Patricia Cornwell’in "Otopsi"sini okumak, benim için sadece bir macera değil, adeta bir "gerçeklik tokatı" gibiydi. Polisiye türüne Dr. Kay Scarpetta gibi güçlü, zeki ama bir o kadar da insani bir karakteri kazandırması muazzam bir başarı. Çoğu polisiye kitabında cinayet bir "bulmaca" gibi işlenir; ama Cornwell burada bize o bulmacanın ne kadar kanlı, ne kadar acı verici ve ne kadar titiz bir çalışma gerektirdiğini gösteriyor. Scarpetta’nın o morgdaki yalnızlığı, cesetlerle olan sessiz iletişimi beni gerçekten çok etkiledi.
Kitabın dili bazen çok teknikleşse de, yazar bu teknikliği o kadar betimsel bir atmosferle harmanlıyor ki, o dezenfektan kokusunu gerçekten alıyorsunuz. Özellikle kadın bir karakterin, erkeklerin hüküm sürdüğü bir dünyada kendi tırnaklarıyla kazıyarak var olma çabası hikayeye çok farklı bir derinlik katmış. Scarpetta sadece bir doktor değil, maktullerin sesi olan bir avukat gibi aslında. Okurken katilin kim olduğunu merak etmekten ziyade, "Acaba Scarpetta bu travmanın altından nasıl kalkacak?" diye düşünürken buldum kendimi. Eğer siz de suçun sadece sokaktaki takibini değil, laboratuvardaki o sessiz ve derin analizini merak ediyorsanız, bu kitap tam bir başyapıt. Biraz sert, biraz soğuk ama kesinlikle çok gerçekçi bir yolculuk.