniz.
Siz Rabbinize, O’nun size duyduğu sevgiye esir olsaydınız dünyaya efendi olurdunuz.
Ne yaptınız siz... Ne yaptınız!
Yaptığınız nankörlük bana zarar veremez ama siz ne yaptınız!
Ne yaptınız...
Kendinize…

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Tuğba
  • ESRA
  • Simge altıok
  • GÜLŞAH ÖNEN
  • Ilknur B

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0