N E F E S
“İnsanoğlu, canlıların en mükemmeli olsa da unutuyordu işte. Bilgilerini, birikimlerini, mutluluklarını, hüzünlerini, yeteneklerini… Zamanı geldiğinde her şey unutuluyordu. Belki de bu olması gereken bir haslettir. İnsan unutmaz ise kalan ömründe hayatın keyiflerini, lezzetlerini hiçbir şekilde alamaz, kalan ömrünü darağacına yürüme havasında geçirirdi. Acıları üst üste binerek önce kaburgalarını çatırdatarak kırar sonra ruhunu un ufak ederdi. Ama unutuyorduk. Unutmak da zorundayız galiba. Hatta bazen insan hatırlamayı bile unutur. Bu da galiba unutmanın son kertesidir.”
Adem, Bayan Lauren, Emma, Sophie, Recep (kulaksız), Çetin, Melahat teyze, Ramiz amca, Sultan, Enver dayı, Rıza baba ve diğer karakterler ile Hollanda ve Sivas’ta farklı hayatları yaşarken beraber adım adım ilerledik. Eserde hemen hemen her duygu yer almış. Hasreti, memleket özlemini, acıyı, hüznü, heyecanı, saflığı, kurnazlığı, dostluğu, sevgiyi, aşkı okuyabilirsiniz bu eserde. Yurt dışı ve Türkiye’deki trafik kazalarının karşılaştırması yapılmış. Çok da doğru yazmış yazarımız. Hele birde sigara ile ilgili yazılanlar, Sophie’nin düşüncesi ‘Öldürücü bir zehrin tesirinde, milyonlarca insanın çaresiz köleliği…’ cümlesine ben de katılıyorum. Günümüz hastalığı koronayı da çok güzel açıklayıcı detaylı bir şekilde kaleme almış yazarımızı tebrik ediyorum. Çok güzel bir eser okudum, insanı merakta bırakarak okurken bir sayfa, bir sayfa daha oku dedirtiyor. Kendimi o pansiyonun içinde onlar ile beraber olduğumu hissettim. Hele ki son sayfalara yaklaşırken heyecanla, sayfa 150 ye kadar gelmişim. Tanıdıkları aracı kapı önünde görünce nasıl olur bu derken, büyük bir merak ve şaşkınlık içerisinde iken sayfa sonunda birden kahkaha atmaya başladım. Hiç aklıma gelmemişti böyle bir şey olacağı. Aynı şekilde