Sensizlik denilen meret tıpkı hiç yüzmeyi bilmeyen birinin suya ilk girmesi gibi bir şey, boğulmamak için ne kadar çırpınsa da, su onu içine çeker.
Ve bende bu haldeyim. Ne zaman gözlerini görsem, sanki okyanusun derin sularında boğuluyorum. Ne kadar çırpınsam da, o gözlerin aklımdan çıkmıyor. İçinde ''Sen'' olan bir cümle ile savaşmaktan kurtulamıyorum.
Nasıl bir savaştır bu? Ortada sen yoksun, ama ben yokluğunla yarışıyorum.
Evet haklısın bu savaşın galibi sensin. Çünkü hiç yoksun, olsan da bir şey değiştirmez zaten. O gözlerine mağlup düşerim.
Ben beyaz bayrak atıyorum artık. Teslim oluyorum o güzel gözlerine ve gülüşüne.
Savaşsam da bir şey değişmeyecek zaten. Canı yanan, üzülen, kırılan, kırılmak mı? Paramparça olan taraf ben olacağım. Sensizlik denen meret ile savaşım bitti artık.
Namağlup sen kazandın.
Kaybettiğin tek şey sevmediğin birinin, o güzel aşk dolu sevgisi...
Üzülme... (Benim kadar sevilmeyeceksin)
Ahmet Balaban & Ömür Yarım
Duyguların hikâye tadında anlatıldığı bir şiir kitabı. Ben biraz Ahmet Batman, zaman zaman da Kahraman Tazeoğlu okuyormuş hissine kapıldım. Bunu olumlu anlamda söylüyorum. Bence başarılı.
Ömür YarımAhmet Balaban · Dokuz Yayınları · 201468 okunma
Ömür Yarım herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, hissederek yazılmış bir kitap. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı bir eser. Kalemine sağlık Ahmet Balaban...
"Şiire olan ilgim, beni bu türden kitaplar okumaya mecbur kılıyor" demeyi çok isterdim. Fakat işin aslı bu değil maalesef..
Lise yıllarımdı.. İlk defa bir kitap fuarına gidiyor olmamın vermiş olduğu heyecanla gezerken stantları.. Birden gözüme bu kitap ilişti. O zamanlar kahve edebiyatı ile çay edebiyatı canhıraş yarışıyordu. Bir tarafta Kahveciciler diğer tarafta Çaycıcılar. Fecr-i Ati ve Servet-i Fünun gibi düşünün. Sonra bir de durup; şiirimizin ne halde olduğunu düşünün, Vesselam..
Kitabın kapağı ve ismi, ergenliğime ziyadesiyle hitap edici olduğu için fevri bir hareket ile alıvermiştim kitabı. Kahveciciler, Ahmet Batman ve Kahraman Tazeoğlu gibi isimler sayesinde, Çayçıcılardan birkaç adım üstündü. Malum, Ahmet Batman ve Tazeoğlu o zamanlar kendilerini şair ilan etmemişti.. Ahmet Balaban, Kahvecicilerin şairi olabilir miydi?
İşte bu merak ve hevesle okudum kitabı. Hala kitaplığımda da duruyor. Zira biliyorum ki ortalama bir asır sonra bu kitabın kıymeti anlaşılacak.. Sonuç olarak "Kahveciciler şairi Ahmet Balaban'ın Ömür Yarım eseri.."
Okuduğum için pişman değilim arkadaşlar. Ki zaten "0.facebook" jenerasyonuyuz biz. Herkes depresif ve arabesk takılırdı o zamanlar. Çünkü sigara yasağının olmadığı zamanlarda doğmuştuk ve İstanbul-Tokat arası sefer yapan otobüs firmalarında; yaklaşık 14-15 saat boyunca sigara dumanı soluyarak büyümüştük. Parklarda sallanmak yerine, parkların çayır çimenine oturur ve Bayhan falan dinlerdik. Tüm mahalle; kime aşık olduğunu bilmeden ve henüz aşk kavramına yabancıyken, aşk acısı çekerdi. TDK'nın kapanma eşiğine geldiği dönemlerdi. Haliyle yayınevleri de ayakta durma mücadelesi veriyordu.
Kitabı okuduğum için pişman değilim ama para verip de aldığım için pişmanım. Üstelik Sezai Karakoç ve İsmet Özel gibi yaşayan efsanelerin
Bu kitabı cok begendim icerisinde biraz uzücü olsada guzel cumleler var. Harika duygular. Bu kitap yanlızlıgı cok iyi anlatiyo. Okumanizi tavsiye ederim .
Ömür Yarım kitabının yazarı olan Ahmet Balaban 13 Mayıs 1996 Tarihinde Çankırı'da dünyaya geldi.
Aslen Malatyalı olan Balaban,
Öğrenim hayatını İsmet İnönü İlköğretim okulunda başlattı. Lise hayatında bazı geçimsizlilkleri sonucunda okulu bıraktı.
Lise hayatına son veren Balaban, kendini yazmaya adadı. Ve yazdıkları gittikçe beğenilmeye başlaması sonucunda kitap çıkartma girişimlerine başladı.
Kısa bir zamanda çok fazla yol kat eden Balaban, 2014 Yılının Aralık ayında (Ömür Yarım) adlı eserini okuyucularına sundu.