Mümin Bulut, benim uzun süredir büyük bir merakla beklediğim kitap olmuştu. Bekliyordum çünkü bunun için pek çok sebebim vardı. Yazılış sürecini yıllar öncesinden beri kıyısından köşesinden takip ediyordum; konusu ve coğrafyasıyla ilgimi çeken tarihi bir roman olacaktı; yazarı yakından tanıyıp bildiğim ve dahi sevdiğim bir büyüğüm idi ve memleketim Samsun da bu romanda kendine yer bulacaktı. Bütün bu sebepler bir araya gelince benim için tez elden temin edip okumak da elzem oluyordu tabii…
Her şeyden önce Samsunlular olarak hemşehrimiz Akın Üner’e bir teşekkür borçluyuz. Bilmeyenler için söyleyeyim, Akın Üner, mesleğini başarıyla icra eden bir mühendis ve halihazırda Samsun’da oldukça meşakkatli bir görevi var. Zaten ilk soru ve tebrik buradan çıkıyor; o yoğunlukta fırsat bulup da bu kitapları nasıl yazıyor? Kitapları diyorum zira bilenler bilir 2010’da çıkmış olan bir de Çalı Harmanı var; 1920’li yılların Samsun ve Drama/Sarışaban’ındaki Türk ve Yunan mübadilleri anlatan –ki o da tavsiyemdir.
Farkındayım bir türlü Mümin Bulut’a giriş yapamadık. Öyleyse önce mevzuyu hülasa edelim.
Osmanlı sultanlarından I. Murad, Rumeli’deki en önemli Türk akıncılarından birisi olan ve 127 sene yaşadığı rivayet edilen Akıncı Bey’i Evrenos Gazi’ye fetih hizmetleri nedeniyle iki hediye verir. Birisi ‘Mümin’ adlı bir kılıç, diğeri ise ‘Bulut’ adlı bir kaftan… Bu hediyeler asırlarca Evrenosoğullarının himayesinde kalır lakin bir gün gelir emanetler kaybolur ve efsaneye göre Osmanlının geri çekilişi de bu hadiseyle paralel gelişir. Romanda iki zaman ama üç mekan var. Eski zamanda Evrenos Gazi ve Osmanlının kuruluş dönemini okuyoruz. Yeni zamanda ise 2011 yılında bir yanda Samsun’da, diğer yanda ise İstanbul/Yunanistan hattında gelişen olaylar var. Tabii modern zamanda Türk hükumeti bilinçli