Kitap Hz Mevlana'nın Ney ile ilgili beyitlerinin şerhini oluşturuyor. Şerhinin bile şerhi olması lazım diye düşünüyorum. Çünkü çok derin anlamları var.
M. Ali Özkan'ın tercümanlığını başarılı bir şekilde yaptığı, okunması gereken kaliteli bir eser. Mesnevide geçen ilk 18 beyitin şerhini içermektedir. Kısa zamanda bitirilebilecek tarzda anlamlı ve hikmetli bir kitap.
Mesnevî-i Şerh etmiş Yakubi Çerhi, kısa kısa değinmiş insanın ufkunu farklı bakışlara tefekkür eden, Allah aşkı, ölümün hayatın başlangıcı olduğu gibi erenlerden misaller vermis.
okunması gereken kitapların başlarında harika ufuk açıcı bir kitap oldu söyleyebilirim ki baş ucu kitabıdır herkesin okuması anlaması ve yaşaması gerekiyor
14.yüzyılın büyük âlimlerinden Yakub-i Çerhî; dönemin kıymetli zatı, kâmil, mükemmil şeyhi ve büyük mutasavvıf Şah-ı Nakşibend hazretlerinin[kuddisse sirruhû] gönlünü kazanmış, onun kutlu dergâhında kabul görmüş ve kendisinin mana hediyelerine mazhar olmuş bir velidir. Yakub-i Çerhî, hazırlamış olduğu bu eserde, Mesnevînin ilk on sekiz beyitini ve mezkûr eserde geçen bazı hikâyeleri şerh etmiş, âyet-i kerimeler ve hadis-i şerif'lerle konulara delil getirmiştir.
Neynâme
Ey berâder to hemân endîşeî
Mâ bakî to ustuhân u rîşeî
Ey kardeş! Sen ancak düşünceden ibaretsin.
Geri kalan varlığın ise kemik ve deriden başka bir şey değil.
| Hz. Mevlânâ
Evliyânın büyüklerinden. İnsanların îtikâd, amel, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenip yapmalarını sağlayan ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen İslâm âlimlerinin on yedincisidir. İsmi, Ya’kûb bin Osman bin Mahmûd’dur. Kâbil yolu üzerinde Gazne yakınlarında Çerh köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1447 (H.851) senesinde Hılfetû’da vefât etti. Burası, Hisâr Şâdmân’a yakın sınır köylerinden bir köy olup, kabri oradadır. Derin âlim ve veli-yi kâmil idi.
Ya’kûb-i Çerhî, önce Herat’a gidip, bir müddet ilim tahsîli yaptı. Sonra yine ilim tahsîli için Mısır’a gitti. Orada Zeynüddîn-i Hâfî ile birlikte, zamânının büyük âlimi Mevlânâ Şihâbüddîn Şirvânî’den ve diğer âlimlerden aklî ve naklî ilimleri öğrendi. Sonra Buhârâ’ya gitti. Orada da âlimlerden ilim öğrenip, icâzet aldı. Zâhirî ilimlerde yetişdikten sonra tasavvuf ilmine yöneldi. Tasavvuf ilminde ve hâllerinde önce Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn-i Buhârî’nin, sonra da onun halîfesi Alâüddîn-i Attâr’ın sohbetinde yetişti.